Gazetecileri savunmak sana mı kaldı?
Tuğrul Kırankaya
Geçtiğimiz gün Kocaeli gündeminde yer alan tartışmalara bakınca insan ister istemez şaşırıyor.
Bir tarafta gazeteciler “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bize neden ilan vermiyor?” diye köşe yazıları yazıyor.
Diğer tarafta CHP'li Büyükşehir Meclis Üyesi Erkan Uygun, Büyükşehir Meclisi'nde “Gazetelere neden ilan vermiyorsunuz?” diyerek belediye yönetiminden hesap sormaya çalışıyor.
Ortaya çıkan tablo gerçekten çok ilginç…
Kim haklı, kim haksız tartışmasına asla girecek değilim. Gazeteciliği de kimseye öğretmek gibi bir iddiam yok.
Ancak bu mesleğin de bir adabı, bir duruşu olduğuna inanıyorum.
Öncelikle herkes çalıştığı yayın organına, temsil ettiği kuruma ve geçmişine bakmalı, ardından kamuoyu önünde ahkam kesmelidir.
Daha düne kadar birbirleri hakkında söylenmedik söz bırakmayanların, bugün ilan alamadıkları gerekçesiyle mağduriyet söylemine sarılması benim gözümden çok da inandırıcı görünmüyor.
Bir başka durum ise bana göre çok daha düşündürücü…
Gazetelerin veya gazetecilerin hakkını savunmak CHP'li Büyükşehir Meclis Üyesi Erkan Uygun'a mı kaldı?
Bu kentte gazetecilik yaptığını söyleyen insanlar kendi haklarını kendileri savunamıyorlar mı?
Meslek örgütleri, cemiyetler, gazeteciler dururken bu tartışmanın siyasi zemine taşınmasının kime ne faydası var?
Eğer gerçekten bir haksızlık varsa bunu ilk önce gazetecilerin dile getirmesi gerekmez mi?
Bugün ne yazık ki başka bir sorun daha yaşıyoruz.
Kentimizde gazetecilik yaptığını iddia eden bazı isimler, duydukları dedikoduları birkaç satır halinde yapay zekaya yazdırıp, çıkan metni kontrol dahi etmeden internet sitelerinde yayınlamayı gazetecilik sanıyorlar.
Bu işin üstadı İsmet Çiğit’in tüm kente öğrettiği gibi gazeteciliğin olayı doğrulamak, araştırmak, karşı tarafın da görüşünü almak, hatta şikayetle ilgili resmi belgeye ulaşmak değil mi?
Yapay zeka bir yardımcı olarak görülebilir ama gazetecinin yerine asla geçemez.
Kulaktan dolma bilgilerle hazırlanan metinleri ChatGPT'ye düzenletip haber diye servis etmek ne gazeteciliğe sığar, ne de okuyucuya güven verir. Tam tersine kişisel itibarı her geçen gün biraz daha tüketir.
Bir başka soru da şu olmalıdır:
Madem konu kamu kaynaklarının ilan ve reklam dağılımı, o halde olaya daha geniş bakmak gerekmez mi?
Bugün Kocaeli'de 3 ilçemiz yani İzmit Belediyesi, Derince Belediyesi ve Karamürsel Belediyesi CHP’li başkanlar tarafından yönetiliyor.
Bu belediyeler hangi gazetelere ilan ve reklam veriyor?
Hangi kriterlere göre ilan ve reklam gazetelere gönderiliyor?
Yıllık veya aylık ne kadar bütçe ayrılıyor?
Bu ilan ve reklamlar hangi ücretler üzerinden yayınlanıyor?
Öncelikle CHP'li bir meclis üyesi olarak bu konular hakkında kamuoyuna gerekli bilgiyi verebiliyor musunuz?
Yoksa sorgulama sadece Kocaeli Büyükşehir Belediyesi söz konusu olduğunda, polemik amaçlı mı aklınıza geliyor?
Şeffaflık isteniyorsa herkes için istenmelidir.
Hesap sorulacaksa herkesten sorulmalıdır.
Öte yandan mesleğimiz açısından bir başka gerçek daha var.
Resmi ilanların dağıtımı keyfi şekilde yapılmıyor. Bu süreç Basın İlan Kurumu tarafından belirlenen kriterlere göre yürütülüyor ve denetleniyor.
Tabii ki belediyelerin kendi reklam bütçeleri konusunda tercih hakları var. Ancak bu tercihlerin de objektif kriterlere dayanması beklenir.
Eğer ortada hukuka aykırı bir uygulama olduğu iddia ediliyorsa bunun yeri siyasi polemikler olmamalı. Somut veriler, belgelerle yapılacak değerlendirmeler olmalı.
Sonuç olarak önceki gün Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi'nde yaşanan bu tartışmanın, kentin gerçek sorunları düşünüldüğünde ne kadar öncelikli olduğu da ayrı bir tartışma konusu.
Deprem gerçeği, ulaşım sorunları, trafik, ekonomik sıkıntılar ve vatandaşı etkileyen meseleler dururken, belediye meclisinin gazete ilanları üzerinden siyasi polemik üretmesi doğrusu bana çok anlamsız geliyor.
Kendi adıma bu tartışmanın seviyesinden de, ortaya çıkan tablodan da rahatsızlık duyduğumu belirtmek isterim.
Gazetecilik, siyasetçilerin üzerinden hak arama mesleği değildir.
Siyaset de gazetelerin reklam hesabını yapacağı bir alan olmamalı.
Kocaeli'nin konuşması gereken çok daha önemli gündemleri var.
Benden söylemesi.

