Milli heyecan, buruk mutluluk
Savaş Demir
Yeni haftadan herkese selamlar değerli Mavi Kocaeli okurları…
Çok önemli bir haftayı geride bıraktık.
Şehrimizde A Milli Futbol Takımımızın heyecanı yaşandı.
Fransa ile oynanan karşılaşma, Kocaeli'nin böylesine büyük bir organizasyona ev sahipliği yapabileceğini bir kez daha gösterdi.
Ben bile cuma gününün nasıl geçtiğini anlamadım.
En son ne zaman bu kadar heyecanlandım, gerçekten hatırlamıyorum.
Saat 19.30 gibi stada geldim. Basın giriş kısmı oldukça kalabalıktı.
Ortam gergindi. Protokol girişinde ise kalabalık daha da fazlaydı.
Sesler yükseliyor, gerginlik giderek artıyordu.
Şehirde herkes üst düzey görev yapanları görüyor ama organizasyonun yükünü omuzlayan insanları pek kimse görmüyor.
TFF görevlileri, ilimizde görev yapan Spor Müdürlüğü çalışanları ve diğer görevli arkadaşlar…
Vallahi hepsinin vay haline!
Ne sıkıntılar yaşadıklarını anlatamam. Böyle büyük organizasyonların görünmeyen kahramanları var.
Görev yapan tüm arkadaşların hakkını teslim etmek gerekiyor.
Gelelim stat atmosferine…
Statta yerimi aldım. Tribünler yavaş yavaş dolmaya başladı.
Çalınan türküler, marşlar gerçekten harikaydı.
Fransa'nın da taraftarları vardı ve özellikle trompetleriyle maç boyunca oldukça ses çıkardılar.
Fakat bir an gerçekten üzüldüm.
Fransa Milli Marşı okunurken tribünlerden ıslık sesleri yükseldi. Açıkçası buna anlam veremedim.
Rakibimiz kim olursa olsun, milli marşlara saygı göstermek zorundayız.
Futbolun rekabeti sahada yaşanmalı. Umarım bunun tekrarını yaşamayız.
Saygı, her şeyden önce gelmek zorunda.
Ancak bizim tarafta da başka bir sıkıntı vardı.
Seyirci sanki evinde maç izliyormuş gibi karşılaşmayı takip etti.
Stat doluydu ama beklenen tribün desteği yoktu.
Biraz araştırınca Kocaelispor Hodri Meydan Taraftar Derneği'ne sadece 300 adet bilet verildiğini öğrendim.
Nasıl böyle oluyor milli maçlar. Burası futbol şehri bir il ve haliyle tribünün canlı olması için TFF de fedakarlık yapmak zorunda.
300 Hodri Meydan taraftarının canları çıktı yemin ederim.
Benim de bu konuda bir tahminim var.
Hodri Meydan'ın tribünde olması halinde bazı slogan ve tepkilerin yaşanabileceği düşünülmüş olabilir.
Ancak sonuçta ortaya çıkan tabloya baktığımızda stat dolu olmasına rağmen beklenen tribün atmosferi oluşmadı.
Oysa Hodri Meydan tribündeki yerini alsaydı, inanıyorum ki Milli Takım çok daha farklı bir atmosfer yaşayacaktı.
Bana göre maçın en büyük eksiklerinden biri tribün desteğiydi.
Geri kalanında ise oyuncu grubuna, yani bizim çocuklara söyleyecek fazla bir sözüm yok. Ellerinden gelen her şeyi yaptılar.
Montella biraz daha cesaretli olsaydı, belki puan alabilirdik. Hatta Fransa karşısında galibiyet bile mümkün olabilirdi.
Deniz oyuna biraz daha erken girseydi, yorulan orta sahada değişiklikler daha erken yapılsaydı farklı bir sonuç ortaya çıkabilirdi. Çünkü İsmail ve Salih ilerleyen dakikalarda oldukça yoruldu ve oyundan düştü.
Uğurcan'ın kırmızı kartı ise bana göre ağırdı.
Fakat ilginç olan şu ki Milli Takım 10 kişi kaldıktan sonra daha iyi oynadı.
Sahaya giren daha dinç ve güçlü oyuncularla birlikte oyun üstünlüğü bizim tarafımıza geçti.
Gol gelebilirdi…
Ama olmadı.
Montella 60. dakikadan sonra saha dizilişinde ve oyuncu tercihlerinde bazı değişikliklere gitseydi belki çok daha farklı bir sonuç ortaya çıkabilirdi.
Kısacası Montella ile de mücadele ettik.
Olmadı…
Ne yapalım?
Ben asıl, böylesine mücadele edilen bir karşılaşmadan puan çıkmamasına üzüldüm.
Bu kadar kötü bir Fransa'yı bir daha karşımızda görür müyüz, onu da bilmiyorum.
Ama şunu net söyleyebilirim:
Milli Takımımız sahada elinden gelen mücadeleyi verdi.
Şehrimiz de önemli bir sınavı geride bıraktı.
Şimdi sıra Bursa'da…
Darısı Bursa'nın başına inşallah. Bakalım onların sesi nasıl çıkacak, hep birlikte izleyip göreceğiz.
Ben şimdiden Milli Takımımıza başarılar diliyorum.
Gönülden, yürekten…
Akşam saat 21.45'te yine ekran başında olacağız.
En güzel duygularla…
Sağlıcakla kalın.

