İstifa etmeyi bile beceremiyorsunuz!
Savaş Demir
Yeni haftadan selamlar değerli Mavi Kocaeli okurları...
Nereden başlayacağımı gerçekten bilmiyorum.
Ülke olarak zor günlerden geçiyoruz.
Her anlamda yorulduk, yıprandık.
Bir tarafta tartışmalar, diğer tarafta başarısızlıklar...
Sanki her şey tel tel dökülüyor gibi.
Futbol da bundan nasibini fazlasıyla alıyor.
İki yıl boyunca bir yerde sevgili Erdem’le program yaptım.
Her programda, her fırsatta aynı cümleyi söyledim:
“Futbolu, futbolu bilen insanlar yönetsin.”
Ama gelin görün ki yıllardır aynı noktadayız.
Hatta belki de daha gerisindeyiz.
ÜÇ MAÇ, ÜÇ MAĞLUBİYET
Millî Takım’ın son hali ortada.
Üç maç, üç mağlubiyet.
Elbette futbolun içinde mağlubiyet var.
Kaybedebilirsiniz.
Rakibiniz sizden daha iyi olabilir.
Ancak kaybetmenin de bir şekli vardır.
Mücadele edersiniz, savaşırsınız, formanızın hakkını verirsiniz.
Biz ne izliyoruz?
Sahada Millî Takım’ı değil, birbirinden kopuk bir takım görüntüsü izliyoruz.
Oyuncuların gerçek performanslarından uzak olduğunu görüyoruz.
Bir futbolsever olarak ekran başında oturup “Bu bizim Millî Takım mı?” diye soruyorsunuz.
Asıl can sıkıcı olan da bu.
BİZDE İSTİFA NEDEN BU KADAR ZOR?
Türkiye’de istifa etmek gerçekten çok zor bir şey hâline geldi.
Herkes haklı çünkü!
Herkesin bir bahanesi var!
Ama nedense kimse hatasını kabul etmiyor!
Bir yönetimden insanlar istifa ediyor, ancak koltuğun en tepesindeki isim “İstifa etmem” diyebiliyor.
Peki neden?
Nedir bu koltuk sevdası?
Ülkede, futbolda, kurumlarda tartışmalar bitmiyor.
Yer yerinden oynuyor ama istifa eden yok.
Oysa bazen istifa etmek yenilmek değildir.
Bazen istifa etmek, sorumluluk almaktır.
Bazen istifa etmek, “Ben bu görevi artık doğru şekilde yapamıyorum” diyebilmektir.
Bence asıl erdem de budur.
MONTELLA, ARTIK YETER!
Gelelim Millî Takım’ın başındaki Montella’ya...
Hocam, iyi adamsın. Hoş adamsın. Beyefendisin.
Buna kimsenin itirazı yok.
Ama mesele karakter değil, futbol.
Millî Takım’ın ortaya koyduğu futbol artık ciddi şekilde sorgulanmalı.
“24 yıl sonra Dünya Kupası’na biz gittik” diyorsun.
Evet, gittik.
Ama geçmişteki başarıların arkasına sığınarak bugünkü sorunları görmezden gelemeyiz.
Dahası elindeki oyuncu zaten her türlü 48 ülke arasına adını yazdırırdı.
Montella olarak bunun nimetlerinden faydalandın.
Bugünü konuşmamız gerekiyor mu?
Bugün sahada ne oynuyoruz?
Oyuncu tercihlerimiz doğru mu?
Takımın bir sistemi var mı?
Formda oyuncular neden yeterince değerlendirilmiyor?
Bunları sormak zorundayız.
Neye ve kime göre Sametler, İrfanlar vs..
Barış’tan 9 numara olmuyor, Kerem’den de…
Dünya Kupası’ndan beri 6 maçta 5 yenilgi bir de teferruat olan ABD galibiyetimiz var.
Neyin ısrarı nu? Olmuyor işte…
Gerçekten yeter!
MİLLÎ TAKIM “FORMDA OYUNCULARIN” YERİDİR
Millî Takım dediğiniz yer futbolcunun formasına bakmadan çağrıldığı bir yer olmamalı.
Orası performansın ödüllendirildiği yer olmalı.
Bir futbolcu kendi takımında düzenli forma giymiyorsa, fiziksel ve mental olarak hazır değilse, neden Millî Takım’da ilk 11’de oynuyor?
Altay örneği bunun üzerinden ayrıca tartışılmalı.
Kalecinin uzun süre düzenli oynamaması, ardından Millî Takım’da kaleye geçmesi ve kulübünde yaptığı hataların benzerlerini burada da yapması elbette sorgulanır.
Çünkü Millî Takım forması ağırdır.
Orada hata yapma lüksünüz çok daha azdır.
