BIST14.641,56%0.45
USD48.2387%0,23
EURO55,8944 %-0.4
ALTIN6.908,74 %-3.0

İzmit’in Nizam ustası da gitti

Tuğrul Kırankaya

Abone OlGoogle News
05 Ekim 2026 18:02

Bir İzmit beyefendisini daha kaybettik.

Nam-ı diğer Kel Nizam, benim için Nizam abi, her zaman da öyle kalacak.

Tanışıklığımız 1990’lı yıllara uzanır.

İkimiz de AS Kulüp müdavimlerindendik. Uzun seneler Sümerbank mağazasının bulunduğu sokakta lokanta çalıştırmış. Ben hayal meyal hatırlayanlardanım…

Yaz ayları geldiğinde 2 ay dükkanı kapatıp, Bodrum’a gidermiş. Orada kendi teknesinde tur düzenler, ziyafetler verirmiş. Sezon bittiğinde dükkanın kapısına astığı bir süre yokum yazısını söker ve işlerine başlarmış.

Daha sonrasında Ankara Caddesi’nin üzerinde, Sefa başkanın kiracısı olarak ufak bir yer açmış. Burada da lezzetlerini İzmitlilere sunmaya devam etmiş.

Sonrasında bir süre boşluk ve Sanayi’de Boşnak Börekçisi’nin içerisine açtığı Lokanta Nizam günleri…

Tembel gibi gözükür, tembel köfteyi de mükemmel yapardı ama çok çalışkandı. Mesleğine aşık, bir o kadar da kendini geliştirmeye açıktı.

Günlerden bir gün eve misafir gelecek, benim de Balıkçı Hamdi’nin tezgahından bir şeyler alıp yapasım tutmuş. Eski balık pazarının önüne arabayı park ettim ve indim. Balıkçı Hamdi’nin önünde tabure çekmiş oturuyor Kel Nizam.

Naber, nasılsın faslından sonra hayırdır dedi.

Anlattım durumu, misafir gelecek, ben de evde kendim bir şeyler yapayım istiyorum dedim.

“İthal somon balığı” al dedi.

Abi saçmalama, ben nasıl yaparım o balığı, lezzet veremem sonra rezil olurum dedim.

“Sana ne diyorsam onu yap, bir de kağıt kalem al eline. Sana neler alacağını ve nasıl yapacağını tarif edeceğim” dedi.

Dediği gibi de yaptım. Halen dillerden dillere o gün yaptığım somon balığı ve sosu anlatılır. Hatta bazen aranıp, tarif bile istenir.

Nizam abi enteresan bir sunum ve bir o kadar enteresan kişiliğe sahipti.

Az hoşaf istersen, kaseyi kafasına diker ve yarısını içer önüne koyardı. “Hoşafın azı mı olur, şerefsiz” diye de mırıldanırdı.

Bir gün Sümerbank mağazasının bulunduğu ara sokakta yemekler bitmek üzere…

İzmitli ünlü avukatlardan bir tanesi birkaç tabak yemek yiyor, acelesi var. Hesabı ödemek için kasaya yöneliyor ama tahmin etmediği derecede bir fiyatla karşılaşıyor.

“Nizamcım programı mı kaçırdık” diye soruyor.

Kel Nizam anlamıyor önce…

“Nizamcım hayırdır, program vardı da biz mi kaçırdık. Dansöz mü çıktı? Sanatçı mı vardı? Bu nasıl hesap böyle” diyerek lafını söylüyor ve çıkıp gidiyor.

Nizam abinin lokantasında yemek tarifesi hiç olmamış ve olmazdı.

Kimden ne fiyat alacağını, kimden almayacağını kendi belirler, o günkü ruh haline göre ayarlardı.

Birkaç kez lokantasında tanıdıklarla karşılaştım, işaret ettim. Şu masadan hesap alma, ben ödeyeceğim demeye çalıştım.

Uzaktan bana olmaz diye kafa işareti yapıyor. Üsteliyorum, olmaz diyor.

Anlamadı herhalde deyip, yerimden kalkıp yanına doğru gittim.

Kulağıma eğildi ve “Ulan bu memleketin zengini sen misin? Benim o masadan ne hesap alacağımı sen nereden biliyorsun? Git işine bak, benim asabımı bozma” diye de çıkıştı.

Sanayi’de bulunan dükkanında cumartesi günleri döner yapmaya başlamıştı. Birkaç sefer davet etti. Mutlaka gelin dedi.

Ahmet Tandoğan, Faruk Gün ve Coşkun Yiğit ile beraber gittik. Tezgahta ne varsa yedik. Döneri adeta silip süpürdük.

“Coşkun abi ben sigara içeceğim, dışarı çıkıyorum” dedi.

Ben de seninle geleyim diye kalktım ve Faruk abiye de benimle kalkmasını işaret ettim.

Ne de olsa Ahmet Tandoğan halen yemek yemeğe devam ediyordu. Biz dışarı çıkalım ki, hesap da ona kalsın, biraz gülelim diye düşünmüştüm.

Hep birlikte arabaya bindik ve Ahmet abiyi bekliyoruz.

Sallana sallana geldi.

“Nizam çok küfür etti, bir daha dükkanımdan içeri adım atmayın dedi. Ben de anlamadım, neden sinirlerdi” dedi.

Hesabı mı ödemedin abi? dedim.

Teklif ettim ödemeyi kabul etmedi dedi.

Lokantaya geri döndüm. Nizam abi ateş püskürüyor. Kafasından dumanlar çıkıyor.

Abi bizim hesap ne kadar dedim. Söyledi…

Ödedim ve çıkmaya hazırlanıyorum.

“Ahmet abiden neden hesabı almadın?” dedim.

“Ulan adam benim hesabım ne kadar diye sordu. Sadece kendi yediğini ödeyecekmiş. Diğerleri ne olacak dedim. Banane onlardan alsaydın diye cevap verdi.

Geri dönüp, hesabı sormasın eğer bir daha size selam dahi vermeyecektim” dedi.

Böyle de bir anı olarak hafızamız da kaldı.

Nizam abinin mekanı cennet olsun. Allah taksiratını affetsin.

Benden söylemesi.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Tuğrul Kırankaya

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları