Vergi incelemelerinde ve yargıda ibre mükellef aleyhine mi dönüyor?
Erol Çağlayan
Son dönemde vergi incelemesine muhatap olan mükelleflerden ve meslek mensuplarından benzer değerlendirmeler duyuyoruz: Vergi incelemelerinde cezalandırıcı yaklaşım ağırlaşıyor, vergi mahkemelerinden mükellef lehine karar almak ise giderek zorlaşıyor.
Peki, bu değerlendirme yalnızca mesleki gözlemlere mi dayanıyor, yoksa istatistikler de aynı tabloyu mu gösteriyor?
Adalet Bakanlığı ile Vergi Denetim Kurulu tarafından yayımlanan veriler birlikte değerlendirildiğinde, bu algının önemli ölçüde rakamsal bir karşılığının bulunduğu görülüyor. Ancak sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için vergi incelemeleri ile vergi yargısını ayrı ayrı ele almak gerekiyor.
VERGİ İNCELEMELERİNDE RAKAMLAR HIZLA BÜYÜYOR
Vergi incelemelerinde asıl dikkat çekici değişim 2024 yılında yaşandı.
Vergi Denetim Kurulu verilerine göre bu yılda yaklaşık 78 bin mükellef nezdinde 262 bine yakın inceleme gerçekleştirildi. İncelemeler sonucunda yaklaşık 44 milyar lira vergi tarhı ve 84,1 milyar lira ceza önerildi.
Bir önceki yıl tarhı istenen verginin 17,5 milyar lira, kesilmesi önerilen cezanın ise 37,2 milyar lira olduğu dikkate alındığında, 2024 yılındaki artışın boyutu daha açık görülüyor.
Tarhı istenen vergi bir yılda yaklaşık yüzde 152, önerilen ceza ise yüzde 126 arttı. Üstelik bu artışı yalnızca enflasyonla açıklamak mümkün değil. Açıklanan verilere göre enflasyondan arındırılmış artış da vergi tarhında yüzde 75’e, cezada yüzde 57’ye ulaşıyor.
Dolayısıyla vergi incelemelerinde daha yüksek tutarlı tarhiyat ve ceza önerildiği yönündeki gözlem, istatistiklerle doğrulanıyor.
Sertleşme yalnızca inceleme uygulamasından da kaynaklanmıyor. Son dönemde yapılan kanuni düzenlemeler, idarenin cezalandırma imkânlarını önemli ölçüde genişletti.
Kayıt dışı faaliyette bulunarak vergi kaybına yol açanlara vergi ziyaı cezasının yüzde 50 artırımlı uygulanması, belge düzenine ilişkin özel usulsüzlük cezalarının her yeni tespitte yükselmesi ve bazı fiillerde cezaların katlanarak uygulanabilmesi bunun açık örnekleri.
Bu nedenle bugün karşı karşıya bulunduğumuz tablo, yalnızca daha fazla vergi incelemesi yapılmasından ibaret değil. İncelemelerin mükellef üzerindeki mali sonucu da giderek ağırlaşıyor.
VERGİ MAHKEMELERİNDE MÜKELLEF LEHİNE KARAR ORANI GERİLEDİ
Vergi yargısındaki değişimi görebilmek için Adalet Bakanlığının karar istatistiklerine bakmak gerekiyor.
Görev, yetki, merciine tevdi, feragat ve karar verilmesine yer olmadığı gibi usule ilişkin sonuçlar dışarıda bırakılarak yalnızca ret, iptal ve kısmen iptal-kısmen ret kararları dikkate alındığında dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor.
Vergi mahkemelerinde mükellef lehine verilen tam iptal kararlarının esasa ilişkin kararlar içindeki oranı 2020 yılında yaklaşık yüzde 72’ydi. Başka bir ifadeyle, esastan sonuçlanan her 100 davanın 72’sinde dava konusu işlem tamamen iptal ediliyordu.
Bu oran sonraki yıllarda gerileyerek 2022’de yaklaşık yüzde 64’e, 2023’te ise yüzde 59’a düştü. Aynı dönemde tam ret kararlarının oranı yüzde 20’den yaklaşık yüzde 30’a yükseldi.
Üç yıl içinde tam iptal oranında yaklaşık 13 puanlık bir gerileme yaşanması, basit bir yıllık dalgalanma olarak değerlendirilemez. Özellikle 2022 ve 2023 yıllarında vergi yargısındaki tablonun belirgin biçimde mükellef aleyhine değiştiği görülüyor.
Bununla birlikte olumsuz eğilimin kesintisiz biçimde devam ettiğini söylemek de doğru olmaz. Tam iptal oranı 2024 ve 2025 yıllarında yeniden yüzde 62–63 seviyesine yükseldi. Ret oranı ise yüzde 26 civarına geriledi.
Dolayısıyla son iki yılda sınırlı bir toparlanma var. Ancak mükellef lehine karar oranları hâlâ 2020 ve 2021 yıllarındaki seviyelerin belirgin biçimde altında bulunuyor.
Elbette bu oranlar dava konusu tutarları değil, karar sayılarını gösteriyor. Buna rağmen vergi yargısındaki genel yönü ortaya koyması bakımından oldukça anlamlı.
ALGININ RAKAMSAL KARŞILIĞI VAR
Mevcut veriler birlikte değerlendirildiğinde iki temel sonuca ulaşılıyor.
Birincisi, vergi incelemeleri sonucunda önerilen vergi ve ceza tutarları belirgin biçimde yükselmiştir. Özellikle 2024 yılında yaşanan artış, hem nominal hem de reel olarak oldukça güçlüdür. Kanuni düzenlemeler de cezaların kapsamını ve ağırlığını artırmıştır.
İkincisi, vergi mahkemelerinde mükellef lehine tam iptal kararlarının oranı birkaç yıl öncesine göre gerilemiştir. Son iki yılda sınırlı bir toparlanma görülse de önceki seviyelere henüz dönülmemiştir.
Kısacası, “incelemeler sertleşti, mahkemelerden olumlu karar almak zorlaştı” değerlendirmesi yalnızca kişisel bir izlenim değildir. İstatistiklerde de karşılığı bulunmaktadır.
Burada üzerinde durulması gereken asıl konu, vergi denetiminin başarısının hangi ölçüte göre değerlendirileceğidir.
Vergi denetiminin etkinliği, yalnızca önerilen tarhiyat ve ceza tutarının yüksekliğiyle ölçülemez. Yapılan tarhiyatların hukuka uygun olması, somut ve yeterli delillere dayanması, mükellefin savunma hakkının korunması ve işlemlerin yargısal denetime dayanıklı bulunması da en az tahsil edilen vergi kadar önemlidir.
Çünkü vergi incelemesinin amacı mümkün olan en yüksek cezayı kesmek değil; ödenmesi gereken vergiyi doğru biçimde tespit etmektir.
Vergi incelemesinde gerçek başarı; yüksek ceza yazmak değil, doğru vergiyi doğru mükelleften ve hukuka uygun şekilde almaktır.

