BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Komşunun sofrası neden daha ucuz?

Erol Çağlayan

Abone OlGoogle News
29 Temmuz 2026 09:09

Geçen hafta birkaç günlüğüne Kuzey Makedonya, Arnavutluk ve Kosova’ya gittim. Bu nedenle köşe yazılarıma kısa bir ara vermek zorunda kaldım. Ancak bu kısa yolculuk, uzun zamandır rakamlar üzerinden değerlendirdiğimiz alım gücü sorununu günlük hayatın içinde gözlemleme fırsatı verdi.

Bir ülkenin ekonomisini bazen kalın raporlardan değil, bir lokantanın hesabından, market raflarından, taksi ücretinden ve otel fiyatından da okuyabilirsiniz.

Gittiğim üç ülkede ilk dikkatimi çeken, özellikle yeme içme ve hizmet fiyatlarının Türkiye’ye göre oldukça düşük olmasıydı. Restoran, kafe, taksi, otopark ve bazı konaklama harcamalarında fiyatlar yer yer Türkiye’nin yarısına kadar düşüyordu.

Bu tablo karşısında insan ister istemez şu soruyu soruyor:

“Bu ülkelerde yaşayanların alım gücü Türkiye’den daha mı yüksek?”

Cevap, yalnızca fiyatlara bakıldığında “evet” gibi görünse de ücretler hesaba katıldığında tablo biraz değişiyor.

TÜRKİYE'DE ÜCRET YÜKSEK, HAYAT DA PAHALI

2026 yılında Türkiye’de net asgari ücret 28 bin 75 lira. Güncel döviz kuru üzerinden yaklaşık 520 avroya karşılık geliyor.

Kuzey Makedonya’da net asgari ücret yaklaşık 423 avro, Arnavutluk’ta yaklaşık 460 avro seviyesinde. Kosova’da ise temmuz ayında yapılan artıştan sonra brüt asgari ücret 500 avroya yükseldi. Vergi ve kesintiler sonrasında çalışanın eline yaklaşık 450 avro geçiyor.

Yani asgari ücretleri aynı para birimine çevirdiğimizde Türkiye, bu dört ülke içinde en yüksek rakama sahip.

Fakat alım gücünü belirleyen yalnızca maaşın kaç avro olduğu değildir. Asıl önemli olan, o maaşla ne kadar mal ve hizmet alınabildiğidir.

Türkiye’de asgari ücret rakamsal olarak daha yüksek olsa da özellikle kira, dışarıda yemek, ulaşım, eğitim, otomobil ve dayanıklı tüketim mallarındaki yüksek fiyatlar ücret avantajını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor.

Daha açık söylemek gerekirse Türkiye’de çalışan daha fazla para kazanıyor gibi görünüyor; fakat kazandığı paranın önemli bir bölümünü temel ihtiyaçlara harcamak zorunda kalıyor.

KOSOVA'DA DÜŞÜK ÜCRET, DÜŞÜK KİRA DENGESİ

Gözlemlediğim üç ülke arasında alım gücü bakımından en dengeli ülkenin Kosova olduğu söylenebilir.

Kosova’da asgari ücret Türkiye’den düşük. Buna karşılık kiralar, toplu taşıma, restoran ve çeşitli hizmetlerin fiyatı da oldukça düşük. Başkent Priştine’de fiyatlar ülkenin diğer bölgelerine göre yüksek olsa da Türkiye’nin büyükşehirleriyle karşılaştırıldığında hâlâ makul seviyelerde.

Özellikle evi kendisine ait olan veya kirayı bir başkasıyla paylaşan çalışan açısından 450 avroluk gelir, günlük ihtiyaçların karşılanmasında belirli bir rahatlık sağlayabiliyor.

Bununla birlikte Kosova’da da tek başına yaşayan bir kişinin asgari ücretle rahat bir hayat sürmesi mümkün değil. Düşük fiyatlar, düşük ücret sorununu tamamen ortadan kaldırmıyor; yalnızca etkisini azaltıyor.

KUZEY MAKEDONYA TÜRKİYE'YE YAKIN

Kuzey Makedonya’da net asgari ücret yaklaşık 423 avro. Ücret Türkiye’den yaklaşık yüzde 20 daha düşük olmasına rağmen özellikle kira, restoran ve hizmet fiyatlarının uygunluğu bu farkı büyük ölçüde kapatıyor.

Üsküp, ülkenin diğer şehirlerinden daha pahalı. Buna rağmen dışarıda yemek, taksi ve çeşitli günlük hizmetler Türkiye’nin büyükşehirlerine göre daha erişilebilir durumda.

