BIST14.641,56%0.45
USD48.2387%0,23
EURO55,8944 %-0.4
ALTIN6.908,74 %-3.0

Medikal sektöre geri dönmek mi?

Tuğrul Kırankaya

Abone OlGoogle News
22 Eylül 2026 18:02

Uzun yıllar medikal sektöründe olduğumdan her fırsatta bahsediyorum.

Halen sağlık sorunları olan, ya da bir yakınının sağlıkla ilgili yardıma ihtiyacı bulunan arkadaşlarım tarafından aranıyor ve elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

Tıbbi malzeme satış sektörünün en verimli ve kazançlı olduğu dönemlerde iş yaptık. Güzel paralar kazandık. Aynı zamanda birçok dostluklar ve arkadaşlıklar kurduk.

O zamandan kalan çevre ve dostlar ile halen görüşmeye devam ediyorum.

Sektörde beraber çalıştığımız, iş yaptığımız arkadaşlarımın bir çoğu artık distribütör ya da yerli üretici olarak hayatlarına devam ediyorlar.

Sıkıntılı ve bir o kadar da sorunlu bir şekilde ticari hayatlarına devam etmek için uğraşıp duruyorlar.

İnsanın en mutlu olduğu iş, sanırım bildiği ve elinden geldiği iş diyebiliriz. Restoran sahibiyseniz, patron bile olsanız gerektiğinde mutfak bölümünde çalışabilmelisiniz.

Fabrika sahibi iseniz ürettiğiniz ürünlerin imalat sürecini bilmeli ve konuya hakim olmalısınız.

Medikal sektöründe yer alıyorsanız, ameliyatlara gerekli olduğu zaman girebilmeli ve hekime yardımcı olabilmelisiniz.

Bu ve bunun gibi birçok örnekler verebilir ve konuyu daha da uzatabiliriz.

Medikal Dernekler Federasyonu (MEDEF) Yönetim Kurulu Başkanı Olday Yılmaz eski arkadaşım. Hatta irtibatı hiçbir zaman kesmediğim iyi bir dostum.

Başımız sıkışsa ilk arayacağımız, onun da başına bir durum gelse ilk arayacaklarından birisi olduğuma emin olduğum birisi…

Geçtiğimiz gün kamuoyuna duyuru başlığıyla MEDEF adına bir açıklama yayınladı;

“Türkiye’nin yerli medikal üreticileri; artan üretim maliyetleri, finansmana erişim sorunları, uzun ödeme vadeleri, kur baskısı ve kamu alımlarındaki belirsizliklere rağmen sağlık sisteminin kesintisiz işlemesi için büyük bir özveriyle üretmeye devam etmektedir.

Böylesine zor bir dönemde sektörümüzün karşı karşıya kaldığı rekabet hukuku incelemelerinin kapsamı ve uygulama biçimi, üreticilerimiz açısından ciddi bir kaygı kaynağı haline gelmiştir.

Yaklaşık bir yıldır federasyonumuz ve üye derneklerimizden sürekli olarak bilgi, belge ve yazışmalar talep edilmiş; firmalarımız kapsamlı incelemelere tabi tutulmuştur. Sürecin uzaması, soruşturmanın genişletilmesi ve doğabilecek ağır sonuçlar nedeniyle sektör temsilcileri, daha fazla yıpranmamak adına uzlaşma yolunu kabul etmek zorunda kalmıştır.

Ancak bu süreç henüz sektörümüz üzerinde oluşturduğu ağır yükü kaybetmemişken, dernekler ve federasyon çatısı altında gerçekleştirilen mesleki yazışmalar gerekçe gösterilerek yeni bir soruşturma başlatıldığı tarafımıza bildirilmiştir.

Elbette hiçbir sektör ve hiçbir kuruluş hukukun üzerinde değildir. Rekabetin korunmasına, piyasaların şeffaf ve adil biçimde işlemesine yönelik her türlü denetimi destekliyoruz. Bunula birlikte, meslek örgütlerinin üyeleriyle iletişim kurması; sektörün ortak sorunlarını görüşmesi, mevzuat değişikliklerini değerlendirmesi ve kamu kurumlarına çözüm önerisi sunması, örgütlü mesleki temsilin doğal ve zorunlu bir parçasıdır.

Dernek ve federasyon bünyesindeki her yazışmanın potansiyel bir ihlal şüphesiyle değerlendirilmesi; sektör temsilcilerinin görüş açıklamaktan, ortak sorunları dile getirmekten ve kamu kurumlarıyla iletişim kurmaktan çekinmesine neden olmaktadır. Bu durum yalnızca firmalarımızı değil, mesleki örgütlenme ve temsil mekanizmalarını da işlevsiz hale getirme riski taşımaktadır.

Soruyoruz:

Sağlık sektörünün ve yerli medikal üreticilerin ayakta kalma mücadelesi verdiği bir dönemde, üreticiler üzerinden giderek ağırlaşan bu idari ve ekonomik baskının kamu yararına katkısı nedir?

Yerli üreticilerin kaynaklarını AR-GE’ye, ihracata, istihdama ve hasta güvenliğine ayırması gerekirken; sürekli incelemeler, savunmalar ve hukuki belirsizliklerle uğraşmak zorunda bırakılması ülkemize ne kazandırmaktadır?

Bizler ayrıcalık değil, adalet istiyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

İşin kısa özeti, dernek WhatsApp grubu içerisinde yazılmış olan mesajların bir kısmı SPK yetkililerinin eline ulaşıyor ve “Sizler birbirinizi kışkırtarak nasıl olur da hastanelere malzeme vermeyi keselim diye yazışmalar yapabilirsiniz?” diye 6 dernek ve 29 firmaya soruluyor.

Yıllık cirolarının yüzde 3’ü kadar cezalar kesiliyor. Uzlaşma yoluyla bu cezalar firmalar ve dernekler tarafından kabul ediliyor.

Bu yetmiyor, şimdi de bütün dernek yetkilileri ve firma temsilcilerine aynı oranlarda cezalar kesilmesine karar veriliyor. Süreç tekrardan en baştan başlatılmaya çalışılıyor.

Hiçbir firma hastanelere malzeme vermeyi kesmemiş ve bu gibi bir eyleme kalkışmamışken…

Çok enteresan geldi bana bu yaşananlar…

Ülkemizde bu kadar ekonomik sıkıntı ve enflasyon oranları varken hastanelere faturaları kesip uzun süreler tahsilat için bekleyen firmalara yapılıyor bu anlattıklarım.

Bu şartlarda ve durumda malzeme vermeye devam ederken, teşekkür etmeleri gerekirken hem de…

Benden söylemesi.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Tuğrul Kırankaya

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları