BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Borç yapılandırmasında süre uzadı ama faiz düşmeden etki sınırlı kalır

Erol Çağlayan

Abone OlGoogle News
05 Haziran 2026 11:51

Borç Yapılandırmasında Süre Uzadı, Ama Faiz Düşmeden Etki Sınırlı Kalır

4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun, vergi mevzuatında ve kamu alacaklarının tahsilinde önemli değişiklikler içeriyor.

Kanunda yurt dışı kazanç istisnasından nitelikli hizmet merkezlerine, transit ticaret kazançlarından varlık bildirimine kadar pek çok başlık var.

Ancak reel sektör, küçük işletmeler, esnaf, sanayici ve mali sıkışıklık yaşayan mükellefler açısından düzenlemenin en doğrudan etkisi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 48. maddesinde yapılan değişikliktir.

Bu değişiklikle kamu borçlarının tecil ve taksitlendirilmesinde azami süre 36 aydan 72 aya çıkarılmıştır.

Başka bir ifadeyle, vergi borcunu vadesinde ödeyemeyen ancak ödeme niyetini kaybetmemiş mükellefler için kamuya olan borçların daha uzun vadede ödenebilmesinin yolu açılmıştır.

Ayrıca teminatsız tecil edilebilecek tutarın 1 milyon TL’ye yükseltilmesi de özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler bakımından son derece önemlidir.

Bu yönüyle düzenleme isabetlidir.

Çünkü bugünün ekonomik şartlarında borçlu mükellefin karşı karşıya olduğu sorun çoğu zaman vergi ödeme iradesinin bulunmaması değil, nakit akışının bozulmasıdır.

İşletmeler satış yapıyor olabilir, fatura kesiyor olabilir, bilançosunda kâr görünüyor olabilir; fakat tahsilat gecikmeleri, finansman maliyetleri, krediye erişim zorlukları ve artan işletme sermayesi ihtiyacı nedeniyle kamu borçlarını zamanında ödemekte zorlanabilir.

Bu nedenle 72 aya kadar tecil imkânı, borçlu mükellef açısından sadece bir ödeme kolaylığı değildir. Aynı zamanda işletmenin faaliyetini sürdürebilmesi, istihdamını koruyabilmesi, bankalar ve kamu idareleri nezdinde “borcu yoktur” baskısını yönetebilmesi ve cebri tahsil sürecinin yıkıcı etkilerinden uzak kalabilmesi bakımından önemli bir nefes alanıdır.

Ancak burada düzenlemenin gerçek etkisini belirleyecek kritik unsur süreden ziyade faizdir.

Bugün tecil faizi hâlen yüksektir. Yıllık %39 seviyesindeki tecil faizi, 72 aya kadar uzayan ödeme planlarında mükellef için ciddi bir maliyet doğurmaktadır. Sürenin uzatılması, ancak faiz makul seviyeye çekilirse gerçek anlamda yapılandırma etkisi yaratır. Aksi halde mükellef sadece daha uzun vadeye yayılmış, fakat toplam yükü ağırlaşmış bir kamu borcuyla karşı karşıya kalır.

Vergi borcunu yapılandırmak isteyen mükellefin temel beklentisi şudur: Devlet borcu tahsil etmekten vazgeçmesin, ancak ödeme kabiliyeti zayıflamış mükellefi faiz yükü altında ezmesin.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü kamu alacağının tahsili sadece cebri takip mantığıyla ele alınamaz. Vergi idaresi bakımından asıl amaç, alacağı en kısa yoldan tahsil etmek kadar, mükellefi sistem içinde tutmak ve gönüllü uyumu korumaktır.

İşletmenin hesabına haciz koymak, ticari faaliyetini kilitlemek veya ödeme kapasitesini tamamen ortadan kaldırmak kısa vadede tahsilat baskısı yaratabilir; fakat uzun vadede vergi tabanını daraltır.

Bu nedenle borç yapılandırması veya teknik adıyla tecil ve taksitlendirme, sadece borçluya sağlanan bir kolaylık değildir. Doğru tasarlandığında kamu maliyesi için de rasyonel bir tahsilat aracıdır.

Kanun koyucu bu düzenlemeyle süre tarafında doğru bir adım atmıştır. 36 ay sınırı mevcut ekonomik şartlarda birçok mükellef için yetersiz kalmaktaydı.

72 ay sınırı ise borcun işletme nakit akışına uygun şekilde taksitlendirilmesini mümkün kılabilir. Teminatsız tecil sınırının 1 milyon TL’ye yükseltilmesi de uygulamada önemli bir sadeleşme ve erişilebilirlik sağlar.

Fakat faiz oranı aynı kaldığı sürece bu imkânın sınırlı kalacağı açıktır.

Piyasanın beklentisi de bu yöndedir: Tecil faizi düşürülmelidir. Mükellef, kamu borcunu ödemek için taksitlendirme talep ettiğinde, karşısına ticari kredi maliyetlerini aratmayacak bir faiz yükü çıkmamalıdır.

Tecil faizi, kamu alacağının zaman değerini koruyacak makul bir seviyede olmalı; ancak yapılandırmanın amacını ortadan kaldıracak ölçüde yüksek belirlenmemelidir.

Burada Cumhurbaşkanına ve yürütmeye tanınan yetki alanı önem kazanmaktadır. Kanunda bazı tutar ve oranların ekonomik şartlara göre yeniden belirlenebilmesine imkân veren yetki mekanizmaları bulunmaktadır.

Piyasanın beklentisi, bu yetkinin mükellef lehine, özellikle kamu borçlarının sürdürülebilir şekilde ödenmesini sağlayacak biçimde kullanılmasıdır.

Bugün yapılması gereken, 72 aylık sürenin anlamını güçlendirecek ikinci adımı atmaktır: Tecil faizi makul seviyeye çekilmelidir.

Aksi halde düzenleme kâğıt üzerinde geniş bir ödeme kolaylığı sunar; fakat uygulamada mükellef, yüksek faiz nedeniyle bu imkândan yeterince yararlanamaz.

Özellikle sermaye yapısı zayıf olan işletmeler, vadesi geçmiş kamu borcunu yapılandırmakla yapılandırmamak arasında tereddüt yaşayabilir. Bu da hem tahsilatı hem de gönüllü uyumu olumsuz etkiler.

Unutulmamalıdır ki kamu alacağının güvenceye alınması ile mükellefin yaşatılması birbirine zıt hedefler değildir. Aksine, mükellefin faaliyetini sürdürebilmesi kamu alacağının tahsil kabiliyetini artırır.

İşletme ayakta kalırsa vergi doğmaya devam eder. İşletme kapanırsa, sadece mevcut borcun tahsili değil, gelecekteki vergi kapasitesi de kaybedilir.

Bu nedenle 7582 sayılı Kanun’la getirilen 72 aylık tecil imkânı doğru yönde atılmış önemli bir adımdır. Ancak bu adımın reel sektörde karşılık bulabilmesi için tecil faizinin de aynı anlayışla yeniden değerlendirilmesi gerekir.

Borç yapılandırması, yüksek faizle mükellefe yeni bir yük değil; makul faizle kamuya tahsilat, mükellefe nefes, ekonomiye süre kazandıran bir araç olmalıdır.

Bugün piyasanın beklediği de tam olarak budur.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Erol Çağlayan

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları