Dostlarla geçen bir gün…
Orhan Balcı
Meksika, Kanada ve Amerika’nın ev sahipliğini yaptığı 2026 FİFA Dünya Kupası heyecanı başladı.
Müsabakaları izlemek için geç yatıyor, günün ilk saatlerine tekrar kalkıyoruz.
Bu nedenle uyku düzenimiz maalesef tam anlamıyla bozuldu.
Futbol sevgisiyle buna katlanıyoruz.
İzin günüm olan cumartesi günü maçları izleyip tekrar uyuduktan sonra saat 14.00 gibi evden çıktım.
Tuğrul Kırankaya ile Kapanönü’nde buluşmak üzere Cumhuriyet Bulvarı’nda yürümeye başladım.
Bir iki dostla karşı karşıya geldim. Çay içmeye davet ettiler teşekkür edip daha sonra içeriz dedim.
Kapanönü’nde Osman Kuyu’nun kasap dükkanı önüne geldiğimde kentin esnaflarının hararetli sohbetini kısa bir süre dinledikten sonra, Tuğrul ile birlikte KYÖD’ne gitmek için izin istedik.
Hava güzel çarşı hareketli, trafik sıkışık.
Böylesi bir süreçte ilerlerken Acısu’dan inip Hürriyet Caddesi’ne dönen kavşakta iş insanı kentimizin markasını yıldızlaştıran Yaşar Can’a rastladık. Nereye gittiğini sorduk KYÖD’ne yanıtını aldıktan sonra arabayı otoparka bırak gel birlikte gideriz dedik ve beklemeye başladık.
Faruk Bostan’ın mühürlü olup hala yıkılmayan çelik profillerden yapılan binasının yanında seyyar bir vinçi gördük. Gazetecilik refleksiyle biraz daha yaklaşıp burada ne iş var? Sorusuna yanıt aradık net bir şey göremedik.
Yaşar Can geldi yürümeye başladık.
Merkez Bankası tarafına geçtiğimizde avukat Hakan Lamper ile karşılaştık.
İki kişi çıktığımız yolda dört kişi olarak KYÖD’de Mevlüt Soysal’ın imza gününe gidiyor olmamız beni son derece memnun etti.
KYÖD’nin girişindeki iş yerinin boş olması ve kiralık yazısı bulunması beni düşündürdü.
Kapıdan girdiğimizde asansör mü? Merdiven mi? Sorusuna ben merdiven deyip yürümeye başladım.
Yaşar Can arkamdan geldi. İki arkadaşım da bize uydu. Son kata doğru bazı homurdanmaları duymamazlıktan geldim.
Salona girdiğimizde bir çok dostla karşılaştık.
KYÖD’nin çiçeği burnundaki başkanı Yağmur Soysal’ı tebrik ettim. Başarılar diledim. Üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumu vurguladım.
Mevlüt Soysal’ın, yeni romanı “Satu Mare’de Dinle Beni”, isimli kitabını alıp imza için sıraya girdim.
Bu arada karşılaştıklarımla da ayak üstü sohbete devam ediyordum.
İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ve eşi salona geldiler. Başkan Hürriyet herkes ile selamlaştıktan sonra kitap alıp imza kuyruğuna girdi.
İmzalamayı tamamladıktan sonra Başkan Hürriyet ve ekibiyle kısa bir ayak üstü sohbet sonrasında, Sadun Çetin ile Adem Turgut’un bulunduğu masaya gittim. Karşılarına oturdum: Sohbet sürerken Karamürsel Belediye Başkanı Ahmet Çalık, CHP Körfez İlçe Başkanı Yaprak Fidan, Cengiz Çakar, Sefa Sözer, Sedat Fidan, Hikmet Erenkaya, Ali Korkmaz, Yaşar Can, Tuğrul Kırankaya ile koyu bir sohbetin içinde kendimi buldum.
Yaklaşık 1,5 saatlik bir zaman dilimini geçirdiğim imza gününde sohbet ettiğim taraflı tarafsız herkes mahkeme kararıyla CHP’nin başına geçen Kemal Kılıçdaroğlu’nun ülke adına, demokrasi adına, siyasi partiler adına çok büyük bir hatanın içinde olduğu görüşünü ortaya koydular.
Bu günün yorgunluğunu dört kişilik bir ekiple güzel bir masada dost sohbetiyle noktaladıktan sonra eve dönüp Dünya Kupası maçlarını izlemeye devam ettim.
Değerli okurlar,
İzmit’te yaşamak, İzmit’te gazetecilik yapmak gerçekten büyük bir ayrıcalık.
Bu kent insanı ne zaman nerede nasıl bir tavır koyacağını çok iyi biliyor.
Bu kentte doğan, yaşayan İzmit sevdalısı biri olarak bu kenti ve bu kentin insanını seviyorum…

