Ehliyet affı bekleyen vatandaş ne yapsın?
Tuğrul Kırankaya
Uzun yıllardan beri beklenen ehliyet affı halen çıkmadı. Birçok insan perişan, işlerinden güçlerinden kovulmuş durumdalar.
Aileleriyle birlikte milyonlarca vatandaşımızı etkileyen sıkıntılı bir durum yani anlayacağınız.
Bu ehliyetini kaptıranlar da sadece alkollü yakalananlar değiller. Birçoğu trafik kurallarına dikkat etmemekten dolayı hatalı puanlar alıp ehliyetlerini sırf bu sebepten teslim etmiş kişiler.
Alkolden ehliyeti kaybedenlerin durumları zaten içler acısı. Ceza süreleri bittiğinde SÜDGE sırası alma sorunu başlıyor.
Her biri alkol bağımlısı birer suçlu gibi eziyetten geçiriliyor. Anlayacağınız suç işleyenler ehliyeti kaptıranlardan daha az sorun yaşıyor.
Bizim ülkemizde durum tam anlamıyla böyle bir durumda…
Ekonomi çok bozuk. Sıfır araç alabilmek neredeyse imkansız.
Hadi bir araç aldınız diyelim. 2 yılda bir muayene ücreti ödemek ve başka bir eziyeti yaşamak zorundasınız. Şu anda binek otomobiller için 4 bin lira civarında. Araç sınıfı yükseldikçe, muayene ücreti daha da artıyor.
Sıfır araç alıyorsunuz, 3 yıl sonra muayeneye girmek mecburiyetindesiniz.
Araç sahipleri bu sürenin 5 yıla çıkarılmasını istiyorlar. Servisinde bakımını yaptırıyor ve canları pahasına korudukları araçlarının muayene ücretinden birkaç yıl daha muaf kalmayı arzuluyorlar.
Diğer araçlar için ise 2 yıl oran sürenin 3 yıla çıkarılmasını arzu ediyorlar. 2020 model bir aracın, bütün bakımları servisinde yapılan araçların 2 yılda bir muayene zorunluğunda olmasına hiç anlam veremiyorlar.
Yakıt maliyetleri almış başını gitmiş.
Ülkemizde asgari ücret ve emekli maaşının durumu içler acısıyken, en azından araçları için bir çözüm üretilmesini istemekte de haklı gibiler.
Binek bir otomobilin servisinde bakımı 25-30 bin lira seviyelerinde. İşin içerisine kaporta veya başka bir sıkıntı girdiğinde 50 bin liranın altında servisten dışarı çıkmanız mümkün dahi değil.
Cam filmi 5 bin ila 10 bin lira arasında değişiyor.
Araç yıkatmak ve temizletmek bin liradan başlıyor.
Otopark ücreti, en makul 200 lira seviyelerinde, yada nasıl olsa kimse görmez diye yola park edip işinizi kelle koltukta halletmek zorunda kalıyorsunuz.
Daha sonradan gelen cezalarda 2500 liranın hiç altında olmuyor.
Yani anlayacağınız bizim ülkemizde arabanız mı var, derdiniz var.
Aracı kullanmak ve kollamak ayrı dert, aracı kullanmak için gerekli olan ehliyeti kaptırmamak bir başka dert.
Ülkemizde komediler yaşamadan hayatta kalmanız bile büyük bir mucize.
Az bir yağmur yağdığında sele kapılabiliyor, ya da suyla temas etmiş elektrik akımına maruz kalabiliyorsunuz.
Biraz fazla para kazanıyorsanız ya dükkanınız kundaklanıyor ya da kurşunlanıyor…
Gözdağı vermeyi geçtiler artık, tam karşılığı işinize çökmeye başlıyorlar. Bir süre sonrasında ne iş kalıyor ortalıkta, ne de iş insanları…
Gerçekten nasıl bir ülkede, nasıl bu kadar sıkıntılar içerisinde yaşamaya çalışıyoruz? Bazen hiç aklım ermiyor.
Vatandaşların sorunlarını dinlediğim zaman, hadi canım, bu kadar da olmaz dediğimi duyabiliyorlar.
Ama hiç birimizin elinden de bir şey gelmiyor.
Emniyete sığınıyorsunuz.
Paranız varsa koruma talep ediyorsunuz.
Ya da can güvenliğiniz için silah ruhsatı almak için mücadele ediyorsunuz.
Ne kadar fayda sağlıyor, burası da oldukça tartışmalı.
Bazen de bunları fazla kafaya takmayalım, yaşamaya devam edelim demek istiyorsunuz ancak bunu da başaramıyorsunuz.
Her birimiz duyarlı insanlarız. Etrafımızda yaşananlara da sessiz kalamıyoruz.
Benden söylemesi.

