Salih Baykal’dan hafızada kalanlar
Tuğrul Kırankaya
Bir akşam aldılar, götürdüler hastaneye.
Uyuttular…
Kalp krizi geçirdi, yoğun bakımda uyurken.
Anjiyo yaptılar…
Vücut yorgun, kötü hastalık her tarafına yayılmış.
Dokunamadılar.
77 yıl süren ömrünü son nefesini Kocaeli Şehir Hastanesi’nde verdi. Gözlerini kapattı.
Yıkadılar, Mehmet Ali Paşa Camii’nde namazını kıldılar, Kent Mezarlığı’na defin ettiler.
1970’li yıllarda muavinlikle başlamış çalışma hayatına, daha sonra minibüs şoförlüğü…
Çay bahçesi, Şehir Kulübü işletmiş yıllarca…
Sefa Sirmen ile tanışıklığı kentimize gelen önemli isimlerin arkadaşı olmasında önemli etken olmuş.
Kocaelispor’u çalıştıran Mustafa Denizli ile dost olmuş, arkadaş olmuş. Kendi anlatımıyla kızı Çiğdem’i istemeye geldiğinde, Mustafa hoca da evde bulunmuş ve ondan istenmiş.
Benim şahit olduğum günlerde akşam saatlerinde Mustafa Denizli, Güvenç Kurtar, Raşit Çetiner’i arar ve hal hatırlarını sorardı. Sorduklarında yemek tarifi bile verir, yemek pişene kadar takibini yapardı.
İzmit’te yaşayıp, oyun oynamaya meraklı herkes yemeğini yemiştir. Mekanında mutfaktan çıkmaz, günü 12 saati yemek yapardı.
İşkembeli nohudu, palamut pilakisi, tazesinden yapılmış kuru fasulyesi ve kovboy çorbasının güzelliği dillerden dillere anlatılacak güzellikteydi.
Mekanına her gelene yemek yedirir, istediği ne varsa içirir, yakından ilgilenirdi.
Başın sıkıştığında ilk aranacak insanlardandı. Kimin bir işi olsa, kendi işini gücünü bırakır ve yardım etmek için seferber olurdu.
Kocaelisporla birlikte Türkiye ve dünyayı gezmiş, görmüştü.
Baden Baden’in kumarhaneler merkezi olduğunu Salih abiden öğrenmiş ve dinlemiştik.
Kentin hafızası gibiydi. Tanımadığı ve onu tanımayan yok gibiydi.
Yakın arkadaşına verdiği hatır çeklerinden dolayı çok sıkıntı çekmiş önce arabası sonra evi ve sonrasında işini kaybetmişti.
Tek bir gün bile söylenmedi, of puf etmedi.
Benim bildiğim kadarıyla kulak çınlaması vardı ve bu çınlamayı hiçbir doktor kesemedi.
Sülük tedavisi oldu, refleksolojiye gitti. Kim ne dediyse buldu ve aldı, kaynattı, kullandı.
Mutfağında yok yok denecek insanlardandı.
Her şeyin en kaliteli, en iyisi, en tazesini alır, kullanırdı.
Kendi kaynattığı hoşafı, kompostosu eksik olmazdı.
Turşu yapardı, tadına doyum olmaz, her fırsatta uğranıp yenirdi.
Oyun oynamayı sevmezdi ama mekanda eksik varsa kendi oturur ve bol bol kaybederdi.
Hiç kimseyi kırmaz, üzmez, sesini pek yükseltmezdi.
Kızdığında da artık geri dönüşü olmaz, bardaktan boşalırcasına kükrer ve gürlerdi.
İzmit’in her anına şahit olmuş, Sefa başkanın tüpçülük yaptığı ilk günlerinden, zirveye çıktığı her gününde yanında olmuş bir insandı.
Anıları, kişilere davranışları bir kitap olacak kıvamdaydı.
Bu dünyada en çok sevdikleri torunları Salih ve Damla’ydı. Onlar için yapmayacağı, yapamayacağı şey yok gibiydi.
Elinden gelen ne varsa arkadaşları için yaptı, yapmaya devam etti.
Son birkaç yıla kadar üşenmedi, çalıştı, çabaladı.
Duası edildi. Haklar helal edildi.
Toprağa verildi.
İzmit’te anlatılması gereken bir karakter olarak 77 yıl yaşadı ve Salih Baykal’da süresini tamamlayıp ebediyete intikal etti.
Mekanı cennet olsun.
Toprağı bol, günahları af olsun.
Benim bir abiden çok, iyi bir arkadaşımdı. Sırdaşımdı. Yaşıt olmasak da her zaman akranım gibiydi.
Eksikliği her zaman hissedilecek ve asla dolmayacak.
Hepimizin başı sağ olsun.
Benden söylemesi.

