Halkın okumak istediği gerçek
Tuğrul Kırankaya
11 Şubat 1974 yılında Kocaeli Devlet Hastanesi’nde doğmuşum.
Karabaş Mahallesi İstiklal Caddesi’nde geçti çocukluğum ve gençliğim.
Halen annem ve babam aynı adreste oturuyor. İkametim bu adreste, hiç almadım. Oy kullanmak için Ulugazi İlkokulu veya Sanat Okulu’na gidenlerdenim.
Gençliğimde Yenidoğan Mahallesi, Yahya Kaptan Mahallesi, Akçakoca Mahallesi’nde de dönem dönem ikamet ettim. Ailemden ayrı bir şekilde yalnız kaldım.
İzmitli rumuzuyla okuyucumuz dün yayınlanan köşe yazıma yorum yapmış;
“Tuğrul bey, İzmit’te sizden başka, ısrarla Cengiz Topel caddesi, Adliye ve Anıtpark etrafının kentsel dönüşüme (mağduriyetin diğer adı) alınmasını tekrar tekrar aylık yazan kimse yok, böyle bir konuşmada ilk cümleniz Deprem gerçeği evet bizde İzmit merkezinde depremi yaşadık, ama bu yazdığınız bölgelerde kazıklı temel yapılmış evler ve İzmit in son yaşayan bazı yaşlı insanlarımız var, İzmit’in ve ülkemizin bu kadar sorunları içinde insanlar zar, zor geçinirken ısrarla bu konuyu dile getirmeyin, gazetecilik tanım ve göreviniz içinde Halkın öğrenmek istediği gerçekleri yazın…”
İlk önce ne kadar İzmitlisiniz onu sorup öğrenmek istiyorum…
İkincisi ailem yaklaşık 60 yıldır bahsettiğim bölgede ikamet ediyor. 1999 Depremi’ne Yalova Çiftlikköy Başkent-3 Sitesi’nde yakalandık. Yanımızda bulunan ve çoğu Veli Göçer’e ait bütün binalar yıkılmış, zemin katlarının üzerine oturmuş, birkaç katı adeta yok olmuş binalardı.
Birkaç gün Çiftlikköy’de yaşananlara yardım etmek için uğraştık. Daha sonrasında bölgede gaz sızıntısı olduğu ve terk edilmesi gerektiği söylenince İzmit’e dönmek için yola çıktık.
Karamürsel ve Gölcük civarında yolların kapalı olduğunun radyo frekanslarından dinlediğimiz için Bursa istikameti üzerinden İnegöl’den dolaşıp Sapanca’da bulunan dede evine uzun süren uğraşlar sonrasında ulaşabildik.
Birkaç gün burada ikamet ettik.
İzmit’e dönmemiz haftalar aldı diyebilirim.
Tam eve döndük, Düzce Depremi yaşandı. Evimizin salonunda bulunan avize depremin şiddetinden yerinden çıktı ve yere düştü. Biz yine birkaç gün Sapanca’ya döndük, bahçede çadırlarda kaldık.
Olacak gibi değildi. Gözümüzü kararttık ve evimize geri döndük.
Daha sonrasında yapılan incelemelerde binamızda hasar bulunmadı. İçimiz rahatladı. Halen ailem aynı evde, aynı düzende yaşamaya devam ediyor.
Babam 1945 doğumlu, annem 1956 doğumlu…
Şimdi bana soracak olsanız, ben de sizler gibi binaların hasar görmediğini söyleyebilirim. Saatlerce de herkese anlatabilirim.
Ama deprem öncesinde yapılan binaların yönetmeliği ve şartları ile şimdi yapılan binaların arasında çok büyük farklar olduğuna inanmak zorundayız.
Bahsettiğimiz bölgede en az 10 binadan birinde hasar olduğunu ve 99 Depremi’nde yara aldığını biliyoruz. Ağır hasarların daha sonradan hafif hasara, hafif hasarların hasarsız raporlarına çevrildiğine şahit olmuş İzmitlileriz.
Hiç kimse çıkıp da, “yaşlılarımız var; ailelerin düzeni var” diye deprem gerçeğini ötelemeye çalışmasın. Hiç kimse bana evim çok iyi konumda, kentsel dönüşüm olursa kim bilir bana nereden, kaç metrekare daire verecekler acaba demesin.
Benim evim çarşının göbeğinde, içerisinde şömine var, balkonu daireye kattım diye ahkam falan kesmesin.
Deprem er ya da geç tekrardan etkisini gösterecek. Allah korusun ama o gün bizler yaşayabilirsek eğer nefes aldığımıza şükür edeceğiz.
Nereye götürürse devlet, bize nereyi uygun görürse oralarda hayatımızı idame edebilmek için şükür edeceğiz.
Bir kap yemek, bir pet şişe su bulabilirsek halimiz iyi diye dualar etmeye çalışacağız.
İzmit’in planlanan her yerinde kentsel dönüşüm uygulanmalıdır.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı çalışmalarda, sırası nerede ise oradan başlaması için destek olmalı, bizler bu konuya öncü olmaya çalışmalıyız.
Hiçbirimiz, ufak bir sarsıntıda binaların altında kalmak gibi bir durum yaşamayı hak etmiyoruz.
Siz ve sizin gibi birkaç aile dükkanlarından iyi kira geliri elde ediyor diye, bizim gibi sadece ikamet adresi olanların hakkına girmenize göz yumamayız.
Kentsel dönüşüm İzmit’in tek kurtuluşu olacaktır. Destek olmalı, her fırsatta gündeme getirmeye çalışmalıyız.
Aç gözlülüğün de bir sonu olmalı diye düşünüyorum. Halkın öğrenmek istediği gerçeğin de bu olduğuna inanıyorum.
Benden söylemesi.

