DEVA Partili Sudan:“Kadının ne giyeceğine devlet karar veremez”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, Fransa’da aşırı sağcı Ulusal Birlik’in(RN) kamusal alanda başörtüsünü yasaklama ve buna para cezası bağlama yönündeki açıklamalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Tartışmaya kimlik siyaseti üzerinden değil kadın hakları üzerinden bakılması gerektiğini belirterek, kadınların ne giyeceğine devletin karar veremeyeceğini söyleyen Sudan, kadınların zorla örtülmesine de örtüsünü çıkarmaya zorlanmasına da karşı olduklarını vurgulayarak, laikliğin devletin kadınların kıyafetini belirlemesi anlamına gelemeyeceğini kaydetti.
“BU TARTIŞMAYA KİMLİK MESELESİ OLARAK DEĞİL, KADIN HAKLARI MESELESİ OLARAK BAKIYORUZ”
Sudan, yazılı açıklamasında önce tartışmanın gerçekte ne olduğunun altını çizdi: “Fransa’da Ulusal Birlik’in kamusal alanda başörtüsünü yasaklama ve buna para cezası bağlama yönündeki açıklamalarını yakından takip ediyoruz. Şunu baştan söyleyelim: Fransa’da bugün başörtüsünü kamusal alanın tamamında yasaklayan bir düzenleme yok. Tartışılan şey, aşırı sağın iktidara gelmesi halinde böyle bir yasak ve yaptırım getirme vaadi. Biz bu tartışmaya bir siyasi ya da dini kimlik meselesi olarak değil, kadın hakları ve temel özgürlükler meselesi olarak bakıyoruz.”
“KARAR ÖNCE KADININ KENDİSİNE AİTTİR”
Partisinin bu konudaki çizgisini net biçimde ortaya koyan Sudan, “Bir kadını başörtüsü takmaya zorlamak ne kadar yanlışsa, başörtüsünü çıkarmaya zorlamak da o kadar yanlıştır. Kadının bedeni, kıyafeti ve yaşam biçimi üzerindeki karar önce kadının kendisine aittir. Kadın hakları alanında asıl görev, kadınların ne giyeceğine devlet adına karar vermek değil; kadınların kendi kararlarını hiçbir baskı altında kalmadan verebilmesini güvence altına almaktır” diye konuştu.
“KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ, BİR BASKIYI BİR BAŞKASIYLA DEĞİŞTİRMEK DEĞİLDİR”
Sudan, başörtülü kadınların tek bir siyasi kimliğe indirgenmesine de itiraz etti: “Başörtüsü takan her kadını ‘İslamcı ideolojinin temsilcisi’ saymak doğru değil. Bir kadının kıyafet tercihi, tek başına onun siyasi görüşünü ya da bir ideolojiye bağlılığını göstermez. Elbette kadınların zorla örtülmesine, dini veya siyasi gerekçelerle baskı altına alınmasına da karşıyız. Ama bu mücadele, başka bir baskı biçimi üreterek yürütülemez. Kadın özgürlüğü, bir baskıyı bir başkasıyla değiştirmek değildir.”
“LAİKLİK, DEVLETİN KADINLARIN KIYAFETİNİ BELİRLEMESİ ANLAMINA GELEMEZ”
Meselenin laiklik tartışmasıyla bağını kuran Sudan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadınların eğitim, çalışma, kamusal yaşama katılım, ayrımcılıktan korunma, inanç ve vicdan özgürlüğü ve kendi hayatları hakkında karar verme hakları bir bütündür. Bu yüzden Fransa’daki tartışmanın yalnızca başörtüsü üzerinden değil, kadının bireysel özgürlüğü ve devletin özel hayata müdahalesinin sınırları üzerinden ele alınması gerekiyor. Laiklik de kadınların nasıl giyineceğini devletin belirlemesi anlamına gelmemelidir. Laik devletin işi, farklı inançlara ve yaşam biçimlerine sahip vatandaşlar arasında hukuk önünde eşitliği sağlamak ve kadınları herhangi bir inanç ya da ideoloji adına baskı altına alınmaktan korumaktır.”
“YALNIZCA BİZİM TERCİHİMİZE UYAN KADINLARIN DEĞİL, BÜTÜN KADINLARIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAVUNMAK ZORUNDAYIZ”
Açıklamasını Avrupa’daki genel tabloya ilişkin bir uyarıyla tamamlayan Sudan, şunları söyledi: “Kadınların ne giyeceğine devlet karar vermemelidir. Kadının özgürlüğü, başörtülü olduğu için dışlanmamak; başörtüsüz olduğu için de baskı görmemektir. Kadınların özgürlüğünü gerçekten savunmak istiyorsak, yalnızca bizim tercihimize uyan kadınların değil, bütün kadınların özgürlüğünü savunmak zorundayız. Fransa’daki bu gelişme, Avrupa’da aşırı sağın yükselişiyle birlikte kadınların bedeni ve yaşam tarzı üzerinden yürütülen kimlik siyasetinin nasıl tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini de gösteriyor. Kadın hakları evrenseldir; kadının özgürlüğü siyasi kamplara, dinlere, ülkelere ve iktidarlara göre değişmez. Kadın özgürlüğü, kadının yerine karar vermek değil; kadının kendi kararını verebilmesini güvence altına almaktır.”
Haber Merkezi




