Lig bitti, şimdi konuşma vakti…
Umut Karagöz
Binbir emekle, zahmetle, üzüntüyle ve çileyle geçen 16 yılın ardından yükseldiğimiz Süper Lig’de 2025-2026 sezonunu geride bıraktık…
Öncelikle küme düşmenin acısını yaşayan kardeş ve dost kulüp Antalyaspor camiasına geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum.
Ancak “Dost acı söyler” derler ya; gerçekleri de konuşmak gerekiyor.
Çünkü kardeş Antalyaspor, ne yazık ki düşmeyi hak ederek bu noktaya geldi.
Bu tespitin altını dolduracak çok fazla başlık var. Hepsi uzun uzun konuşulur. Ama bunlar Antalyaspor’un kendi iç meselesi.
Bu yazımda, önümüzde canlı bir örnek duruyorken kendi takımımı, Kocaelispor’u konuşmak istiyorum.
Dürüst olmak gerekirse; bizim sezonumuz da hiç sağlıklı geçmedi.
Selçuk İnan’ın dediği gibi bu sezonu üç ayrı bölüme ayırabiliriz:
Kötü başlangıç…
Muhteşem bir yükseliş dönemi…
Ve sonunda, başlangıçtan bile daha geriye giden bir Kocaelispor…
Ligin en az gol atan takımı olduk.
Son 15 maçta sadece 3 galibiyet alabildik.
Bugün ligi 10. sırada tamamlamış olmamız bile bana göre küçük bir mucizeden ibaret.
Sahadaki oyun, teknik tercihlerin doğruluğu ya da Selçuk İnan’ın yaptığı hatalar elbette ayrıca konuşulur.
Ama bugün konuşulması gereken başka bir şey var;
Kulübü yönetmekle yükümlü insanların, sağlıklı bir futbol ortamı oluşturamaması…
Önümüzde bir kongre süreci var ve mevcut yönetimin büyük bir bölümünün devam edeceği de artık sır değil.
Zaten en büyük sorunlardan biri de bu noktada başlıyor.
Herkes konuşuyor.
Herkes şikâyet ediyor.
Ama iş aday olmaya gelince kimse ortaya çıkmıyor…
Dolayısıyla bugün elimizdeki yapı neyse, gerçeklik de o.
O yüzden bu yönetime hatalarını tekrar tekrar hatırlatmak gerekiyor.
Belki o zaman aynı yanlışlar yeniden yapılmaz.
Geçtiğimiz yazı herkes hatırlar…
Bazı yöneticiler çıkıp; “300 milyon TL borcumuz var ama Ağustos ayına kadar hepsini kapatacağız” diyordu.
Ne oldu?
Hiçbir şey kapanmadı.
Aksine sorunlar büyüyerek sezonun ortasında kulübün önüne düştü.
Tüm borçlar için yaklaşık 500-600 milyon liralar konuşuluyor.
Ulusal lisans süreci bile uzun süre belirsizlik içinde yürütüldü.
Kulüp adeta “Allah’a emanet” şekilde ilerledi.
Ödenmeyen borçlar…
Yaratılamayan kaynaklar…
Geciken maaşlar…
Ve giderek büyüyen bir kaos ortamı…
Bir noktadan sonra Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın dönem dönem sağladığı destek, kulübü ayakta tutmaya çalıştı.
Ama bu kez de camiada şu soru daha yüksek sesle sorulmaya başlandı:
“Madem her kritik anda belediye devreye girecek, o zaman yönetim neden var?”
İşte asıl kırılma da burada başladı.
Çünkü futbol sadece saha içinde oynanmıyor!
Bir takımın ayakta kalabilmesi için oyuncunun yönetime güvenmesi gerekir.
Aidiyet hissetmesi gerekir.
Yarın ne olacağını bilmesi gerekir.
Edindiğim bilgilere göre sezon içinde futbolcularla kurulan iletişim de sağlıklı değilmiş.
Maddi problemlerin üzerine bir de güven erozyonu eklenince, ortaya huzursuzluk çıktı.
Zaten bir yerde güven yoksa, orada başarı da uzun süre yaşayamaz…
Bu sezon binbir problemle tamamlandı, eyvallah.
Peki ya gelecek sezon?
İşte asıl korkutucu soru bu.
Çünkü Süper Lig’de ikinci yıl, ilk yıldan çok daha zordur.
Önümüzdeki sezon, bu sezon ki bitik kulüpler de bulamayacağız.
Artık kimse sana “Yeni çıktılar” diye bakmaz.
Kimse romantik hikâyeler dinlemez.
Senden düzen ister.
Akıl ister.
Plan ister.
Kurumsallık ister.
Bu yüzden kongrede göreve gelecek herkes şunu çok iyi bilmeli:
Kimin parası kiminin aklı demişler…
Ya paran olacak…
Ya kaynak yaratabilecek çevren olacak…
Ya da gerçekten çalışan bir projen olacak…Bunların hiçbiri yoksa kimse o koltuğa sadece görüntü vermek, ego tatmin etmek ya da güç devşirmek için oturmasın.
Çünkü bu kez oluşacak enkazın altında sadece yönetim değil, koskoca bir şehir kalır.
Ve en yakın örnek hemen önümüzde duruyor; Antalyaspor…
Mevcut gelirini doğru yönetemez, plansız hareket eder, günü kurtarmaya çalışırsan; bugün üzüldüğün tabloya yarın sen dönüşürsün.
Yeni sezon hem maddi hem manevi anlamda çok daha ağır geçecek.
Açık konuşayım… Ben bu kulübün şu an buna hazır olduğunu düşünmüyorum.
Yanlışlardan dönülür mü?
Doğru bir sistem kurulabilir mi?
Kulüp gerçekten profesyonel bir akılla yönetilebilir mi?
An itibari ile zor ama elbette mümkün.
İnsanın umudu, gördükleri kadardır.
Hep beraber bekleyip, göreceğiz…

