Gövdesi rüzgara eğilmeyen ağaçlar
Tuana Yılmaz
İnsan hayatında bazı cümleler vardır ki ilk duyulduğunda sert gelir, fakat zaman geçtikçe bir dua gibi yerleşir insanın içine. “Güçlü davran.” İşte o cümlelerden biridir.
Güçlü olmak, hiçbir zaman ağlamamak değildir. Güçlü olmak, hiçbir zaman yorulmamak da değildir. İnsan olmak zaten yorulmayı, kırılmayı ve bazen kaybolmayı da beraberinde getirir.
Güçlü davranmak ise bütün bunlara rağmen hayatın karşısında dimdik durabilmektir. Çünkü hayat, en çok pes etmeye karar verdiğin günlerde kapını çalar ve sana yeni bir sınav uzatır.
İnsan bazen kendisini devasa dalgaların ortasında kalmış küçük bir sandal gibi hisseder. Küreklerini kaybetmiştir, yönünü unutmuştur ve ufukta hiçbir ışık görünmüyordur.
İşte tam o anlarda güçlü davranmak gerekir. Güçlü davranmak, “Ben korkmuyorum.” Demek değildir. “Korkuyorum ama yine de devam edeceğim.” Diyebilmektir.
Cesaretin tanımı korkusuzluk değil, korkuya rağmen yürümeye devam etmektir. Çünkü en büyük savaşlar dışarıda değil, insanın kendi içinde yaşanır.
Hayat sana her zaman adil davranmayacaktır. Emek verdiğin insanlar seni yarı yolda bırakacak, en çok sevdiğin kişiler seni en savunmasız anında incitecek ve bazen hak etmediğin acılarla baş başa kalacaksın.
O anlarda dünyaya küsmek çok kolaydır. Kendini odalara kapatmak, kimseyle konuşmamak ve bütün umutlarını yavaş yavaş kaybetmek de kolaydır.
Zor olan ise ayağa kalkmaktır. Güçlü davranmak tam da burada başlar. Kimse seni alkışlamıyorken kendini ayağa kaldırabilmektir.
Omzuna yaslanacak kimsen yokken kendi omzun olabilmektir. İnsanların desteğini beklemek yerine kendi içindeki sesi dinleyebilmektir. Çünkü insanın içinde sandığından çok daha büyük bir güç vardır. Yeter ki onu görmekten vazgeçmesin.
Bazen güçlü olmak sessiz kalmaktır. Her savaşa girmemek, her tartışmanın içine düşmemek ve herkesin seni anlamasını beklememektir.
İnsan büyüdükçe şunu öğrenir; herkese kendini anlatmak zorunda değilsin. Seni anlamak istemeyen insanlara ömrünü harcamak zorunda değilsin.
Bazı insanlar seni yanlış anlayacaktır. Bazıları senin başarından rahatsız olacak, bazıları da senin iyiliğini kendi çıkarları için kullanacaktır.
İşte güçlü davranmak, herkesin sevgisini kazanmaya çalışmayı bırakmaktır. Çünkü güçlü insanlar alkışlarla büyümezler. Onlar karakterleriyle ayakta kalırlar.
Bir gün aynanın karşısına geçip kendine dikkatlice bakmalısın. O aynada gördüğün insan bugüne kadar neler atlattı? Kaç kez kırıldı? Kaç gece sessizce ağladı? Kaç defa yeniden başlamak zorunda kaldı?
Belki yüzlerce kez. Ama hâlâ nefes alıyorsun. Hâlâ yeni bir sabaha uyanıyorsun. Bu bile ne kadar güçlü olduğunun en büyük kanıtıdır. İnsan bazen kendi mücadelesini küçümsüyor.
Oysa bugüne kadar yaşadığın her zorluk seni bugünkü insan yaptı. Güçlü insanlar doğmazlar, yaşadıklarıyla güçlenirler.
Hayatta en büyük yanlışlardan biri, güçlü olmayı sert olmakla karıştırmaktır. Oysa güçlü insanlar merhametlidir. Çünkü acının ne olduğunu bilirler.
Başkalarının yaralarını küçümsemezler. Yardım istemekten utanmazlar ve gerektiğinde “Ben de yoruldum.” Diyebilirler. Güçlü davranmak duygularını öldürmek değildir.
Tam aksine onları tanıyıp yönetebilmektir. Çünkü bastırılan her duygu bir gün daha büyük bir yük olarak insanın omuzlarına çöker. Güçlü insanlar ağlar, üzülür ve kırılırlar. Fakat acılarının içinde yaşamayı seçmezler.
Bazı kapılar yüzüne kapanacak. Bazı hayallerin gerçekleşmeyecek. Bazı insanlar sana ihanet edecek. Hayat bazen bütün planlarını altüst edecek.
İşte o zaman şunu unutmamalısın; bir kapı kapanıyorsa bu, bütün yolların bittiği anlamına gelmez. Güçlü davranmak, yeni yollar aramaktır.
İnsanların sana biçtiği hayatı yaşamak yerine kendi yolunu çizebilmektir. Çünkü hayat, vazgeçmeyen insanlara bazen beklenmedik güzellikler sunar.
Yeter ki sen yürümeye devam et.
Kendine acımayı bırakmalısın. Çünkü kendine acımak, insanı hareketsiz bırakan görünmez bir zincirdir. Yaşadıklarını inkâr etmeden, onları kabul ederek yoluna devam etmek gerekir.
Evet, haksızlığa uğramış olabilirsin. Evet, hayat seni yoruyor olabilir. Ama bunların hiçbiri senin geleceğini belirlemek zorunda değildir.
Güçlü davranmak biraz da geçmişini sırtında taşımadan yürüyebilmektir. Çünkü geçmiş, omuzlarına yük olmak için değil, sana tecrübe olmak için vardır.
Unutma ki insanlar seni her zaman sen düştüğünde değil, ayağa kalktığında hatırlayacaklar. Fakat asıl önemli olan insanların seni nasıl gördüğü değildir.
Senin kendine nasıl baktığındır. Aynaya baktığında gurur duyduğun bir insan görebiliyorsan zaten en büyük zaferi kazanmışsındır. Çünkü hayatta herkes tarafından sevilmek mümkün değildir ama kendine saygı duymak mümkündür.
Güçlü davranmak bazen hayır diyebilmektir. Seni tüketen ilişkilerden uzaklaşmak, sana zarar veren alışkanlıkları bırakmak ve gerektiğinde yalnız kalmayı göze alabilmektir.
İnsan yalnızlıktan korkmamalıdır. Çünkü bazen insanı en çok kalabalıklar yorar. Kendinle barışık olmayı öğrendiğinde yalnızlık korkulacak bir şey olmaktan çıkar ve huzura dönüşür.
Her fırtına geçer. Hiçbir kış sonsuza kadar sürmez. Bugün sana ağır gelen yükler bir gün dönüp baktığında seni ne kadar büyüttüğünü gösterecek.
Belki bugün her şey yolunda gitmiyor olabilir ama hayat tek bir günden ibaret değildir. Bazen en güzel başlangıçlar en zor vedaların ardından gelir.
Bu yüzden ne yaşarsan yaşa, ne kadar yorulursan yorul, ne kadar kırılırsan kırıl, omuzlarını dik tut. Kendine olan inancını kaybetme.
Çünkü sen sandığından daha dayanıklı, daha cesur ve daha güçlüsün. Hayatın seni sınadığı günlerde bile içindeki ışığı söndürme.
Güçlü davranmak, hiç düşmemek değildir. Her düştüğünde yeniden ayağa kalkmayı seçmektir. Ve unutma; fırtınalar en çok kökleri sağlam olan ağaçları güçlendirir. Sen de köklerini unutma, çünkü en sert rüzgârlar bile kökleri sağlam olanları yerinden sökemez.

