Turizm kenti için atılan adımlar…
Orhan Balcı
Ülke genelinde sanayi kenti olarak bilinen ve her yıl yaklaşık 50 bin kişilik bir göç alan Kocaeli’nin bu durumuna yeni unvanlar eklemek, bu konuda çalışma yapmak, kentte yaşayan herkesi görevi olmalı.
Sanayi kenti unvanıyla yıllarca anılan kentimizin isminin yanına, turizm kenti, sağlık kenti, spor kenti, yaşanacak kent unvanını ekleyebilmek yaşayan herkese olumlu bir yaşam kalitesi getirecek.
Tabi ki bu unvanların en başında, “Turizm Kenti” olmalı ve bu konuda şimdiye kadar yapılan çalışmaların üstüne koyarak çalışmak gerekiyor.
Pişmaniyesiyle,
Çenesuyuyla,
İzmit Körfeziyle,
Sapanca Gölüyle,
Kartepesiyle,
Kuzuyaylasıyla,
Karadeniz Kıyılarıyla,
Yarımca Kirazıyla,
Eşme Ayvasıyla,
Karamürsel Sepetiyle,
Kandıra Keten Beziyle,
Hereke Halısıyla,
Kandıra Yoğurduyla,
Yaylalarıyla,
Ovalarıyla,
Tarihi dokusuyla,
Arkeolojik değerleriyle,
İlimiz “Turizm Kenti” olma unvanını yakalayabilecek bir kent olarak öne çıkıyor.
Büyükşehir Belediyesi bu konuda yaptığı çalışma doğrultusunda, Kocaeli Valiliği, Kocaeli Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi ve ilgili kurumların iş birliğiyle, 2022 yılının mart ayında Seka Park’ta düzenlenen lansmanla “Kocaeli Turizm Master Planı” resmi olarak kamuoyuna tanıttı.
Kocaeli'nin sanayi kenti algısını yeşil turizmle değiştirmeyi hedefleyen plan, 15 strateji paketi ve 282 eylem maddesinden oluşuyordu.
Odak noktaları olarak Ormanya, Kuzuyayla, doğa yürüyüşü parkurları (106 doğa turizmi parkuru), gastronomi, kültür ve kıyı turizmi gibi pek çok farklı tematik alanını içinde barındırıyordu.
Planın hazırlanması kamuoyuyla paylaşılması ve kitapçık olarak hazırlanıp istendiğinde ulaşılıyor olması önemli bir kazanım oldu.
Hazırlanan planın öncesinde ve sonrasında düzenlenen çalıştaylar da önemli adımlar atıldı.
Bilimsel ve kağıt üzerinde yapılan çalışmalara sahada nasıl karşılık buldu?
Sorusunun yanıtına gelince.
Ormanya, her geçen gün ilgi odağı olmaya devam ediyor.
Kuzuyayla, yapılan yatırımlarla özellikle kış aylarında iç turizm konusunda öne çıkıyor.
Yürüyüş parkurlarının tanıtımı yapılıyor.
Kıyı Turizminde ise mavi bayraklı plajlarla destekleniyor.
Gastronomi ve kültür konusunda istenilen adımların atılmadığı gözleniyor.
Tarihi yapıların yeterli kadar tanıtılmadığı, toprak altında kalanların gün yüzüne çıkartılmaması eksiklik olarak değerlendiriliyor.
İşte böylesi bir süreçte,
Karadeniz kıyılarımızda gerçekleştirilen ilk bilimsel su altı kazısına ev sahipliği yapan, Kerpe Antik Limanı, Su Altı Arkeopark Projesi için çalışmalar belirlenen programla devam ediyor.
Kerpe’nin mavi derinliklerinde 2 bin 500 yıllık kültürel mirasın izleri bulgularına rastlandı.
Bölgede, antik limana ait mendirek kalıntılarının yanı sıra farklı dönemlere ait çok sayıda kültür varlığı tespit edildi.
Geç Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ışık tutan yaklaşık 150 bütünlüğü korunmuş eser ile çok sayıda arkeolojik buluntu kayıt altına alındı.
Kerpe’nin su altındaki kültürel mirasını korumayı ve turizme kazandırmayı amaçlayan Arkeopark Projesi ile ziyaretçilere farklı bir deneyim sunulması hedefleniyor.
Projenin tamamlanmasıyla dalış tutkunları; antik liman kalıntılarını, batık alanlarını ve su altında korunan kültür varlıklarını kendi doğal ortamlarında görme olanağı bulacak.
Kerpe, yalnızca denizi, kumu ve doğal güzellikleriyle değil; arkeoturizm, dalış turizmi ve kültür turizmini buluşturan özgün bir destinasyon olarak da öne çıkacak.
Kentimizin ekonomisinin günümüzde ve gelecekte daha yukarı boyutlara ulaşması için bu tür çalışmalara ve turizm kenti unvana ihtiyacımız var…

