Enflasyon düşüyor, hayat ucuzluyor mu?
Orhan Balcı
Ekim ayının ilk haftasındayız.
Havalar serinliyor, kış hazırlıkları başlıyor.
Gündemimizde sıcak bir konu var: Enflasyon.
Her ayın ilk haftasında olduğu gibi TÜİK enflasyon rakamlarını açıkladı.
Eylül ayında tüketici fiyatları aylık yüzde 1,84 arttı.
Yıllık enflasyon ise yüzde 29,73'e geriledi.
TÜİK verilerine göre en yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 27,62 artış, ulaştırmada yüzde 35,10 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 39,99 artış olarak gerçekleşti.
İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 6,73, ulaştırmada 5,96 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 4,84 yüzde puan oldu.
İlk bakışta önemli bir eşik aşılmış gibi görünüyor.
Yıllık enflasyonun yüzde 30'un altına inmesi, ekonomi yönetimi açısından psikolojik olduğu kadar teknik bir kazanım olarak öne çıkıyor.
Okulların açılması ve yeni akademik yılın başlamasıyla birlikte eylül ayının zam şampiyonu yüzde 25,79’luk artışla yükseköğretim eğitimi oldu.
Eğitime bağlı masraflardaki artış konaklama ve ulaşıma da yansıdı; yatılı okullar ve üniversite yurt ücretleri yüzde 19,99, okul servis ücretleri ise yüzde 16,04 oranında zamlandı.
Gıda tarafında ise mevsimsel geçişlerin etkisiyle hurma, incir ve tropikal meyveler yüzde 23,31’lik artışla en çok değer kazanan ikinci kalem olarak öne çıktı.
Akaryakıt fiyatlarında yaşanan yükseliş de endekse doğrudan yansıdı; motorin yüzde 12,93, benzin ise yüzde 11,55 zamlandı.
Mutfak ve ihtiyaç hesabı bize başka bir hikâye anlatıyor.
Çünkü,
Enflasyonun yüzde 30'un altına düşmesi, fiyatların düştüğü anlamına gelmiyor.
Sadece fiyatların geçen yılki kadar hızlı artmadığını söylüyor.
Markette 100 liraya aldığımız bir ürünün bugün 130 lira olması hâlâ fiyat artışıdır.
Artış hızının yüzde 50'lerden yüzde 30'lara gerilemesi, vatandaşın cebindeki yükün ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Bir ailenin aylık bütçesinde birkaç temel kalem sürekli yükseliyorsa, resmi enflasyonun düşmesi tek başına yeterli olmuyor.
Gıda fiyatlarındaki oynaklık, düşük gelirli vatandaş açısından enflasyonu çok daha ağır hissettiriyor.
Dar gelirli bir ailenin bütçesinde gıdanın payı yüksek.
Dolayısıyla genel enflasyon düşerken mutfak enflasyonunun daha yüksek hissedilmesi, toplumdaki “Enflasyon gerçekten düşüyor mu?” sorusunu canlı tutuyor.
Enerji fiyatındaki artış yalnızca pompaya yansımıyor.
Nakliyeden üretime, market rafından hizmet sektörüne kadar ekonominin tamamına yayılıyor.
Kira, eğitim, sağlık, restoran, bakım ve diğer hizmetlerde fiyat davranışlarını değiştirmek daha uzun zaman alıyor.
Değerli okurlar,
29,73'lük yıllık enflasyon önemli bir gelişme olsa da bu düşüşün kalıcı olup olmadığını anlamak için fiyat artışlarının ana eğilimine bakmak gerekiyor.
TÜİK'in mevcut takvimine göre ekim TÜFE verisi 3 Kasım 2026'da açıklanacak.
O gün açıklanacak rakam elbette önemli olacak.
2026'nın son çeyreğine girerken bir tarafta yüzde 30'un altına gerileyen resmi enflasyon var.
Diğer tarafta hâlâ yüksek fiyatlar, yüksek beklentiler ve geçim mücadelesi var.
Enflasyonun düşmesi ekonomik bir başarıdır.
Herkesin bunu cebinde hissetmesi, o başarının gerçek karşılığıdır.
Umarım bu da gerçekleşir…

