Enflasyon: Etiketlerin arkasındaki gerçek
Erol Çağlayan
Markette aynı ürün için her seferinde daha fazla ödeme yapıyoruz. Maaş artışını konuşurken kiraya gelecek zammı hesaplıyoruz. İşletmeler satış yapıyor ama sattığı malı aynı parayla yeniden yerine koyamıyor. Enflasyon, vatandaşın geçim hesabını da işletmenin gelecek planını da bozuyor.
Enflasyonla mücadele gündeme geldiğinde ise çoğunlukla tüketimin yavaşlatılması, kredilerin sınırlandırılması ve ücret artışlarının kontrol edilmesi konuşuluyor. Bu politikalar talebi etkileyebilir. Ancak mücadelenin yükünün ne kadarının vatandaşa, ne kadarının kamuya düştüğünü de sorgulamak gerekiyor.
Vatandaşa harcamalarını azaltması söylenirken kamunun da kendi harcamalarındaki tasarruf imkânlarını öncelikle değerlendirmesi gerekir.
KAMU DA TALEP YARATIYOR
Çünkü ekonomide talep yaratan yalnızca vatandaşın alışverişi değildir. Kamu da araç satın alır, bina kiralar, hizmet alır ve yatırım yapar.
Özel kesimin harcamaları yavaşlarken kamu, ertelenebilir alımlarını sürdürüyorsa toplam talep beklenen ölçüde azalmayabilir. Özellikle üretimin kısa sürede artırılamadığı alanlarda bu durum fiyat baskısını canlı tutabilir.
Benim önerim, enflasyonla mücadelede zorunlu olmayan kamu harcamalarının azaltılmasına daha fazla öncelik verilmesidir.
Vatandaşın temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda kaldığı bir ortamda, kamunun düşük öncelikli harcamalarını sürdürmesi hem ekonomik hem de toplumsal açıdan değerlendirilmelidir.
HANGİ HARCAMALAR AZALTILMALI?
Bir ailenin daha az gıda almasıyla bir kamu kurumunun ihtiyaç dışı araç yenilemesini ertelemesi, toplumsal sonuçları bakımından aynı değildir.
Her ikisi de harcamayı azaltabilir; ancak ilkinde yaşam standardı gerilerken ikincisinde temel hizmetler korunarak tasarruf sağlanabilir. Bu nedenle hangi harcamanın azaltıldığı, toplamda ne kadar tasarruf edildiği kadar önemlidir.
Zorunlu olmayan harcamalar durdurulmalı, aciliyeti bulunmayanlar ertelenmeli, beklenen faydayı sağlamayan projeler gözden geçirilmeli ve gereksiz alımlardan kaçınılmalıdır.
Mevcut araç ve ekipman ihtiyacı karşılıyorsa yenileme ertelenebilir. Kullanılmayan kamu binaları değerlendirilerek yeni kiralamalar azaltılabilir.
Kurumların benzer hizmetleri ortak kullanması sağlanabilir. Organizasyon, temsil, danışmanlık ve tanıtım giderleri somut ihtiyaç ve sonuç bakımından incelenebilir.
HER HARCAMA İÇİN AYNI SORULAR SORULMALI
Her harcama için şu sorular sorulmalıdır: Bu harcama gerekli mi? Şimdi yapılması zorunlu mu? Aynı hizmet daha düşük maliyetle sunulabilir mi? Sağlayacağı fayda, maliyetini karşılıyor mu?
Bu yaklaşımın bütçe hazırlanırken ve harcama yapılırken uygulanması, tasarrufu kalıcı bir yönetim alışkanlığına dönüştürebilir. Sonuçların kamuoyuyla paylaşılması da güveni güçlendirir.
TEMEL HİZMETLER KORUNMALI
Elbette eğitim, sağlık, afet güvenliği ve ihtiyaç sahiplerine yönelik destekler korunmalıdır.
Üretimi artıran, enerji tüketimini azaltan, tarımda verimlilik sağlayan yatırımlar da uzun vadeli faydalarıyla değerlendirilmelidir.
Devam eden bir projeyi durdurmanın doğuracağı sözleşme ve tamamlama maliyetleri hesaba katılmalıdır. Amaç, kaynakları gerçek ihtiyaçlara yönlendirmektir.
MALİYE POLİTİKASI DESTEKLENMELİ
Gereksiz harcamaların azaltılması, bütçenin finansman ihtiyacını sınırlayabilir ve enflasyonla mücadelede para politikasını destekleyebilir.
Böylece talebi yavaşlatma yükünün daha dengeli paylaşılması mümkün olabilir. IMF’nin Türkiye değerlendirmesi de enflasyondaki düşüşü desteklemek için maliye politikasının katkısının sürdürülmesini gerekli görüyor. IMF, Türkiye Değerlendirmesi
ENFLASYONUN DİĞER NEDENLERİ DE ELE ALINMALI
Bununla birlikte, kamu tasarrufuyla beraber enflasyonun diğer nedenlerine de çözüm üretilmelidir. Dövizle alınan enerji ve ham madde, kur yükseldiğinde üretim maliyetlerini artırır.
Talebe yetişemeyen mal ve hizmet arzı fiyat baskısı yaratabilir. Sürekli zam beklentisi de işletmelerin fiyatlama ve tüketicilerin harcama kararlarını etkiler. TCMB, Enflasyonun Nedenleri
Bu nedenle tarımda üretim planlaması, sanayide verimlilik, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması ve piyasalarda rekabetin korunması önemlidir. Para politikası ile bütçe politikası da aynı hedefi desteklemelidir.
ÇALIŞANIN ALIM GÜCÜ KORUNMALI
Çalışanın eriyen gelirini telafi etme isteği, enflasyonun tek kaynağı gibi değerlendirilmemelidir. Alım gücünü aşındırarak tüketimi azaltmanın ağır bir sosyal bedeli vardır
. Enflasyonla mücadelenin amacı, vatandaşın ihtiyaçlarını daha az karşılayabildiği bir düzene alışması olamaz. Hedef, kazancının değerini koruduğu ve geleceğini planlayabildiği bir ekonomi kurmaktır.
Vatandaşa “Daha az harca” demeden önce kamu, “Hangi harcamamdan vazgeçebilirim?” sorusuna cevap vermelidir.

