Kendinizi nasıl motive edersiniz?
Tuana Yılmaz
Hayat bazen uzun bir yol gibi görünür. Sabah uyanırsınız, yapılacak işler gözünüzde büyür, hedefler uzakta bir dağ gibi durur ve insan kendi kendine “Ben bunu nasıl başaracağım?” diye sorar. İşte tam da bu noktada motivasyon devreye girer. Motivasyon, dışarıdan satın alınan bir şey değildir; market rafında duran bir ürün gibi alınmaz, bir düğmeye basınca açılmaz. O, insanın içinde yanan küçük bir kıvılcımdır. Bazen rüzgârla büyür, bazen ihmal edilince küllenir. Kendinizi motive etmek demek, o kıvılcımı yeniden alevlendirmeyi öğrenmek demektir. Çünkü insanı ayağa kaldıran şey sadece şartlar değil, kendi iç sesidir. Eğer o ses size “Devam et” diyorsa, yol ne kadar taşlı olursa olsun yürürsünüz. Eğer o ses susmuşsa, düz yolda bile yorulursunuz. Bu yüzden önce kendinizle konuşmayı öğrenmelisiniz. Kendinize yük değil, yol arkadaşı olun. Sürekli eksiklerinizi saymak yerine, bugüne kadar atlattığınız fırtınaları hatırlayın. Çünkü geçmişte başardıysanız, gelecekte de başarabilirsiniz. İnsan bazen unutur ama gerçek şudur: En zor savaşlar bile bir adımla kazanılır.
Kendimi motive etmek isteseydim önce neden başladığımı hatırlardım. Çünkü insanın “nedeni” güçlüyse, “nasılı” zamanla bulunur. Ders çalışıyorsanız neden çalıştığınızı bilin. Bir iş kuruyorsanız neden emek verdiğinizi bilin. Sağlıklı olmak istiyorsanız neden değişmek istediğinizi bilin. Nedeni olmayan hedefler, rüzgârda savrulan yaprak gibidir. Ama kökü olan hedefler, fırtınada bile ayakta kalır. Bazen insanlar sadece sonucu düşünür: para kazanmak, kilo vermek, başarılı olmak, bir yere gelmek… Oysa asıl mesele sonuç değil, o sonucun sizde ne anlama geldiğidir. Başarı sizin için özgürlük mü? Sağlık sizin için huzur mu? Çalışmak sizin için çocuklarınıza daha iyi bir gelecek mi? İşte motivasyon burada doğar. İnsan ruhu, anlam bulduğu yere enerji verir. Bu yüzden hedeflerinizi başkalarının alkışına göre değil, kendi kalbinizin sesine göre seçin. Çünkü başkalarının istediği hayatı yaşarken insan yorulur, kendi istediği hayatı kurarken ise güçlenir.
Motivasyonun en büyük düşmanı mükemmeliyetçiliktir. İnsan bazen başlamak istemez, çünkü kusursuz başlamak ister. Her şey hazır olsun, zaman doğru olsun, enerji tam olsun, şartlar uygun olsun ister. Ama hayatın acı ve net gerçeği şudur: Hiçbir zaman her şey tam olmayacak. En doğru zaman diye bir şey çoğu zaman yoktur. En doğru zaman, başladığınız andır. Küçük adımlar küçümsenmemelidir. Günde on sayfa kitap okumak, her gün on dakika yürümek, yarım saat ders çalışmak, bir fikre bugün küçükçe başlamak… Bunlar küçücük görünür ama dağlar da taş taş üstüne konularak oluşur. Kendinizi motive etmek istiyorsanız gözünüzü dev hedeflerden biraz çekin ve bugünkü adıma odaklanın. Çünkü yarının yükünü taşımaya çalışırsanız ezilirsiniz, bugünün işini yaparsanız güçlenirsiniz. Bir tohum toprağa düştüğü gün ağaç olmaz ama yine de büyüme başlamıştır.
İnsan kendini motive etmek için çevresini de düzenlemelidir. Dağınık bir masa, sürekli dikkat dağıtan bir telefon, olumsuz konuşan insanlar, ertelenmiş işler… Bunların hepsi zihinsel enerji çalar. Bazen sorun tembellik değildir, sistemsizliktir. Kendinize destek olacak bir düzen kurun. Çalışma alanınızı toparlayın, gereksiz dikkat dağıtıcıları azaltın, sizi aşağı çeken insanlardan biraz mesafe alın. Herkesle aynı yolda yürümek zorunda değilsiniz. Bazı insanlar moral verir, bazıları enerjiyi emer. Seçici olun. Çünkü ruh da beden gibi beslendiği şeylere benzer. Gün boyu şikâyet dinlerseniz şikâyet eden biri olursunuz. Çaba gören insanlarla vakit geçirirseniz siz de çabalamaya başlarsınız. Kısacası motivasyon sadece iç mesele değil, çevresel stratejidir de. Ortamını değiştir, ritmin değişsin.
Kendinizi motive etmenin güçlü yollarından biri de ilerlemenizi görmektir. İnsan yaptığı emeğin izini görünce devam etmek ister. Bu yüzden küçük başarıları not edin. Bugün ne yaptınız? Dün yapamadığınız neyi başardınız? Nerede gelişme kaydettiniz? Bunları küçümsemeyin. Çünkü beyin ilerlemeyi fark ettiğinde umut üretir. Umut varsa hareket vardır. Hareket varsa sonuç gelir. Her gün dev başarılar beklemek gerçekçi değildir. Ama her gün minik bir gelişim mümkündür. Bugün daha erken kalktıysanız bu bir başarıdır. Bugün vazgeçmeyip devam ettiyseniz bu bir başarıdır. Bugün moraliniz bozukken yine de görevlerinizi yaptıysanız bu büyük başarıdır. Çünkü asıl disiplin, istek varken değil istek yokken devam edebilmektir. Motivasyon gelip giden bir misafirdir ama disiplin evin temelidir.
Bazen de insanın motivasyona değil, dinlenmeye ihtiyacı vardır. Her yorgunluğu tembellik sanmak büyük hatadır. Sürekli üretmek zorunda değilsiniz. Sürekli güçlü görünmek zorunda da değilsiniz. Yorulduysanız durun. Nefes alın. Bir yürüyüş yapın. Sessizce oturun. Dua edin, müzik dinleyin, gökyüzüne bakın, çayınızı yudumlayın. Çünkü tükenmiş bir zihinden yüksek performans beklemek, susuz toprağa çiçek ekmeye benzer. Dinlenmek vazgeçmek değildir; yeniden hazırlanmanın adıdır. Geleneksel bir söz vardır: “Yay sürekli gergin kalırsa kırılır.” İnsan da böyledir. Esnemeyi bilmeyen ruh çatlar. Bu yüzden kendinize izin verin. Ama mola ile vazgeçmeyi karıştırmayın. Durmak bazen gereklidir, bırakmak değil.
Kendinizi motive ederken kıyas tuzağına da düşmeyin. Başkasının bir yılda geldiği yere siz üç yılda gelebilirsiniz. Ne olmuş? Bu yarış pist değil, hayat. Herkesin yükü farklı, zamanı farklı, sınavı farklı. Sosyal medyada görülen hayatların çoğu vitrin gibidir; parlaktır ama arka odası görünmez. Siz kendi mutfağınızdaki emeğe bakın. Başkalarının hızına göre kendinizi değersiz hissetmeyin. Kaplumbağa da yol alır, yeter ki yönünü kaybetmesin. En büyük rakibiniz dünkü halinizdir. Eğer bugün dünden biraz daha bilinçli, biraz daha güçlü, biraz daha sabırlıysanız doğru yoldasınız. İnsan bazen yavaş ilerler ama sağlam ilerler. Sağlam adımlar geç görünür, uzun sürer.
Olumsuz düşünceler geldiğinde onlarla kavga etmek yerine yönetmeyi öğrenin. “Yapamam” diyorsanız, kendinize sorun: Gerçekten yapamam mı, yoksa korkuyor muyum? “Geç kaldım” diyorsanız, gerçekten geç mi kaldım, yoksa acele mi ediyorum? Zihin bazen gerçeği değil korkuyu konuşur. Her düşünceye inanmak zorunda değilsiniz. Kafanızdan geçen her cümle hakikat değildir. Kendinize daha adil davranın. İçinizdeki eleştirmeni susturup içinizdeki öğretmeni konuşturun. “Yine beceremedim” yerine “Henüz öğreniyorum” demeyi deneyin. Kelimeler kaderi şekillendirir. Kendine nasıl hitap edersen ruhun da öyle biçim alır.
Motivasyon bazen büyük konuşmalarda değil, küçük ritüellerde saklıdır. Sabah yatağı toplamak, gün planı yapmak, su içmek, kısa egzersiz yapmak, güneş görmek, beş dakika sessizlikte kalmak… Bunlar sıradan görünür ama insanın zihnine düzen mesajı verir. Düzen olan yerde güven oluşur. Güven olan yerde hareket başlar. Kendinize ait sabit alışkanlıklar kurun. Çünkü ruh, tekrarın içinde güçlenir. Her gün aynı saatte çalışmak, aynı saatte yürümek, aynı saatte başlamak… Bunlar karakter inşa eder. İlham bekleyenler bazen yerinde sayar, alışkanlık kuranlar ise sessizce zirveye çıkar.
Ve son olarak şunu unutmayın: Kendinizi motive etmek, her gün harika hissetmek değildir. Bazen moralsizken de devam etmektir. Bazen korkarken de adım atmaktır. Bazen kimse alkışlamazken de çalışmaktır. Çünkü gerçek güç, duygular uygun olduğunda değil, şartlar zorken ortaya çıkar. İçinizde sandığınızdan daha büyük bir potansiyel var. Belki bugün yorgunsunuz, belki kafanız karışık, belki cesaretiniz az. Ama yine de bir adım atabilirsiniz. Bir sayfa okuyabilirsiniz. Bir telefon görüşmesi yapabilirsiniz. Bir plan yazabilirsiniz. Bir başlangıç yapabilirsiniz. Unutmayın, yıldızlar en karanlık gecede görünür. Belki de sizin ışığınız tam şimdi parlamaya hazırlanıyordur.

