Gerçek bir İzmitliyi daha kaybettik
Tuğrul Kırankaya
Bir İzmitliyi daha Fevziye Camii avlusundan, dualarla ebediyete uğurladık.
Cenaze gerçekten çok kalabalıktı.
Caminin avlusu buram buram İzmit kokuyordu.
Sağcısı, solcusu, demokratı, sosyalisti kimi ararsanız oradaydı.
Kemal Kuşkan abimizi son yolculuğuna uğurlamaya gelmişti herkes, son görevlerini yapmaya ve helalliklerini vermeye…
İzmit aşığıydı rahmetli Kemal abi, gerçekten bir İzmit beyefendisiydi.
Genelde Postane’nin arkasında bulunan Rafet Kırgız’ın dükkanının önünde takılan İzmitlilerin arasında bulunurdu.
İğneci Erdinç abi, Diker İğne Reha abi, Rafet abi, Hamza Bostan, Gözlükçü Erdal, Yaşar Gümüş, Yekta Demirer ve şimdi aklıma gelmeyen İzmitlilerle bir arada takılırlardı.
Her sokaktan geçtiğimde “Yine biraz sağa doğru yattın Tuğrul, yazılarından öyle anlaşılıyor” der ve İzmit hakkındaki fikirlerini anlatmaya başlardı.
Cumhuriyet Parkı’nda bulunan ve 1999 Depremi sonrasında anı olarak oraya konulan heykeli hiç beğenmezdi. Kaldırılması için, etrafındaki pisliklerin herkesi rahatsız ettiğini özellikle belirtmemi isterdi.
“İzmit deniz kentidir, denize daha rahat ulaşmamız gerekir” derdi.
İsmet Çiğit’e çok selam söylerdi…
Bir keresinde İsmet abinin doğum günü, ona sürpriz yapacağız. Eşi Ayşen hanım pastayı alıp gelecek. Biz de hiçbir şeyden haberimiz yokmuş gibi Son Kale Gazetesi’ndeki ofiste doğum günü kutlaması yapacağız.
Numan Uysal ve Kemal Kuşkan’a da rica ettim. Beraber gidelim ve sürpriz yapalım İsmet Çiğit’e dedim. Kırmadılar beni, yürüye yürüye ofise gittik. İsmet Çiğit’in yeni yaşını kutladık.
Rahmetli İsmet abi de çok mutlu olmuş ve keyiflenmişti.
Eski arkadaşlarını da yanında görünce bir başka duygulanmıştı.
Kemal abi aklında ne varsa, herkese hiç çekinmeden söyleyen insandı.
Ama hiç kimseyi kırmadan, üzmeden söylerdi.
Kötü bir söz bile söyleyecek olsa, kibarca anlatırdı.
Gönlünü de alırdı lafı geçirdiği adama.
Bana defalarca İsmet abinin yolundan gitmemi ama yaptığı hataları yapmamak konusunda dikkatli olmamı öğütlerdi.
İzmit için yazılar yazmamı, İzmit’e faydalı olacak konularda makaleler yazmamı önerirdi.
“Bizler İzmitliyiz, İzmit’te doğduk İzmit’te öleceğiz. Değerlerimize sahip çıkmamız gerekir. Su ve tarıma önem vermemiz gerekir. Arkamdan İzmit için uğraştı desinler benim için yeterli” derdi.
İKM başkanlığı yapmış, İzmit esnafı için projeleri imza atmış bir kişiydi.
Fevziye Cami avlusunda namazı beklerken Tuncay Aşkın anlattı;
Yenimahalle Muhtarı olduğu senelerde bir taksi durmuş muhtarlığın önünde, taksici arabadan inmiş ve “Tuncay Aşkın kim?” diye sormuş.
“Benim, hayırdır arkadaşım” dediğinde bagajı açmış ve kocaman bir koli indirmiş. Elinde de bir not kağıdı.
“Sayın Muhtarım Tuncay Aşkın, kolide bulunan bütün ürünlerin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını istiyorum. Her ay yeni koliler göndermeye devam edeceğim. Kemal Kuşkan.”
Aylarca da devam etmiş bu yardımlar ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılan kıyafetler.
Böyle bir adamdı Kemal abi. İzmit’i bilir, ihtiyaç sahiplerinin esas nerede olduğunu kendi tespit ederdi.
İzmit’le ilgili bir şey konuşulması gerekiyorsa, yararlı bir hizmet olduğuna inanıyorsa herkese anlatırdı. Herkesten biraz daha fazla anlatmaya ve izah etmeye çalışırdı.
Sağcı veya solcu diye bakmazdı hiç kimseye. Tek amacı İzmit için faydalı hizmetler yapılmasıydı. Başka da hiçbir şey beklemezdi.
Dediğim gibi İsmet Çiğit’le iyi bir dosttu. Çok iyi anlaşırlar, birbirlerine her şeyi açık açık söylerlerdi.
Ve her ikisine de Fevziye Camii’nden dualarla uğurladık, omuzlarda Bağçeşme’de toprağa verdik.
İzmit gerçeği de bu değil mi aslında…
Doğarsın, kulağına hoca efendi fısıldar.
Ulugazi ilkokulu, İzmit Ortaokulu ve İzmit Lisesi’ne gidersin.
Çenesuyu’ndan kana kana içersin.
Bu dünyada sana belirlenen ömrünü tamamlar,
Fevziye Camii’nden sevenlerinin dualarıyla uğurlanır,
Omuzlarında Bağçeşme’de toprağa verilirsin.
Benden söylemesi.