ARDA, GARİBİM TEK BAŞINA ÇIRPINIYOR
Koskoca bir jenerasyonun gözümüzün önünde kaybolmasına izin vermemeliyiz.
Hemen hemen birçok oyuncumuz formsuz.
Arda ise sahada elinden geleni yapıyor.
Çocuk tek başına çırpınıyor.
Ama ona ayak uyduran yok.
Herkesin eleştirdiği Hakan’ı, Orkun’u, Kenan’ı şimdi daha iyi anlıyoruz.
Onlar sahada olmadığında takımın ne kadar zorlandığını görüyoruz.
Demek ki bazen bir futbolcuyu eleştirmeden önce onun takım için ne ifade ettiğini de düşünmek gerekiyor.
TÜRK FUTBOLUNDA TEMİZLİK ŞART
Artık Türk futbolunda ciddi bir değişim gerekiyor.
Ben buna “Devrim” demekten çekinmiyorum.
Baştan aşağı bir yapılanmaya ihtiyaç var.
Kanayan yerlerimiz çok. O kanayan yerleri görmezden gelerek Türk futbolunu ayağa kaldıramayız.
Hakem operasyonu ile de hiç gündem değiştirmeyin!
Hakemlerin bu hali yıllardır var, düzeltilmesi de hiç kolay değil.
Artık futbolun başına gerçekten futbolu bilen insanlar gelmeli!
Camianın saygı duyduğu, sevdiği ve değer verdiği isimler Milli Takımda görev almalı.
Özellikle altını çiziyorum…
İş insanı olduğu için futbol yöneticisi olunmamalı.
Sıkıldık bu mevzulardan…
Geçmişi tartışmalarla dolu, futbol camiasında karşılığı olmayan insanlar, sadece maddi gücü, siyasi bağlantıları veya çevresi nedeniyle futbolun başına getirilmemeli!
Türk futboluna değer katacak insanlar göreve gelmeli.
Federasyonun yönetiminde de futbolun içinden gelen, bu oyunu bilen, eğitimli ve liyakat sahibi isimler daha fazla yer almalı.
Çünkü eğitim olmadan, liyakat olmadan, planlama olmadan başarı beklemek mümkün değil.
NE KOLTUKMUŞ! KALKMAK BİLMİYORLAR
En büyük problemimiz belki de burada.
Ders çıkarmamız gereken yerde kendimizi savunuyoruz.
Hata yaptığımızda kabul etmek yerine başkasını suçluyoruz.
Başarısız olduğumuzda koltuğa daha sıkı sarılıyoruz.
Oysa futbolun kaybedeni veya kazananı tek bir kişi değildir.
Bir ülkenin futbol kültürünü yönetiyorsanız, aldığınız her kararın gelecekteki nesillere etkisi vardır.
Bugün altyapıda top koşturan çocuklar yarının Millî Takım oyuncuları.
Onlara nasıl bir futbol bırakıyoruz?
Bunu düşünmemiz gerekiyor.
Yeter artık!
Koltuk değil, futbol kazansın.
Temiz eller yönetsin Türk futbolunu.
VE SON SÖZ MONTELLA'YA...
Montella...
Seni iyi hatırlamak istiyoruz.
Ama futbolda duygusallığın bir sınırı var.
Ortaya koyduğun futbol, futbol falan değil.
Plansız, programsız… Kişisel yeteneklerle yürümeye gayret edilen bir yapı olduk.
Belki de bazı görevler için en doğru karar, zamanı geldiğinde ayrılmayı bilmektir.
Çünkü bazen gitmek, başarısızlık değildir.
Bazen gitmek, geride güzel bir hatıra bırakmaktır.
Bugün geldiğimiz yerde ise Millî Takım’ın yeniden nefes almaya, yeniden heyecan yaratmaya ve yeniden güven kazanmaya ihtiyacı var.
TV’de oynanan dizilerin bile Millî Takım maçlarından daha fazla konuşulduğu, daha fazla ilgi gördüğü bir noktaya geldiysek oturup düşünmemiz gerekiyor.
Neden?
Millî Takım, bu ülkenin ortak değerlerinden biri olmalı.
İnsanlar maç günü ekran başına geçerken heyecanlanmalı.
Çocuklar millî futbolcuları örnek almalı.
Forma giyen her futbolcu, o formanın ağırlığını hissetmeli.
Yönetici de, teknik adam da, futbolcu da...
Tası tarağı toplayıp gitmesi gerekenler varsa, bunu da yapacak cesareti göstermeli.
Sen de göstermelisin Montella…
Çünkü Türk futbolunun artık yeni bir sayfaya ihtiyacı var.
Sadece hocanın gitmesi ile değil…
Siz anladınız beni!
Sağlıcakla kalın.
Hoşça kalın.

