Sevgi hiç bitmeyen şey
Tuğrul Kırankaya
Zaman yine bizler için çok hızlı akmaya devam ediyor.
Sabırsızlıkla beklediğimiz Kurban Bayramı da çabucak bitti ve gitti.
2026 yılının ilk yarısını tamamladık. İkinci yarısının bile birçok gününü de adeta yedik, bitirdik.
Ülkemizde de hep birlikte birçok sıkıntı yaşıyor, ekonomik olarak rahat bir nefes alamıyoruz.
Geçinemiyoruz, iyi vakit geçiremiyoruz.
Kazanamıyor ve sırf bu sebepten de rahat bir şekilde yiyip içemiyoruz.
Bu dünyada yaşayan herhangi milyarlarca insandan sadece bir tanesiyiz.
Ama başka bir canlı için gerçekten anlamlı bir dünya olabiliriz.
Evimde kızım Lara’nın kardeşi Zeus var.
Mavi Kocaeli Gazetesi’nin ofisinin önünde bir anne kedinin 23 Nisan’da dünyaya getirdiği 5 tane minik yavrusu var.
Bir görseniz, her bir tanesi birbirinden güzel. Rengarenkler, minnacık ve oldukça da sevimliler. Gözleri açıldı, dolaşmaya başladılar.
Beni gördüklerinde sevinçten ne yapacaklarını şaşırıyorlar.
Bir tanesi üstüme tırmanmaya çalışıyor, diğeri benimle beraber ofise girmeye uğraşıyor. Anneleri onları görmeden geçecek olursam eğer koşarak yanıma gelip miyavlıyor. Benimle adeta konuşa konuşa evlatlarının yanına götürüyor. Onları sevmemi ve onlarla oynamamı izliyor.
Ve doğdukları 23 Nisan’dan itibaren bir an olsun yanlarından ayrılmıyor. Gözlerini üzerlerinden ayırmıyor. Sadece onları emziriyor, gezdiriyor.
Yabancı biri geldiğinde ve güvenli olarak görmediğinde pençelerini dışarı çıkartıyor.
Yavrularının kuru mama yemesine asla müsaade etmiyor.
Kızıyor, önlerinden alıp yuvalarının üstüne çıkarıyor ve yanlarına dönüp emzirmeye devam ediyor.
Hiçbir kediye daha isim takmadık. Hiçbir tanesine lakap da koymadık.
Ama annelerine yılın annesi ödülünü vermeyi düşünüyoruz. Bunu hak ediyor.
Kendi kanınızdan, canınızdan olmayan bir canlıyla vakit geçirmek ve onun sevgisini kazanmak gerçekten bizler için çok önemli olmalı.
Yeri geldiğinde bir canavara dönüşebilen canlıların, gerçek sevgi karşısında nasılda oyunlar oynadığını ve en değer verdiği varlıkları, yavrularını size emanet ederek sevdirme isteğini bu dünyada yaşarken hissetmeniz gerekli.
Ülkemizin gerçekten bu kadar zor günler geçirmesinin karşısında kendimize yepyeni sevgiler bulabiliriz.
Hem de en vefalı ve en doğru olanından. Bu dünyayı yaşayan bütün canlılarla birlikte kullandığımızı hiç unutmamalıyız.
Aynı havayı soluyor, aynı suyu içiyoruz.
Bizler insanlar olarak konuşabiliyor ve dertlerimizi, isteklerimizi anlatabiliyoruz. Ama diğer canlılar için bu durum gerçekten hiç mümkün değil.
Onları sadece kalbi duygular ve gözlerindeki size sunduğun eşi benzeri olmayan hissi bakışlarından anlayabilirsiniz.
Bu arada bu kadar çok kedi kokusu üstüme sindiği içinde evdeki Zeus ile aramız biraz serin...
Tek düşmanı olan kedilere karşı sunduğum sevgiden onunda çok fazla rahatsız olduğunu hissedebiliyorum.
Eve girdiğimde koşarak yanıma geliyor ve paçamı koklayıp, hızlıca odasına doğru geri dönüyor. Bana bir bakış atıyor ki, yine mi der gibi…
Kıskançlık ve sevdiğini paylaşamama duyguları sanırım bütün canlılarda var olan bir durum.
Bir şekilde bunun da üstesinden geleceğimize eminim.
Sizin duygularınız gerçek, sevginiz anlaşılır olduktan sonra her şey çok daha kolay olacaktır.
Sevin, sevilin…
Kendinizi iyilik yapmak ve birilerine yardım etmek üzerine programlayın.
İllaki bu yardım ettiklerinizin de insan olmasına falan da çalışmayın.
Yaşayan her canlıya aynı sevgi duygularla yaklaşın. Aynı hissiyat içerisinde olmaya özen gösterin.
Pişman olmazsınız ve çok daha fazla hayattan keyif alırsınız.
Benden söylemesi.