Bu nedenle Kuzey Makedonya’daki asgari ücretlinin alım gücü, ilk bakışta maaş rakamının düşündürdüğü kadar düşük değil. Genel değerlendirmede Türkiye ile Kuzey Makedonya’nın asgari ücret düzeyindeki alım güçleri birbirine yakın görünüyor.

Ancak Türkiye’deki yüksek enflasyon önemli bir fark yaratıyor. Kuzey Makedonya’da çalışan, birkaç ay sonrasının fiyatını daha kolay tahmin edebilirken Türkiye’de yılın başında belirlenen ücret, yıl ilerledikçe hızla değer kaybediyor.

Alım gücünü yalnızca bugünkü fiyat değil, yarınki fiyatın ne kadar öngörülebilir olduğu da belirliyor.

ARNAVUTLUK'TA TURİST İLE YERLİNİN HESABI FARKLI

Arnavutluk’ta bazı bölgelerde fiyatlar son derece uygun görünse de özellikle Tiran, Saranda ve turistik kıyı şehirlerinde durum değişiyor.

Arnavutluk’ta asgari ücretin neti yaklaşık 460 avro. Buna karşılık başkentteki ve turistik bölgelerdeki kiralar oldukça yüksek. Akaryakıt, ithal ürünler ve bazı market ürünleri de Türkiye’den daha pahalı olabiliyor.

Dolayısıyla Türkiye’den Arnavutluk’a giden bir turist, bazı hizmetleri ucuz bulabilir. Ancak yerel asgari ücretle geçinmeye çalışan bir Arnavutluk vatandaşı için hayat sanıldığı kadar ucuz değil.

Bu ayrımı yapmak gerekiyor: Bir ülkenin turist için ucuz olması, o ülkede yaşayanların alım gücünün yüksek olduğu anlamına gelmez.

UCUZLUK NEREDEN GELİYOR?

Bu üç Balkan ülkesinde özellikle emek yoğun hizmetler ucuz.

Lokanta, kafe, taksi, berberlik, temizlik, küçük tamirat ve benzeri hizmetlerde ücretlerin önemli bölümünü işçilik oluşturuyor. Ücret seviyeleri düşük olduğu için bu hizmetlerin fiyatları da Türkiye’ye göre daha aşağıda kalıyor.

Ancak otomobil, cep telefonu, bilgisayar, akaryakıt ve ithal gıda gibi uluslararası fiyatlara bağlı ürünlerde aynı ucuzluk görülmüyor. Hatta bazı ürünler Türkiye’den daha pahalı olabiliyor.

Bu nedenle seyahat sırasında karşılaşılan fiyatlardan hareketle “Balkanlarda her şey yarı fiyatına” sonucuna varmak doğru olmaz. Daha doğru ifade şu olabilir:

Balkan ülkelerinde yerel hizmetler Türkiye’den belirgin biçimde ucuz; fakat ithal ürünlerde ve bazı temel ihtiyaçlarda fark azalıyor.

ASIL SORUN FİYAT DEĞİL, ÜCRETİN DAYANMA GÜCÜ

Dört ülkeyi asgari ücret düzeyinde değerlendirdiğimizde genel sıralamanın Kosova, Türkiye, Kuzey Makedonya ve Arnavutluk şeklinde oluştuğu söylenebilir. Ancak Türkiye ile Kuzey Makedonya arasındaki fark oldukça sınırlı.

Türkiye’nin ücret seviyesi daha yüksek olmasına rağmen yüksek kira ve hızlı fiyat artışları bu üstünlüğü eritiyor. Kosova düşük kira ve hizmet fiyatlarıyla öne çıkıyor. Kuzey Makedonya düşük ücretini daha düşük yaşam maliyetiyle dengeliyor. Arnavutluk ise özellikle konut maliyetleri nedeniyle asgari ücretli açısından daha zor bir tablo sergiliyor.

Benim bu kısa seyahatten çıkardığım en önemli sonuç şudur:

Alım gücü, cebimize giren paranın büyüklüğü değil, o paranın ay sonuna kadar ne kadar dayanabildiğidir.

Türkiye’de temel sorun yalnızca fiyatların yüksekliği de değildir. Daha önemli sorun, ücretlerin fiyat artışları karşısında çok hızlı erimesidir. İnsanlar daha yüksek rakamlarla maaş alıyor; fakat daha az mal ve hizmet satın alabiliyor.

Komşu ülkelerin sofraları bize ucuz görünüyor. Çünkü bizim soframız son yıllarda hızla pahalandı.

Ekonomide gerçek başarı, maaşları yalnızca rakamsal olarak artırmak değil; o maaşın satın alma gücünü ve değerini koruyabilmektir. Vatandaş için önemli olan bordrodaki rakam değil, ay sonunda cebinde kalan paradır.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Erol Çağlayan

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları