Denizlerimiz ve av mevsimi
Orhan Balcı
Karadeniz, Ege Denizi ve Akdeniz ile ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili.
Marmara Denizi, Ege Denizi ile Karadeniz’i birleştiren İstanbul ve Çanakkale Boğazları’da ülkemizdeki denizlerin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.
Böyle bir kara parçasının etrafındaki denizlerde, ulaşım, taşımacılık, turizm, balık üretimi gibi akla ilk olarak gelen konular olumlu olarak değerlendiriliyor mu?
Bu soruya net olarak evet bu önemli konular ülkemizin ekonomisine katkı sağlayacak şekilde değerlendirilmiyor.
Ticari konularda deniz taşımacılığında son yıllarda bölgede öne çıkan bir ülke konumundayız.
Deniz taşımacılığında toplu ulaşım konusunda ise yeterli düzeyde değiliz.
Özellikle İzmit Körfezi’nde ilçeler arasında toplu taşımacılığı çok amaçlı olarak bir türlü yerine getiremiyoruz.
Bu konuda da yeterli yatırımları yapamıyoruz.
Turizm konusunda da son iki yıldır bir hareketlenme olsa da yeteri kadar bir adım atılmadı. Umarım bundan sonra gerekli adımlar atılır.
Gelelim balık konusuna,
Karadeniz, Ege Denizi ve Akdeniz ile Marmara Denizi’nde balık üretme, balık ticareti gibi ülkemizin ekonomisine doğrudan katkı sağlayacak, bir çalışma yapılıyor mu?
Yapılıyorsa yeterli oluyor mu?
Soruları her av mevsimi başlangıcında gündeme geliyor.
Verilen yanıtlar, yapılacak çalışmalar gündeme geliyor. Daha sonra ise istenilen somut adımlar tam anlamıyla atılmıyor.
Karadeniz’de, Marmara Denizi’nde bölgemizin balıkçıları “Vira Bismillah” diyerek denize açıldılar.
Bu nedenle yenilenen ve modern hale gelen Kandıra’nın Kefken Limanı’nda kent protokolünün katılımıyla tören düzenlendi.
Denize açılan tekneler denizden çeşit çeşit balıkla döndüler, Ereğli Balık Hali’nde ve Kefken Limanı’nda sezonun ilk mezadı düzenlendi.
Taze balıklar İzmit Balıkhan’ın tezgahlarında yerine aldı.
Son iki yıldır kendini göstermeyen palamut balığı daha ilk günden ağları doldurdu.
Avlanma yasağı öncesinde çapari ile tutulan palamut balığında çok daha iri olan balıkların tanesi 100-150 lira arasında satıldı.
Konusunda uzman olanlar, bu sezon balık çeşidinin fazla olacağı ve özellikle palamut balığının çok olacağı öngörüsünde bulunuyorlar.
Havaların ve deniz suyunun soğumasının ardından Karadeniz’de hafta İstanbul Boğazı’nda palamut balığının çok, daya iri ve daha yağlı olacağı öne sürülüyor.
Tüm bunlar balığın ucuz olabileceği, herkesin sofrasında olabileceğinin işareti olarak öne çıkıyor.
Omega 3 olarak nitelendirilen balık etinin özellikle çocuklarımız tarafından tüketilecek olması da sağlıklı nesiller için büyük önem taşıyor.
Karadeniz’de yaşanacak bu bol çeşitli balık mevsiminde Marmara Denizi ve İzmit Körfezi’nde neler yaşanacak?
Sorusuna yanıt aradığımızda ise,
Marmara Denizi’nin çevresindeki sanayi kuruluşlarının ve yük taşıyan gemilerin bıraktıkları atıklarla kirlenen denizimiz arıtmadan bırakılan evsel atıklarla fazla kirlendi.
Bu önemli bölgemiz için son 10 yıldır bir temizleme çabası gerçekleşiyor.
Özellikle İzmit Körfezi’nde arıtma tesislerinin modern hale getirilmesi, son teknolojinin kullanılması,
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Büyükşehir Belediyesi’nin ortak projesi olan ”Dip Çamuru Temizleme” çalışmasının üçüncü etabının gerçekleştirilmesi,
Bu çalışmayla denizde gözle görülür ve bilimsel olarak kanıtlanan bir temizlenme söz konusu, ayrıca bırakılan yavru balıklar ve diğer canlıları yaşaması da bu çalışmanın başarılı olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
Üç tarafı denizlerle çevrili ve çok önemli bir iç denizin olduğu ülkemizde “Denizcilik Bakanlığı”nın olmaması da tartışılması gereken bir konu olarak gündemimizde yer almalı.
Her çeşit balığın bol olması ve denizlerimiz temiz olması dileğiyle…

