Kalite farkı
Savaş Demir
Yeni haftadan herkese selamlar değerli Mavi Kocaeli okurları…
Kocaelispor’umuz sezonun ilk maçında Başakşehir’e 2-0 mağlup oldu.
Futbolu bilen kime sorsanız maç öncesinde iki takım arasındaki kalite farkını görür ve bu karşılaşmanın kolay geçmeyeceğini tahmin ederdi.
Çünkü iki takım arasında gözle görülür bir oyuncu havuzu farkı var.
Üstelik bu fark yalnızca futbolcular arasında değil, kulüplerin yönetim anlayışında ve kurumsal yapısında da kendisini gösteriyor.
Başakşehir kaç sezondur Süper Lig’de mücadele ediyor. Hem altyapıda hem de üst yapıda ciddi başarılar elde ettiler.
Hemen hemen her sezon Avrupa kupalarında mücadele ediyorlar.
Önemli oyuncular transfer ediyor, bu oyuncuları daha sonra iyi paralara satabiliyorlar.
Kısacası Başakşehir’in artık oturmuş bir sistemi var.
Kulüp, belli bir düzen içerisinde kendi kendine yürüyebilen bir yapıya kavuşmuş durumda.
Peki ya biz?
Yıllar sonra özlediğimiz, hatta hak ettiğimiz yerdeyiz. Süper Lig’deyiz.
Ancak daha ikinci sezonda ciddi sıkıntılar yaşamaya başladık.
Limit krizi…
Vergi borçları…
Takımdan ayrılan oyuncular…
Yanlış transferler…
İç çekişmeler…
İletişimsizlik…
Futbol aklı kıtlığı…
Ve daha birçok sorun.
En büyük örnekler Keita ve Jo….
Hani büyük paralar kazanacaktık?
Jo 10 milyon Euro bonservislerden bahsediyorduk?
600 bine sattık, 300’ünü Juventus aldı.
Biz artık oyuncu satmayı bırakın, elimizdeki mevcut oyuncuları bile kaybediyoruz.
Smolcic’i nasıl alamadık, gerçekten aklım almıyor.
Adam çıktı, Galatasaray maçında çatır çatır oynadı.
Türkiye onu konuştu!
Biz ise Başakşehir maçında tırnaklarımızı yedik.
Şunu özellikle belirteyim; Başakşehir maçındaki oyunu eleştirmiyorum. Yanlış anlaşılmasın.
Takım elinden geleni yaptı, yüksek eforla mücadele etti.
Ama…
Yetmiyor!
Sadece iyi mücadele etmek yetmiyor.
Herhalde bu sezon en çok duyacağımız cümlelerden biri şu olacak:
“İyi mücadele ettik.”
Futbolda mücadele elbette çok önemli.
Ancak Süper Lig’de kalıcı olmak, hedeflere ulaşmak ve yukarılara oynamak için mücadele kadar kaliteye, doğru planlamaya ve doğru yönetime de ihtiyacınız var.
Geçtiğimiz günlerde dostane bir ortamda sohbet ederken konu bana geldi.
“Hocam, seni merakla ve istekle okuyoruz. Bu aralar Kocaelispor’u fazla eleştiriyorsun. Mevcut şartlar bu. En iyisi bu.”
Hayır!
Katılmıyorum.
Hem de şiddetle katılmıyorum.
Ben doğruları yazmak zorundayım.
Düşüncemi paylaşmak zorundayım.
Bugün yanlış gördüğüm bir şeyi sırf Kocaelispor zarar görmesin diye görmezden gelirsem, yarın bunun hesabını kendime veremem.
İşte size Başakşehir örneği…
Disiplinin, planlamanın ve istikrarlı yönetimin karşılığı ortada.
Adamlar yıllardır kalıcı başarılar elde ediyor.
Biz ise daha ikinci sezonumuzda limit, borç, transfer ve oyuncu kayıplarıyla uğraşıyoruz.
Biz koskoca Kocaelispor’uz!
Kocaeli, Türkiye’nin en önemli sanayi şehirlerinden biri.
Türkiye ekonomisine yön veren bu şehir, kendi futbol kulübünü yönetmekte zorlanıyorsa burada herkesin dönüp kendisine bakması gerekiyor.
Yazıklar olsun hepimize!
Demek ki bir yerlerde hata yapıyoruz.
Bu hataları bulup düzeltmek zorundayız.
Recep Durul’un yüzünden sıkıntılar okunuyor.
Selçuk İnan’ın maç içerisindeki hareketlerine bakın. Yaşadığı strese bakın.
Kim bilir aklından neler geçiyor?
İnanın, hocaya üzülüyorum.
Çünkü sahadaki takımın başında o var ve yaşanan bütün sıkıntıların yükünü de ister istemez o taşıyor.
Buradan açıkça söylüyorum:
Çok acil en az 5 tane ilk 11’de oynayabilecek kaliteli oyuncuya ihtiyacımız var.
Hem de çok acil!
Yoksa sezonun sonunu düşünmek bile istemiyorum.
Allah hepimizin yardımcısı olsun.
TEBRİKLER HODRİ MEYDAN!
Bu arada söylemeden geçemeyeceğim.
Tebrikler Hodri Meydan!
Hep destek, tam destek…
Maç boyunca sizleri gururla izledik.
“Taraftar nasıl olur?” sorusunun cevabını bir kez daha çok güzel verdiniz.
Takımın iyi veya kötü gününde tribünde olmak, armaya sahip çıkmak, sonuna kadar destek vermek işte budur.
Kocaelispor’un en büyük gücü yine taraftarıdır.
Yeni haftada görüşmek dileğiyle…
Sağlıcakla kalın.

