BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Kırkpınar ve Sinan Yıldız…

Orhan Balcı

Abone OlGoogle News
09 Temmuz 2026 18:01

Gazanfer Bilge, Hasan Gemici, Aydın Demir, efsane Ahmet Taşçı, Cino Mehmet lakaplı Mehmet Yılmaz, onların ustası Kadir Birlik, Sezgin Yüksel gibi hem minder güreşine hem de yağlı güreşe damgasını vurmuş isimlerin yetiştiği ilimizde, Ahmet Taşçı’dan sonra Kırkpınar’da altın kemeri alan başpehlivan çıkartamadık.

Ahmet Taşçı’dan sonda yağlı güreşte özellikle başpehlivanlıkta Antalya bölgesi gerek büyükşehir gerekse ilçe belediyelerinin desteğiyle söz sahibi oldu ve olmaya da devam ediyor.

665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde kentimiz adına sevindiren gelişmeler yaşadık.

Seçkin Duman üçüncülüğü elde etti,

Sinan Yıldız ise başaltında birinci olarak başpehlivanlığa yükseldi.

Bu iki ismin ortaya koyduğu performans ilerisi için umut verdi.

Özellikle, 15 yıldır yağlı güreşin içinde olan Minik 1’den başpehlivanlığa kadar uzanan 24 yaşındaki Sinan Yıldız için herkes çok umutlu konuşuyor.

Fiziği ve adale yapısı ile öne çıkan Sinan Yıldız için efsane isim Ahmet Taşçı “Beni heyecanlandırdı” mesajını verdi.

Efsanenin böyle bir açıklama yapması önemli diye düşünüyorum.

Geleceğin Kırkpınar şampiyonu olarak omuzlarına bir sorumluluk yüklendi,

Bu sorumluluğu kaldırmak için çok ama dikkatli olmak zorunda.

Karamürsel’de coşkuyla karşılanan Sinan Yıldız bu sevgiye layik olmak için artık çok daha fazla çalışmak zorunda.

Sinan Yıldız bundan sonrası için çok daha farklı düşünüp tüm yaşamını buna göre planlamalı.

Ülkemizde yapılan yağlı güreş organizasyonlarının hepsi önemli ve bu organizasyonlarda herkes emek harcıyor.

Ancak,

665. yapılan Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri her zaman çok farlıdır ve farklı olmaya da devam edecek.

Teknolojik gelişmeler,

Eğlence anlayışını değişmesi,

Dijital ekranlardaki görüntüler,

Günümüzün öne çıkan konuları olsa da, Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin heyecanı, coşkusu, ambiansı, kazanma hırsı ve hepsinden önemlisi gelenekleriyle tüm bu gelişmelere adeta meydan okuyor.

İki pehlivanın birbirine üstünlük sağlaması gibi görünse de  er meydanı; bir kültürün, saygının, usta-çırak ilişkisinin ve yiğitliğin canlı bir göstergesidir.

Cazgırların sesi, davulun zurnanın ritmi, hakemlerin ustalığı ve özel kıyafetleri organizasyonun görsel özelliği olsa da hepsini farklı anlamı olduğunu da çok iyi biliyoruz.

Yapılan pehlivan peşrevi, sadece kasları ısıtmak için yapılan bir egzersiz değildir; rakibe saygı duruşudur, toprağı selamlamaktır.

Yağlanmak ise eşitlenmektir. Gücü, hızı ve tekniği tek bir potada eritirken, şans faktörünü en aza indirip saf iradeyi ortaya koymaktır.

Kırkpınar’ı eşsiz kılan da bu felsefedir.

Kazananın kaybedeni yerden kaldırdığı, elini öptüğü, "yenilen güreşçinin yenilgiye doymadığı değil, olgunlaştığı" bir mekteptir er meydanı.

Kırkpınar, geçmişten bugüne uzanan ve yarına yürüyecek olan bir gurur vesilesidir. Kıspetlerin bağlandığı, zeytinyağının döküldüğü ve yiğitlerin meydana çıktığı o an, sadece bir spor müsabakası değil; bu toprakların ruhudur.

Geçmişiyle sadece spor tarihimizin değil, dünya kültür mirasının da en diri abidelerinden biri olan Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri sonsuza dek sürecek.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Orhan Balcı

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları