Enflasyon rakamları üzerine…
Orhan Balcı
Ülkemizde yaşanan ve hepimizi kapsama alanına alan geçim sıkıntısı devam ederken enflasyon rakamları ekim ayında yine beklentinin üstünde çıktı.
Ekim ayı enflasyon verileri bir kez daha geçim sıkıntısı yaşayanların cebindeki yangını gündeme taşıdı.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre ekim ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 2,58, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ise yüzde 1,65 arttı. Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 29,77, üretici fiyatlarında yüzde 27,41 olarak gerçekleşti.
İlk bakışta yıllık enflasyonun yüzde 30'un altına gerilemesi olumlu bir gelişme gibi değerlendirilebilir.
Enflasyonun düşmesi, fiyatların düşmesi değil, fiyatların daha yavaş artması anlamına geliyor.
Bir başka ifadeyle, dün pahalı olan bir ürün bugün daha da pahalı hale geliyorsa, sadece zamların hızı değişmiş demektir. Vatandaşın hissettiği ekonomik gerçeklik ise değişmemektedir.
Enflasyon Beklenti Anketi'ne katılan ekonomistler, ekim ayında aylık enflasyonun yüzde 2,2 olmasını bekliyordu.
Ancak,
Açıklanan yüzde 2,58'lik oran, beklentilerin üzerinde gerçekleşti.
Bu fark yalnızca istatistiksel bir sapma değil, aynı zamanda enflasyonla mücadelede fiyat baskılarının hâlâ güçlü olduğunu gösteren önemli bir işaret olarak öne çıkıyor.
Üstelik vatandaşın günlük hayatında karşılaştığı gıda, kira, ulaşım, enerji ve temel ihtiyaç giderleri düşünüldüğünde, açıklanan oranlarla hissedilen enflasyon arasındaki mesafe de tartışılmaya devam ediliyor.
Ekim ayı verilerinin ardından kasım ayında konut ve iş yeri kiralarına uygulanacak artış oranı da yüzde 31,23 olarak belirlendi.
Bu rakam, özellikle dar ve sabit gelirli vatandaşlar için oldukça önemli.
Asgari ücretli, emekli ve düzenli maaşla geçinmeye çalışan milyonlarca insan için kira artık yalnızca aylık bir ödeme değil, aile bütçesinin en büyük yüklerinden biri haline geldi.
Bir tarafta gelirinin önemli bölümünü kiraya ayırmak zorunda kalanlar, diğer tarafta her ay artan temel ihtiyaç giderleri...
İnsanlar artık ay sonunu getirmeyi değil, ayın ortasını nasıl geçireceklerini hesaplıyorlar.
Yİ-ÜFE'nin yıllık yüzde 27,41, on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 27,83 seviyesinde gerçekleşmesi de göz ardı edilmemeli.
Çünkü,
Üretim maliyetlerindeki artış, zaman içerisinde tüketici fiyatlarına da yansıyabiliyor. Enerji, hammadde, işçilik ve lojistik maliyetlerinin yüksek seyretmesi, işletmelerin fiyat politikalarını doğrudan etkiliyor.
Enflasyon tartışmasını yalnızca yüzdelik oranlar üzerinden yürütmek yeterli değil.
Asıl mesele, vatandaşın maaşıyla ne kadar gıda alabildiği, emeklinin faturalarını ödedikten sonra elinde ne kaldığı, bir ailenin kira ve temel ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamadığıdır.
Ekonomide başarı, mutfak giderlerinin, pazar filesinin aile bütçesine nasıl yansıdığıyla değerlendirilmelidir.
Unutulmamalıdır ki ekonomik göstergeler tablolar üzerinde, hayatın gerçekleri ise insanların günlük yaşamında görülüyor.
Ekim ayı enflasyon rakamları, fiyat artışlarının henüz vatandaşın omuzlarındaki yükü hafifletecek seviyeye inmediğini gösteriyor.
Beklentilerin üzerinde gerçekleşen aylık enflasyon ve yüzde 31,23'lük kira artış oranı, önümüzdeki dönemde de geçim mücadelesinin kolay olmayacağına işaret ediyor.

