Ekonomi bitti bitiyor
Tuğrul Kırankaya
Dün gazeteci bir arkadaşımla oturdum ve biraz sohbet etme imkanı buldum.
Çok karamsardı arkadaşım.
Ofisini kapatmayı, işleri biraz ufaltmayı düşünüyordu. Personeli zaten azaltmıştı.
Yıllar öncesinden ekonomik sıkıntıların yarattığı karamsarlığa hepimiz alışmış ve çözümler üretmeye başlamıştık zaten.
Hatta çocukluğumuzdan itibaren hazırız diyebilirim.
Ama anlaşılması çok güç sıkıntılar doğmaya başladı etrafımızda.
Birincisi kiralar çok yüksek…
İkincisi her şey çok pahalı…
Üçüncüsü paranın değeri yok…
Hiçbirimize kazandığımız ücretler, gelirler yetmiyor.
Kiralar yüksek diyoruz ama bir de mal sahiplerine sormak istiyorum, ne düşünüyorlar.
En ucuz daire kirası 20-25 bin lira.
En ucuz ofisler 45-50 bin lira.
Cadde üzeri dükkanlar dersen 100-200 bin liralar havada uçuşuyor, 700 bin liraya kadar kira duydum bu aralar.
Nasıl kazanılır bu rakamlar, nasıl ödenir bu rakamlardaki kiralar gerçekten anlaşılması zor…
Kasap ve market alışverişlerinin artık ne tutacağını bile tahmin edemez olduk.
Az ondan, az bundan alıp 5-6 bin ödemek normal gelmeye başladı.
Ya dışarda 3-4 kişi yemek yemek, alkol içmek…
Allah’tan öğlen yemeğine çıkmayı bıraktım. Rejim yapmaya çalışıyorum. Hem kilo vermek için mücadele ediyor, hem de bütçemi kontrol etmek için gayret gösteriyorum.
Hayatımın hiçbir döneminde karşıma çıkmayan hesap kitap işlerine, kafa yormaya çalışıyorum.
Motosiklet kullanıyor, araç ve yakıt masrafını mümkün olduğunca azaltmaya çalışıyorum.
Geçmiş dönemlerde olsa, sohbet ettiğim arkadaşıma maddi ve manevi yardım etmeyi üzerime borç hissederdim. Yapabileceğim her şeyi sonuna kadar yapmaya çalışırdım.
İmkanım olsa borç alır, kredi çeker, bir şekilde sorunlarına yardımcı olmak için çabalardım.
Ama hepimiz aynı durumda, aynı imkanlara sahip duruma geldik.
Her birimizin hem çalışmaya, hem daha çok para kazanmaya ihtiyacı var. Sorumlu olduğumuz ve bizden maddi kazanç bekleyen evlatlarımız var.
Var oğlu var yani anlayacağınız arkadaşlar.
Kazançlar belli, sabit giderlerle neredeyse kafa kafaya diyebilirim.
Elektrik faturası, doğalgaz faturası ve su faturası almış başını gidiyor. İki fatura yatırmazsan, evde kim var kim yok bakmadan kesip gidiyorlar. Faturaları cezalı yatırsanız da açtırmak için araya adam koymak zorundasınız.
Ülkemiz gerçekten her geçen gün yaşanması zor bir hal almaya devam ediyor.
Karamsar olmak ve hiç kimseyi karamsarlığa sokmak istemiyorum ama işin içerisinden de çıkamıyorum.
Her tarafta kiralık dükkanlar görmeye başladım.
Yaz dönemi bittiğinde bu dükkan kapanma ve boşaltma işinin daha fazla olacağının da endişesi içerisindeyim.
İşsizlik de biraz artacak gibi görünüyor.
Ülkemizde alttan yetişenler için, hayat her geçen gün daha da zor bir hale geliyor.
Yaşlanan ve emekliliği gelenler bu şartlarda mecbur çalışmak zorundalar.
Hele basın sektöründe 3 kere emekli olsa insan, yine de çalışmak mecburiyetinde.
Gerçekten çalışanların kazançları, maaşları çok komik durumda. Çoğu ek iş yapmak veya başka yollardan para kazanmak zorundalar.
Ama bu her sektörde aynı duruma gelmiş gibi duruyor.
Emekli olanların tamamı çalışmaya ve evlerini geçindirmek için gecesini gündüzüne katmaya mecbur durumdalar.
Gençler nasıl olacak da çalışacak ve para kazanacak işler bulacaklar, ülkemizde gerçekten çok zor gözüküyor.
Benden söylemesi.

