Burak Tekin

Burak Tekin


Adım adım Cumhuriyetin ilanı

01 Kasım 2021 - 11:00

Cumhuriyet rejimine giden süreçte, ilk adım, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılması; ikinci adım, Mili Egemenlik ilkesinin 1921 Anayasası’nın birinci maddesi olarak yer alması, üçüncü adım, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz’la işgalcilerin hayallerinin yerle bir edilmesi, dördüncü adım, 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılması, beşinci adım, 24 Temmuz 1923’te Sevr’in yırtılması ve Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanması, altıncı adım, 13 Ekim 1923’te Ankara’nın Başkent yapılması ve son adım, 29 Ekim 1923’te siyasal rejimin adı, Cumhuriyet olarak ilan edilmesidir
Atatürk, Cumhuriyeti bir gecede kurmadı.
Cumhuriyet, Mustafa Kemal’in kafasında uzun yıllar boyunca şekillenen çağdaş Türkiye projesinin eseridir.
Atatürk 28 Ekim 1923’te İsmet Paşa, Fethi Bey (Okyar), Eski kolordu komutanı Kemalettin Sami, Kocaeli Grup Komutanı Halit Paşa, Savunma Bakanı Kazım Paşa, Rize Milletvekili Fuat Bulca ve Afyon Milletvekili Ruşen Eşref Mustafa Kemal Paşa’nın davetiyle Çankaya’da akşam yemeğindedir.
Yemek sonrası, hükümet krizi görüşülür.
Mustafa Kemal, planını çok önce kararlaştırmıştır.
Ortaya çıkan sorunu kökünden çözecek şu cümleyi söyler: “Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.” Kanun teklifine, “Türkiye Devleti’nin hükümet şekli Cumhuriyettir.” kaydı eklenir.
29 Ekim 1923 Pazartesi günü saat 20.30’da, Anayasa Değişikliği onaylanır ve. “Yaşasın Cumhuriyet” nidaları ve alkışlarıyla Cumhuriyet kabul edilir.
Saat 20.45’te, oylamaya katılan 158 üyenin oybirliği ile Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal Paşa ilk Cumhurbaşkanı seçilir.
Atatürk, bunun üzerine bir konuşma yapar: “Hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.” der
Atatürk, İsmet İnönü’ye Başbakanlık teklif eder ve ilk hükümet kurulur.
Osmanlı’dan Genç Türkiye Cumhuriyeti’ne kalan miras oldukça kötüdür:
Cumhuriyet kurulduğunda, Türkiye’nin nüfusu 13 milyondu.
Okuma yazma oranı erkeklerde yüzde 7, kadınlarda binde 4.
Ülkede 72 ortaokul, 23 lise vardı.
Toplam ortaokul öğrenci sayısı 5905, lise öğrenci sayısı 1241.
Ortaokullarda sadece 543, liselerde 230 kız öğrenci okuyor.
Çocukların ancak dörtte biri okula gidebiliyor.
Ülkede sadece bir üniversite var. Arapça, Farsça ve Fransızca Türkçeyi istila etmiş.
Nüfusun yüzde 80’i kırsalda, önemli bir bölümü göçebe olarak yaşıyor.
40 bin köyün 37 bininde okul, yol, posta yok.

830 köy tümüyle, 930 köy kısmen düşman tarafından yakılmış.
40 bin köye karşılık, diplomalı ebe sayısı 136 idi. Sadece 337 doktor, 434 sağlık memuru, 60 eczacı bulunuyordu. Eczacıların neredeyse tümü yabancı. 150 ilçede doktor yoktu. Doktor başına 30 bin kişi düşüyor. Trahomlu insan sayısı üç milyondu; sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın durumdaydı.
Evlerin yüzde 97’sinde tuvalet yok.
 Bit ciddi bir sorun.
Bebek ölüm oranı yüzde 60’ın üzerinde.
Kapitülasyonlar ülkenin belini bükmüş.
Toplam sanayi kuruluşu 282.
Bunların sadece yüzde 9’u devletin yüzde 85’i yabancıların ve azınlıkların.
 Elektrik yalnızca İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerde var.
Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhuriyet mucizesi, bu korkunç tabloyu çok değil 10 yılda tersine çevirecektir
 Dünyanın hayran kalacağı bir başarı öyküsü yazılacaktır.
Türk kadını 1934’te seçme ve seçilme hakkını kazandı.
İtalya ve Fransa’da 1946’da, İsviçre’de 1971’de bu haklar verildi.
 Türkiye, kadınlara seçme seçilme hakkı verilmesinde Avrupa’da yedinci; dünyada 12’nci sırada yer aldı. 1935’te yapılan seçimlerde 18 kadın meclise girdi.
Atatürk’ün, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” sözü, Cumhuriyet’in tanımıdır.
1918-1945 yıllarında iki Dünya Savaşı sırasında Avrupa’da beş, Amerika’da beş olmak üzere toplam 10 ülkenin meclisi açıktı. Türkiye, bu 10 ülkeden biriydi.
 1938’de dünyada 17 ülkenin seçilmiş hükümeti vardı ve bu ülkelerin içinde Türkiye de vardı.
1944’te ise tüm dünyadaki 64 ülkenin sadece 12’si meclise ve anayasal düzene sahipti.
Hal böyle olunca.
Ülke olarak Cumhuriyete sahip çıkmak zorundayız.
Unutmayın 2023’te yalnız seçimi yapmayacağız.
Türkiye’nin geleceğini, rejimin şeklini de oylayacağız.
Türkiye’nin GELECEK’te de var olmasını istiyorsak.
2023 seçimlerinde kararımızı ona göre vermeliyiz.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum