BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Mavi Kocaeli’den Nostaljik Spor Rüzgârı

Ziya Ulaş

Abone OlGoogle News
26 Eylül 2025 18:04

Sevgili Mavi Kocaeli Gazetesi okurları, sporun ruhunu, geçmişin tozlu sayfalarında saklı unutulmaz hikayelerle buluşturmak için kalemi elime aldım. Ben Ziya Ulaş, sizlere bu köşede, Kocaeli’nin ve Türkiye’nin spor tarihine damga vuran isimlerin, o dönemin heyecanını, tutkusunu ve mücadelelerini yeniden canlandıracağım. Nostaljik spor yazılarımızda, bir zamanlar pistlerde, sahalarda, parkurlarda ter döken efsaneleri anacak; onların azmini, başarılarını ve bıraktıkları izleri sizlerle paylaşacağım. İlk hikayemiz, bisiklet sporunun duayen ismi, Kocaeli’nin gururu Hasan Sert’e ithaf olsun. Hazırsanız, pedalları çevirmeye başlayalım!

Bir Bisiklet Efsanesi: Hasan Sert

Spor, kimi için bir tutku, kimi için bir yaşam biçimidir. Ama bazı isimler vardır ki, sporun ruhunu bir bayrak gibi taşır, nesilden nesile ilham olur. İşte Hasan Sert, böyle bir isimdi. Onun hikayesi, 15 Ağustos 1946’da Kandıra’nın Pirceler köyünde başlayan mütevazı bir yolculukla şekillendi. İzmit’e taşındığında, henüz 11 yaşında bir çocuktu. Okuma yazma bilmesi sayesinde ikinci sınıftan okula başlayan bu genç, hayatının dönüm noktasını 1962 yazında, sebze-meyve halinde çalışırken buldu. Kabzımal Cemal Balcı’nın hediye ettiği bir bisiklet, sadece bir araç değil, onun kaderini çizen bir semboldü.

O bisikletle pedallara ilk dokunuşu, Hasan Sert’i bir efsaneye dönüştürecekti. 1962 sonbaharında, Kocaeli’nin bisiklet ajanı Tahir Düzgören’in rehberliğinde lisanslı bir sporcu oldu. Henüz birkaç ay sonra, Marmara Bisiklet Turu’nda İstanbul’dan Bursa’ya uzanan parkurda ter döktü. Bir yıl sonra, aynı turda iddialı bir yarışçı olarak boy gösterdi. Artık Hasan Sert ismi, bisiklet dünyasında bir marka, bir ekol haline gelmişti. Rıfat Çalışkan, Nusret Ergül, Sadık Keleş, Cengiz Özdoğan, Hasan Can ve Ali Hüryılmaz gibi dönemin milli bisikletçileriyle omuz omuza, Türk bisikletinin altın çağını inşa etti.

Hasan Sert, sadece bir sporcu değildi; adeta bisikletin ta kendisiydi. Babasının spora mesafeli bakışına rağmen, Bisiklet Federasyonu Başkanı Orhan Suda’nın davetiyle İzmir’e, Altay Spor Kulübü’ne uzanan bir yolculuğa çıktı. Askerliğini Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nın bisiklet takımında yaparken, takım halinde sürat şampiyonluğu kazandı. O rekor, bugün bile kırılamadı. 1968’de İstanbul’da 82 sporcunun katıldığı Türkiye Bisiklet Şampiyonası’nda ikinci olurken, 1969’da Konya’da şampiyonluk kürsüsünün zirvesine çıktı. Uluslararası arenada 53 organizasyonda, yaklaşık 200 etapta ay-yıldızlı formayı gururla taşıdı.

Sert, sadece pedallarda değil, idarecilikte de iz bıraktı. 1981’de Kocaeli’de Lassaspor (Brisaspor) Kulübü’nün ve bisiklet takımının kurulmasına öncülük etti. Yüzlerce sporcu yetiştirdi; milli sporcular, şampiyonlar, olimpiyatlarda Türkiye’yi temsil eden isimler onun ellerinde şekillendi. Kocaeli’nin sanayi kenti kimliğine, spor kenti unvanını eklemesinde onun payı büyüktü. Bisiklet Federasyonu’nda, milli takımlarda antrenörlük, teknik direktörlük, yöneticilik yaptı; yurtdışında kafile başkanlıklarıyla Türk bayrağını dalgalandırdı. 1992’de Romanya’ya yerleştiğinde bile bisikletten kopmadı; Balkan Bisiklet Federasyonu’nda teknik komite başkanı ve asbaşkan olarak hizmet etti.

Onun en büyük hayallerinden biri, “Medeniyetler Turu” adını verdiği uluslararası bir bisiklet yarışıydı. İstanbul’dan Atina’ya, Konya’dan Roma’ya, hatta Antakya’dan İspanya’ya uzanacak bu devasa organizasyon için projeler hazırladı, büyükelçiliklerle görüşmeler yaptı. Ne yazık ki bu hayali tamamlanamadı. Ama Hasan Sert, hayallerinin peşinden koşmayı hiç bırakmadı. İlerleyen yaşına rağmen pedalları çevirmekten vazgeçmedi. Ta ki 12 Eylül 2010’da, Romanya’da antrenman yaparken bir aracın ona çarpmasıyla trajik bir son yaşayana dek. İki gün sonra, 14 Eylül 2010’da aramızdan ayrıldı. Cenazesi, doğduğu topraklara, Pirceler köyüne geri döndü.

Hasan Sert’in hikayesi, bir bisikletin tekerleklerinde başlayan ve bir milletin kalbine kazınan bir destandır. Onun azmi, tutkusu ve bıraktığı miras, bugün hâlâ genç sporculara ilham oluyor. Bisiklet, onunla sadece bir spor değil, bir yaşam felsefesiydi. Ve o felsefe, pedalların her dönüşünde yaşamaya devam ediyor.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Ziya Ulaş

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları