Kurtuluş abinin anısına
Tuğrul Kırankaya
Ne yazsam, nasıl yazsam gerçekten kafamda toparlayamadım.
İzmit’te doğdum, İzmit’te büyüdüm.
Yazları ben ilkokul çağına gelmeden önce, Halıdere’de denize girmeyi ve yüzmeyi öğrendim.
1980’li yıllarda yazlık furyası vardı. Kışın İzmit’te oturanlar, yazlarını Halıdere, Ulaşlı, Karamürsel ve Yalova sahillerinde yazlık evlerinde geçirirlerdi.
Lise yıllarımda Çiflikköy’de Başkent-3 sitesinde yazlığımız oldu. Okullar kapandığında gider, açıldığında da İzmit’e dönerdik.
Uzun yıllar böyle devam etti. Arkadaşlıklar, gençlikle ilgili bütün anılarımız Yalova sahilleri ve Çınarcık bölgesinde geçti.
Balık da tuttuk, bara ve diskoya da gittik. Gezdik, tozduk, bol bol eğlendik.
Benden yaşça büyük bir abim vardı.
Eşinden ayrılmıştı, gençliğinde sporcuydu.
Altında Twingo arabasıyla her yere gider gelirdi.
Ufak tefek denecek derecede ticaret yapardı. Aileden zengin biri olduğunu her fırsatta söyler, parasız hiçbir zaman kalmazdı.
Bekar evinde beraber takıldık yıllarca, beraber gezdik tozduk.
Sokaklarda kavgalar ettik. Bize sataşanlara, Kocaelispor’a küfür edenlerle yumruk yumruğa girdik.
Sonrasında biz biraz daha büyüdük, ticarete atıldık.
Abimiz Gölcük’te bulunan evine geri döndü. Arada sırada telefonla konuştuk. Bazen İzmit’e geldiğinde de buluştuk.
Şimdi düşünüyorum da, belki on senedir hiç ama hiç görüşmedik.
Bizler, yani Başkent-3 sitesinin gençleri ona Kurtuluş abi derdik.
Adının Fahri olduğunu bile uzun yıllar sonra öğrendik.
Kurtuluş aşağı, Kurtuluş yukarı…
Gençlerle genç, yaşlılarla yaşlı, çocuklarla çocuktu Kurtuluş abi.
Futbolu manyak derecede sever, basketbol, voleybol, masa tenisi her türlü spor ile de iç içeydi.
Yalnız kaldığımızda, bir iki bira içtiğimizde çok dertleşmiş ve gençliğini dinlemiştik.
Eski kaşarla bira içmeyi Kurtuluş abiden öğrenmiştik.
Koşulsuz bir şekilde dostluğu ve arkadaşlığı da…
Cüzdanı ve parası hep ortadaydı Kurtuluş abinin. Sevdiği bir kişinin ihtiyacı olduğunda hiç sorgulamaz, sonuna kadar desteğini gösterirdi.
Deprem sonrasında aile işlerinde biraz sıkıntılar olmuştu. İnşaat şirketlerinden dolayı Kurtuluş abim de sıkıntıya girmiş ve maddi konularda tıkanmalar yaşamıştı.
Ama hiç kimseye hissettirmemeye özen gösterirdi.
Eski yaşantısına devam etmek için mücadele eder, yelkenleri daima dik tutmaya çalışır ve öyle yaşamına devam ederdi.
Bugün sosyal medyada vefat haberini okuyunca, içimden sanki bir parça koptuğunu hissettim.
Ne çok sevmişim aslında Kurtuluş abimi, ne çok anılarımız da varmış.
Mekanı cennet olsun.
Yattığı yerde ayağına taş değmesin.
Bir daha böyle kaliteli ve samimi arkadaşım olur mu?
Bir daha bizlere gerçekten abilik yapmayı görev bilen insanlar karşımıza çıkar mı?
Bilemem ama bizler öyle olmaya ve etrafımızdaki gençlere Kurtuluş abi gibi davranmaya çalışmalıyız.
Gençle genç, çocukla çocuk olmak için çaba sarf etmeliyiz.
Biraz kafadan da kırık olmayı düşünmeli, yaşanan hiçbir sıkıntıyı kafaya takmamaya özen göstermeliyiz.
Kaç günlük dünyada, geriye kaç günümüz kaldığı bile belli değilken, neden bu kadar sinir ve stres…
Neden bu kadar hırs, kötü niyet…
Kendimize gelmeli ve fabrika ayarlarımıza toplum olarak bir an önce geri dönmek için uğraşmalıyız.
Çocukluğumuzda öğrendiğimiz, gençliğimizi de gördüğümüz görgü kurallarını hatırlamalı ve aynı şekilde yaşamaya çalışmalıyız.
Benden söylemesi.

