BIST14.641,56%0.45
USD48.2387%0,23
EURO55,8944 %-0.4
ALTIN6.908,74 %-3.0

Turizmde bindiği dalı kesmek

Erol Çağlayan

Abone OlGoogle News
08 Eylül 2026 12:00

Bir turizm işletmesinin en büyük sermayesi deniz manzarası, gösterişli lobisi veya açık büfesi değildir. Müşterisinin yeniden gelmek istemesidir.

Bir sezon yüksek kazanç elde ederken gelecek sezonun müşterisini kaybediyorsanız, yaptığınız işin adı başarı değil, bindiğiniz dalı kesmektir.

Türkiye turizminin bugün kendisine sorması gereken soru tam da budur: Misafir mi kazanıyoruz, yalnızca hesabı mı büyütüyoruz?

Tamamlanmış son beş yılın, yani 2021–2025 döneminin verileri düşündürücü. Yurt içi seyahatlerde seyahat başına ortalama harcama yaklaşık 1.100 liradan 8.200 liraya çıktı.

Üstelik bu ortalama yalnızca otel tatillerini kapsamıyor; akraba ziyaretlerini ve kişinin kendi evinde konakladığı seyahatleri de içeriyor.

Bu rakamı doğrudan otel fiyatı sayamayız. Ancak vatandaşın seyahate ayırdığı paranın ne kadar büyüdüğünü görebiliriz.

Elbette işletmelerin maliyetleri arttı. Gıda, enerji, personel ve finansman giderlerindeki yükselişi yok sayamayız. Otelcinin de restoran işletmecisinin de ayakta kalması gerekiyor. Fakat maliyet artışı, her fiyatı makul; her hesabı haklı hâle getirmez.

Müşterinin cebinden çıkan para ile aldığı hizmet arasındaki bağ koparsa, orada turizmin geleceği tehlikeye girer. Misafir ödediği bedelin karşılığını bulamadığında yalnızca bir işletmeye küsmüyor; o bölgeye, bazen de Türkiye’de tatil yapma fikrine mesafe koyuyor.

Sektörün gözden kaçırmaması gereken bir başka gerçek daha var: Yabancı turistin bütçesi de sınırsız değil.

Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısı 2021’de yaklaşık 24,7 milyonken 2025’te 52,8 milyona ulaştı. Ancak başlangıç yılının pandemiden etkilendiğini unutmamak gerekiyor.

Asıl dikkat çekici olan, 2025’te yabancı ziyaretçi artışının yüzde 0,3’te kalması. Bu yavaşlamayı yalnızca fiyatlara bağlamak doğru olmaz; fakat fiyat ve hizmet dengesini sorgulamadan geçmek de ciddi bir yönetim hatasıdır.

Turist, ödediği parayla başka bir ülkede nasıl bir tatil yapabileceğini birkaç dakika içinde karşılaştırabiliyor. Denizimizin güzel olması, her fiyatın kabul edileceği anlamına gelmiyor. Doğal güzelliklerimiz işletmelerin sınırsız zam yapma güvencesi değildir.

Yerli turist açısından ise mesele daha da hassas. 2025’te yurt içi seyahatlerin yaklaşık yüzde 58’i yakınları ziyaret amacıyla gerçekleşti.

Dolayısıyla seyahat sayısındaki artışı, vatandaşın rahatça otel tatili yapabildiğinin kanıtı olarak sunamayız. Memlekete gidip akrabasının yanında kalan aileyle, bir haftalık otel ücretini karşılayabilen aile aynı ekonomik imkâna sahip olmayabilir.

Turizm sektörü, yerli müşteriyi yabancı rezervasyonlar azaldığında hatırlanacak bir yedek olarak görmekten vazgeçmelidir. İyi sezonda bütçesini önemsemediğiniz vatandaşa, işler yavaşladığında “İç turizmi canlandıralım” diye seslenmek güven oluşturmaz.

Yerli turistin geliriyle bağını koparan fiyat politikası, sektörün kendi dayanağını zayıflatır. Üstelik mesele yalnızca oda ücreti de değildir.

Restorandaki hesap, plajdaki hizmet, ulaşım gideri ve tatil boyunca karşılaşılan ek ücretler birlikte değerlendirilir. Bir işletmenin kısa vadeli kazanç anlayışı, bütün bölgenin itibarına zarar verebilir.

Çözüm, işletmelerden zararına çalışmasını istemek değildir. Çözüm; açık fiyatlandırma, ödenen bedeli karşılayan hizmet, farklı bütçelere uygun seçenekler ve müşterinin yeniden gelmesini önemseyen bir işletmecilik anlayışıdır.

Sezonu uzatmak, verimliliği artırmak ve tekrar gelen müşteriyi korumak da fiyat yükseltmek kadar ciddi biçimde gündeme alınmalıdır.

Her boş odayı daha pahalı satarak telafi edemezsiniz. Her azalan müşteri karşısında menüyü yeniden zamlayamazsınız. Bazen fiyatı yükseltmek, toplam kazancı artırmak yerine müşteri kaybını hızlandırır.

Türkiye turizmi yılların emeğiyle büyüdü. Bu birikimi, birkaç sezonda mümkün olan en yüksek hesabı çıkarma hevesine teslim edemeyiz.

Turizmde asıl kazanç, müşterinin giderken bıraktığı para kadar, dönerken taşıdığı yeniden gelme isteğidir. O isteği yok eden sektör, bindiği dalı kendi eliyle keser.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Erol Çağlayan

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları