Bir puan, iyi puan
Tuğrul Kırankaya
Kendi sahamızda, galibiyet parolasıyla çıktığımız maçtan bu sezon oynadığımız karşılaşmalarda ilk beraberlik sonucuyla ayrıldık.
Kocaeli Stadyumu’ndaki karşılaşmada, cumartesi günü olması sebebiyle ve saat 16.00’da başlamasının büyük handikapıyla yaklaşık 10 bin taraftarımız takımımızı desteklemek için yerlerini aldılar.
Başka şehir ve stadyumlarda 10 bin taraftar sayısı fazla olarak görülse de, bizim stadyumda sanki bomboş tribünlere oynanıyormuş etkisi gösterdi.
Karşılıklı ataklarla maç oynandı. Bizim verilmeyen golümüz gerçekten de ofsayttı.
Ç.Rizespor’lu Ahmet Kutucu’nun bulduğu pozisyonlarda gol atamamış olmasının da, kalecimiz Serhat’ın büyük başarısıydı diyebiliriz.
Kocaelispor’un en iyi oyuncusu, kalecimiz Serhat olunca oynadığımız futbolun bu karşılaşmada yeterli seviyelerde olmadığını anlatmaya yetiyor.
Şuna emin olmalıyız ki, Trendyol Süper Ligi’n de her takım birbirini yenebilecek seviyede...
Alınan her puan da altın değerinde.
Şimdi Süper Lig’in son sırasına demir atmış Eyüpspor deplasmanına gideceğiz.
İyi futbol oynayıp, karşılaşmayı kazanmalı ve evimize 3 puan ile dönmeliyiz.
Milli ara sonrasında Fenerbahçe’yi misafir edeceğiz. Geçen yıl yapılan haksızlıkların da hesabını bu karşılamada sormak için sahada mücadele vereceğiz.
İyi takımız, iyi mücadele ediyoruz.
Yeter ki biz sahaya, iyi oyunumuzu yansıtalım. Mücadelemizi 90 dakika sürdürelim.
..........
Çok şey anlatan bir söz
Mark Twain nefes aldığı süre içerisinde sıradan bir insan hayatı yaşamadı.
Matbaacılıktan nehir vapurlarında kılavuzluğa, gazetecilikten yazarlığa uzanan bazılarına enteresan gelen sıra dışı bir yolculuk yaptı.
1835 yılında Amerika’da dünyaya gelen Twain, hayatın içinden öğrendiklerini keskin zekası ve mizahıyla birleştirdi.
İnsanların ikiyüzlülüğünü, toplumdaki adaletsizlikleri ve siyasetin çarpıklıklarını öyle ustaca anlattı ki, söylediği sözler aradan yüzlerce yıl geçmesine rağmen hala insanları düşündürmeye devam ediyor.
Dünyaca ünlü Tom Sawyer’ın Maceraları ve Huckleberry Finn’in Maceraları kitaplarıyla edebiyat tarihine adını unutulmayacaklar listesine yazdırdı.
Ama Mark Twain’i asıl unutulmaz yapan, insanların yüzüne söylemeye cesaret edemediği gerçekleri mizahi bir biçimde anlatabilmesiydi.
1910 yılında bu dünyadaki yaşam süresi sona erdi ve hayatını kaybetti.
Ancak geride bıraktığı eserler ve sivri dilli sözleri hala yaşamaya devam ediyor.
Bunlardan bir kaçını her gün kullanıyor ve nasihat gibi insanlara aktarmaya da devam ediyoruz.
“Doğruyu söylersen hiçbir şeyi hatırlamana gerek kalmaz.”
“Yarın yapılabilecek bir işi, ertesi güne ertelemeyin.”
“Ağzını kapalı tutup aptal sanılmak, açıp da haklı çıkarmaktan iyidir.”
“Benim kitaplarım su gibidir; büyük dehaların kitapları ise şarap gibidir. Herkes su içer.”
“Yirmi yıl sonra yaptıkların değil, yapmadıkların için daha çok üzüleceksin. Bu yüzden halatlarınızı çözün, güvende olduğunuz limanlardan çıkın, rüzgarları yakalayın.”
“Siyasetçilerde bebek bezleri gibi sık sık değiştirilmeli. Üstelik aynı sebepten.”
Son sözüne gerçekten de fena kafayı takmış durumdayım.
Ülkemizde yaşanan fon vurgunu, siyasetçiler içerisinde yaşanan ahlaksız ilişkiler...
Türk toplumuna, örf ve adetlerine hiç yakışmayan yaşam tarzları, alışık olmadığımız durum ve davranışlar...
Mark Twain 1910 yılında aramızdan ayrılmış ve Amerika’da hayatını yaşamış bir insan olarak düşünmüş ve söylemiş bu sözlerini.
Türkiye’de, şu anda bizlerle birlikte yaşamış olsa, acaba neler söyler, neler yazardı?
Gerçekten çok merak ediyorum nasıl anlatırdı, bugünlerde yaşadığımız arsızlık ve ahlaksızlıkları…
Benden söylemesi.

