BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Bundan sonra böyle

Tuğrul Kırankaya

Abone OlGoogle News
21 Haziran 2026 18:00

“Hiçbir şeye benzemeyen saçma sapan bir yazı! Gazeteci olmaya özenip de olamayan bir medikalcinin anlatımı ancak bu kadar olur” demiş Kirkor Ağa.

Bazı yorumları yayınlayamıyoruz.

Hem kendimizi, hem de yorum yazan okuyucumuzu korumak için bunu yapmaya çalışıyoruz.

Köşe yazısı yazmaya karar verdiğimde almıştım bu kararı. Hiç kimseyi bana veya haberimize yazdığı yorumdan dolayı dava etmemeyi kendime önemli bir görev olarak kabul etmiştim.

Halen de hiç kimseye bana yazdıkları yorumlardan dolayı herhangi bir yasal işleme başvurmadım, böyle bir yol izlemeyi de halen düşünmüyorum.

Rahmetli Güngör Arslan ve Rahmetli İsmet Çiğit’in öncülüğüyle başlamıştım. Hiç aklımda yokken, Güngör abi cezaevindeyken Çiğit’in fikriydi.

Cezaevinden çıktıktan sonra yaptığımız ilk toplantıda da konuyu açtı ve Güngör abinin onayıyla başladım.

Bir pazar akşamı girdi yazım.

Köşenin adı “Ben gazeteci değilim” olarak belirlenmişti.

Günlük hikayeler, kendi yaşadığım olaylar ve İzmitli dostlarımın bana anlattıklarından yola çıkarak yazmaya çalıştığım bir yazı biçimiydi.

İlk günün sabahı gazetenin telefonu çaldı. Telefonu açan arkadaşla, arayan okuyucu kavga ettiler ve harala gürele telefon kapandı.

Ne oldu falan derken,

“Abi senin için aramış okuyucu. Başka İzmit’te adam bulamadınız mı, bu medikalciye yazı yazdırıyorsunuz?” demiş arayan kişi. Biraz da sinkaflı ve küfürlü konuşmuş.

Telefonda yaşanan kavgasının sebebi de buymuş. Güldük ve geçtik.

İlk başlarda yazılan yorumlara çok fazlaca takılır, okunma sayılarını saat başı kontrol ederdim.

Çiğit’ten yorumlara kafayı takmamayı, Güngör ustadan da okunma sayılarına asla takılıp kalmamayı öğrendim.

Çiğit “Sen nasıl bir kişiye karşı fikir ve düşüncelerini yazıya döküyorsan, insanlarında sana istedikleri şekilde yorum yazma hakkını saygıyla karşılamalısın” derdi.

Güngör usta “Sen yazını yaz ve yayınla. Muhatabı mutlaka okur. Kaç kişinin okuduğuna falan hiç takılma, konuyla alakalı kişiler mutlaka okuyacaklardır” derdi.

İkisinden de çok şeyler öğrendim ve onlar hayattayken ben hep gazeteci değilim diye düşündüm ve öyle de davranmaya çalıştım.

Çiğit’in kalemi belki de bugüne kadar Kocaeli’yi bırakın ülkemizde bile var olmamış bir biçimdeydi. İstediğini yazısında yüceltir, istediğini de gömer öylece de orada bırakabilirdi.

Hiç kimsenin kötülüğünü istemez ama kente ve vatandaşa yapılacak her kötülüğe karşı aksiyon alır, kendi üzerine düşen ne varsa sonuna kadar da yapardı.

Hiç kimseden çekinmez, korkmazdı. Bildiğini ve doğru olduğuna inandığını başına ne gelecekse gelsin yazar, okurlarına aktarırdı.

Defalarca karakola, yüzlerce kez yazdıklarından dolayı mahkemeye gitmişti. Birçok maddi cezaya çarptırılmış, hepsini son kuruşuna kadar da ödemişti.

Güngör usta da gazeteciliğin heyecanı ve temposu çok fazlaydı.

Belki yazıları Çiğit kadar etkili ve Türkçesi o kadar düzgün değildi. Belki stilleri farklıydı ama her yerdeydi usta.

Günün saati kaç olursa olsun, olay nerede ve nasıl olursa olsun hemen olay yerine hareket ederdi.

Bir konu duyduysa hemen muhatabına ulaşmaya ve görüşmeye çalışırdı. Çok hızlı gazeteciydi.

Güngör Arslan da yüzlerce kez mahkemelere gitti, defalarca kez cezaevine suçsuz günahsız bir şekilde atıldı.

Her konuşmamızda gazeteciliği bırakacağını ve Güneye yerleşmek istediğini anlatırdı.

Ama ne gazeteciliği bırakabildi, ne de buna fırsat verildi.

Şimdi en başa dönecek ve yorum yapan arkadaşa bir iki kelam laf söylemek istiyorum.

Bazıları şiir sevmez, ben çok severim…

Bilmem anlatabildim mi?

Ben gazeteci değildim.

Ama ustalar artık yoklar. Ve bu kentte de onlar gibi gazeteciler artık yok.

Bu günden sonra ben gazeteciyim arkadaşım.

İster beğen, istersen beğenme.

Yarana tütün bile basabilir, bir yerlerine buz da koyabilirsin.

Namusumuzla bu kentte medikalcilik de yaptık, gerekirse de yine yaparız.

Sizler de bir işle uğraşın. Bir şeyler yapmaya çalışın.

Klavye kabadayılığı ve korkaklığından kurtulun.

Yerimiz belli, gazetemizin kapıları herkese sonuna kadar açık.

Söylemek istediğiniz şeyleri, cesur bir şekilde gelip yüzümüze söyleyin. En azından bunu deneyin isterim.

Benden söylemesi.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Tuğrul Kırankaya

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları