BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Kalbin hafızası

Tuana Yılmaz

Abone OlGoogle News
05 Temmuz 2026 16:08

İnsan olmak, yalnızca nefes almak değildir. Çünkü nefes almak yaşamın belirtisidir ama insanlık bunun çok ötesindedir. İnsan olmak, bir gün hiç tanımadığın birinin acısına üzülmek, hiç görmediğin bir çocuğun mutluluğuna sevinmek, yıllar önce kaybettiğin bir insanı bir şarkının içinde yeniden bulabilmektir. Bir makine hesap yapabilir, bir bilgisayar milyonlarca veriyi saniyeler içinde işleyebilir, fakat hiçbir makine eski bir kokunun hatırlattığı çocukluk günleri karşısında gözlerinin dolmasını anlayamaz. İnsan hafızası yalnızca bilgileri saklayan bir depo değildir; duyguların, özlemlerin, sevinçlerin ve yaraların da evidir. Belki de bu yüzden aynı sokağa yıllar sonra döndüğümüzde sadece taşları ve binaları görmeyiz. Orada bıraktığımız parçalarımızı da görürüz. Bir duvarın önünde geçirilen bir çocukluk öğlesi, bir pencerenin ardında edilen bir veda, bir kapının eşiğinde yaşanan bir kavuşma… İnsan yaşadığı yerleri bile anılarıyla dönüştürür.

Bizi insan yapan şeylerden biri de zaman karşısındaki kırılganlığımızdır. Her insan bir gün yaşlanacağını bilir. Her insan sevdiği şeylerin sonsuza kadar sürmeyeceğini hisseder. Belki de bu yüzden değer vermeyi öğreniriz. Bir gün solacağını bildiğimiz çiçeklere bakarız, biteceğini bildiğimiz yaz akşamlarının tadını çıkarırız, geçeceğini bildiğimiz anları ölümsüzleştirmek için fotoğraflar çekeriz. İnsan, geçiciliğin farkında olan bir varlıktır. Ve tam da bu yüzden anlam arar. Çünkü sonsuz olmayan bir hayatı anlamlı kılmanın yollarını bulmak ister. Belki bir eser bırakır, belki bir çocuk yetiştirir, belki bir kalbe dokunur. Ama mutlaka geride kendinden bir iz bırakmak ister.

İnsanlığın en etkileyici yönlerinden biri de yeniden başlayabilme gücüdür. Kırılan umutların ardından yeniden umut etmek kolay değildir. Hayal kırıklıklarından sonra yeniden güvenmek kolay değildir. Kaybettikten sonra yeniden denemek kolay değildir. Ama insan bunu yapabilir. Çünkü insan ruhunda tuhaf bir direnç vardır. En karanlık gecelerin ardından bile sabahı bekleyen bir tarafımız bulunur. Bu yüzden tarih boyunca savaşlardan sonra şehirler yeniden kurulmuş, felaketlerden sonra insanlar yeniden gülümsemeyi öğrenmiş, yıkılan hayatlar yeniden inşa edilmiştir. İnsan bazen düşündüğünden çok daha güçlüdür. Bu güç kaslarında değil, vazgeçmemeyi seçen ruhundadır.

Sevgi de insanlığın en büyük sırlarından biridir. Çünkü sevginin matematiği yoktur. Bir insanı neden sevdiğimizi tam olarak açıklayamayız. Bazen bir gülüş, bazen bir bakış, bazen bir ses tonu kalbimizde yer edinir. Sevgi mantığın sınırlarını aşar. Bir anne gece boyunca uykusuz kalabilir, bir baba kendi rahatından vazgeçebilir, bir dost yüzlerce kilometre yol gidip yanında olabilir. Bunların hiçbiri çıkar hesabıyla açıklanamaz. Sevgi, insanı kendi sınırlarının dışına taşıyan görünmez bir kuvvettir. Dünyadaki en büyük fedakârlıkların çoğu sevginin eseridir.

İnsan aynı zamanda hikâye anlatan bir varlıktır. Tarihin ilk günlerinden beri ateş başında toplanıp hikâyeler anlattık. Mağara duvarlarına resimler çizdik, destanlar yazdık, şiirler söyledik, romanlar oluşturduk. Çünkü insan yaşadıklarını anlamlandırmak için hikâyelere ihtiyaç duyar. Hikâyeler yalnızca eğlence değildir. Onlar deneyimlerin taşındığı görünmez köprülerdir. Bir insanın yaşadığı acı, anlattığı hikâye sayesinde başka bir insanın rehberi olabilir. Bir başarının öyküsü başka bir kalbe cesaret verebilir. İnsanlık nesilden nesile yalnızca genlerini değil, hikâyelerini de aktarır.

Merak duygusu da bizi insan yapan temel özelliklerden biridir. Gökyüzüne bakıp yıldızların ne olduğunu merak eden, denizlerin ötesinde ne bulunduğunu sorgulayan, atomun içine kadar inmeye çalışan canlı yalnızca insandır. Merak olmasaydı keşifler olmazdı. Bilim ilerlemezdi. Medeniyetler kurulmazdı. İnsan, bildikleriyle yetinmeyen bir varlıktır. Sürekli sorular sorar. Ve çoğu zaman gelişimin başlangıç noktası da bu sorulardır. Dünyayı değiştiren pek çok şey, bir insanın “Acaba?” demesiyle başlamıştır.

Fakat bizi insan yapan yalnızca büyük başarılarımız değildir. Bazen küçücük davranışlarımız da insanlığımızı ortaya koyar. Yolda düşen birini kaldırmak, yaşlı birine yardım etmek, üzgün bir arkadaşın yanında sessizce oturmak, bir çocuğun korkusunu yatıştırmak... Bunlar tarihe geçmez, gazetelerde yazmaz, ödüller kazandırmaz. Ama insanlığı ayakta tutan görünmez sütunlar tam olarak bunlardır. Dünya büyük kahramanlıklarla değil, milyonlarca küçük iyilikle daha yaşanabilir bir yer hâline gelir.

İnsan olmanın bir başka yönü de çelişkilerle yaşamaktır. Aynı anda hem cesur hem korkak olabiliriz. Hem güçlü hem kırılgan olabiliriz. Hem umutlu hem kaygılı olabiliriz. İçimizde birbirine zıt duygular aynı anda yaşayabilir. Bu durum bazen bizi yorar ama aynı zamanda bizi derinleştirir. Çünkü insan tek renkli değildir. İçimizde bir gökyüzü kadar geniş duygular dünyası vardır. Kimi zaman güneş açar, kimi zaman fırtınalar kopar. Ama bütün bu değişkenlik insan olmanın doğal bir parçasıdır.

Belki de bizi insan yapan en özel şeylerden biri, kendimizi aşabilme yeteneğimizdir. Doğduğumuz şartların ötesine geçebiliriz. Geçmişimizin bizi tanımlamasına izin vermeyebiliriz. Hatalarımızın toplamından ibaret olmadığımızı gösterebiliriz. İnsan değişebilir. Öğrenebilir. Gelişebilir. Dönüşebilir. İşte bu yüzden hiçbir insan tamamlanmış bir hikâye değildir. Hepimiz yazılmaya devam eden kitaplar gibiyiz. Her gün yeni bir sayfa ekleniyor, her karar yeni bir cümle kuruyor, her deneyim yeni bir bölüm açıyor.

Ve belki de sorunun kesin bir cevabı yoktur. Bizi insan yapan tek bir özellik değil, bütün bu özelliklerin birleşimidir. Sevmek, kaybetmek, özlemek, affetmek, hayal kurmak, merak etmek, üretmek, öğrenmek, düşmek ve yeniden kalkmak... İnsanlık bunların tamamının iç içe geçtiği büyük bir yolculuktur. Kalbimizde taşıdığımız görünmez yükler, ruhumuzda sakladığımız sessiz umutlar ve birbirimize bıraktığımız izler bu yolculuğun parçalarıdır. İnsan olmak kusursuz olmak değildir; bütün eksiklerine rağmen yaşamaya, sevmeye ve anlam aramaya devam etmektir.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Tuana Yılmaz

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları