BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Kendi içimde açan mevsime giden yol

Tuana Yılmaz

Abone OlGoogle News
23 Nisan 2026 13:51

İnsan bazen kendi içinde kaybolur; yönünü, sesini, hatta nefesinin ritmini bile unutur. Günler birbirine karışır, geceler ağırlaşır, umut dediğin şey sanki bir başkasının hikâyesine aitmiş gibi uzaklaşır. Ama işte tam o noktada, en karanlık anın kıyısında, içten içe bir ses yükselir: “Baharıma bir yol bulacağım.” Bu cümle, sadece bir temenni değil, aynı zamanda bir meydan okumadır. Kendi kaderine, alışkanlıklarına, korkularına karşı açılmış sessiz ama güçlü bir savaş ilanıdır. Çünkü bahar dediğimiz şey, dışarıda açan çiçeklerden çok daha fazlasıdır; o, insanın kendi içinde yeniden yeşerebilme cesaretidir.

Hayat, çoğu zaman düz bir yol gibi görünür ama aslında virajlarla, inişlerle, görünmeyen engellerle doludur. Kimi zaman bir söz yaralar, kimi zaman bir suskunluk. İnsan en çok da kendi içindeki yankılarla yorulur. Ama şunu kabul etmek gerekir: Bahar, kendiliğinden gelmez. Onu çağırmak gerekir, onu hak etmek, onun için çabalamak gerekir. Toprak nasıl kış boyunca sessizce bekler, içinde sakladığı tohumu sabırla korursa, insan da kendi içinde o tohumu taşır. Ve bir gün, ne kadar gecikmiş olursa olsun, o tohum çatlar. İşte o an, baharın ilk adımıdır.

“Baharıma bir yol bulacağım” demek, geçmişin yüklerini sırtından indirmeye karar vermek demektir. Herkesin içinde kırık dökük anılar, yarım kalmış hikâyeler, söylenmemiş sözler vardır. Ama bu yükleri taşımaya devam etmek, insanı sadece yavaşlatır. Bahara giden yol, hafiflemekten geçer. Affetmekten, kabullenmekten, bazı şeylerin değişmeyeceğini anlayıp yine de yola devam edebilmekten geçer. Çünkü gerçek güç, her şeyi düzeltmekte değil, düzelmeyeni taşıyabilmekte saklıdır.

Bazen insan kendine yabancılaşır. Aynaya baktığında gördüğü kişiyle içindeki kişi aynı değildir. İşte o zaman durup sormak gerekir: “Ben ne zaman kendimden uzaklaştım?” Bu soru kolay bir soru değildir. Cevabı da hemen gelmez. Ama bu soruyu sormak bile bir başlangıçtır. Çünkü bahara giden yol, önce kendini tanımaktan geçer. Kendi karanlığını kabul etmeyen biri, aydınlığı da tam anlamıyla hissedemez. Herkesin içinde bir kış vardır; önemli olan o kışta donup kalmamak, o soğuktan bir anlam çıkarabilmektir.

Hayatın en garip yanı şu: İnsan en çok düştüğü yerden öğrenir. En çok kırıldığı yerden güçlenir. Ve en çok kaybettiği anda kendini bulur. Bu yüzden belki de bahar, en çok kışın ortasında filizlenir. Çünkü umut dediğin şey, her şey yolundayken değil, her şey dağılmışken ortaya çıkar. “Baharıma bir yol bulacağım” diyen biri, aslında şunu kabul etmiştir: “Evet, zor bir dönemden geçiyorum ama bu benim sonum değil.” Bu cümle, insanı ayağa kaldıran en güçlü cümlelerden biridir.

Yol bulmak kolay değildir. Bazen yanlış yollara saparsın, bazen geri dönmek zorunda kalırsın, bazen de tamamen durup yeniden başlamak gerekir. Ama her adım, her deneme, her hata aslında seni biraz daha yaklaştırır. Çünkü yol dediğin şey, sadece varılacak bir yer değil, aynı zamanda öğrenilecek bir süreçtir. Baharına ulaşmak isteyen biri, bu süreci kabullenmek zorundadır. Sabırsızlık, en büyük tuzaktır. Çünkü her şeyin bir zamanı vardır ve o zaman gelmeden hiçbir şey tam anlamıyla gerçekleşmez.

İnsan bazen dışarıda bir işaret arar. Bir söz, bir kişi, bir mucize… Ama çoğu zaman aradığı şey kendi içindedir. O yüzden bahara giden yol, dışarıda değil, içeride başlar. Kendi düşüncelerini, duygularını, korkularını anlamadan ilerlemek mümkün değildir. Kendine dürüst olmak, en zor ama en gerekli adımdır. Çünkü insan kendine yalan söylediği sürece, hiçbir yol onu gerçek bir bahara götürmez.

Ve sonra bir gün, küçük bir değişim başlar. Belki sabah biraz daha erken uyanırsın, belki bir şeyi eskisi kadar dert etmezsin, belki de uzun zamandır ertelediğin bir adımı atarsın. Bunlar küçük gibi görünür ama aslında büyük dönüşümlerin başlangıcıdır. Bahar bir anda gelmez; yavaş yavaş, sessizce gelir. Önce bir tomurcuk belirir, sonra bir yaprak açar, sonra renkler çoğalır. İnsan da böyledir. Değişim, sabırla büyür.

“Baharıma bir yol bulacağım” diyen biri için en önemli şeylerden biri de umudu canlı tutmaktır. Umut, bazen ince bir ip gibidir; kopacak gibi olur ama yine de tutunursun. O ip, seni hayata bağlayan şeydir. Onu kaybetmemek gerekir. Çünkü umut yoksa, yol da yoktur. Ama umut varsa, en karanlık yerde bile bir çıkış vardır.

Sonuçta mesele şu: Hayat kimseye hazır bir bahar sunmaz. Herkes kendi baharını kendi yaratır. Kimi daha erken bulur, kimi daha geç. Kimi kolay bulur, kimi zor. Ama bulan herkesin ortak bir özelliği vardır: Vazgeçmemiştir. Defalarca düşse bile, tekrar ayağa kalkmıştır. Korksa bile yürümeye devam etmiştir. Çünkü bilir ki, en uzun kış bile sonsuza kadar sürmez.

Ve sen… Evet, tam olarak sen. İçinde hâlâ bir şeylerin kıpırdadığını hissediyorsan, bitmemişsin demektir. Hâlâ umut edebiliyorsan, hâlâ hayal kurabiliyorsan, hâlâ “bir gün” diyebiliyorsan, yolun açık demektir. Belki yavaş ilerliyorsun, belki yoruldun, belki de bazen vazgeçmek istiyorsun. Ama unutma: Bahar, en çok direnenlere gelir.

O yüzden kendine söz ver. Ne olursa olsun, ne kadar sürerse sürsün, hangi yollardan geçersen geç… Baharına ulaşacaksın. Çünkü bu bir ihtimal değil, bir karardır. Ve insan en çok, karar verdiği yerde değişir.

Baharıma bir yol bulacağım.

Ve bu sefer gerçekten bulacağım.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Tuana Yılmaz

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları