Bir işletme ne kadar vergi ödüyor?
Erol Çağlayan
Bir işletmenin vergi yükü yalnızca kurumlar vergisinden ibaret değildir. İşletme; kazancı üzerinden gelir veya kurumlar vergisi, satışları üzerinden KDV, bazı mallarda ÖTV, çalışanları üzerinden vergi ve SGK primi, yaptığı bazı ödemeler üzerinden de stopaj ve KDV tevkifatı öder.
Ancak bunların tamamı işletmenin kendi vergisi değildir. Bazıları müşteriden tahsil edilir, bazıları ise ödeme yapılan kişinin gelirinden kesilerek devlete yatırılır.
KAZANÇ ÜZERİNDEN ÖDENEN VERGİLER
Limited ve anonim şirketler genel olarak yüzde 25 kurumlar vergisi öder.
Örneğin bir şirketin yıllık vergiye tabi kazancı 500 bin TL ise hesaplanan kurumlar vergisi 125 bin TL olur. Şirkette 375 bin TL vergi sonrası kazanç kalır.
Şahıs işletmeleri ise gelir vergisine tabidir. Gelir vergisi oranı kazanca göre yüzde 15’ten başlayıp yüzde 40’a kadar yükselir.
2026 yılında 500 bin TL kazancı bulunan bir şahıs işletmesinin gelir vergisi yaklaşık 97 bin 500 TL’dir.
Dolayısıyla şirketler kurumlar vergisi, şahıs işletmeleri ise gelir vergisi öder. Aynı işletme kazancı üzerinden ikisi birlikte uygulanmaz.
Yıl içinde ödenen geçici vergiler de yıl sonunda hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilir. Geçici vergi ilave bir vergi değil, yıllık verginin peşin tahsilidir.
KDV NASIL HESAPLANIR?
Genel KDV oranı yüzde 20’dir. Bazı mal ve hizmetlerde yüzde 10 veya yüzde 1 oranı uygulanır.
Bir işletmenin aylık satışları KDV hariç 1 milyon TL ise 200 bin TL hesaplanan KDV doğar. Aynı dönemdeki alış ve giderleri 600 bin TL, bunlara ilişkin indirilecek KDV 120 bin TL ise işletme:
200.000 - 120.000 = 80.000 TL KDV öder.
KDV işletmenin kazancı üzerinden alınmaz. İşletme vergiyi müşteriden tahsil eder ve alışlarında ödediği KDV’yi düştükten sonra kalan tutarı devlete yatırır.
Ancak müşteri borcunu ödemese bile faturanın KDV’sinin beyan edilmesi gerekebilir. KDV bu yönüyle işletme üzerinde ciddi bir finansman yükü oluşturur.
KDV TEVKİFATI NEDİR?
KDV tevkifatında faturadaki KDV’nin bir kısmı satıcıya değil, doğrudan vergi dairesine ödenir.
Örneğin tevkifat yapmakla yükümlü bir işletme 100 bin TL danışmanlık hizmeti alsın. Bu hizmette 20 bin TL KDV hesaplanır. 9/10 oranında tevkifat uygulanması halinde:
Satıcıya 102 bin TL,
Vergi dairesine 18 bin TL ödenir.
İşletmenin toplam ödemesi yine 120 bin TL’dir. KDV tevkifatı ilave bir vergi değildir; sadece KDV’nin satıcı ile vergi dairesi arasındaki dağılımını değiştirir.
Yapım işleri, danışmanlık, denetim, temizlik, işgücü temini, bakım-onarım ve taşımacılık gibi işlemlerde farklı tevkifat oranları uygulanabilir.
ÖTV NEDEN FİYATI ÇOK YÜKSELTİYOR?
ÖTV; akaryakıt, motorlu taşıt, alkollü içecek, tütün mamulleri ve bazı tüketim mallarından alınır. Oran veya tutar ürünün türüne göre değişir.
ÖTV’nin en önemli özelliği, KDV matrahına dahil edilmesidir. Yani ÖTV üzerinden ayrıca KDV alınır.
Vergisiz bedeli 1 milyon TL olan ve yüzde 80 ÖTV’ye tabi bir otomobilde:
ÖTV 800 bin TL,
KDV matrahı 1 milyon 800 bin TL,
KDV 360 bin TL,
Vergiler dahil fiyat 2 milyon 160 bin TL
olur.
Bir milyon liralık aracın üzerine toplam 1 milyon 160 bin TL vergi eklenmektedir. Bunun 800 bin TL’si ÖTV, 360 bin TL’si KDV’dir.
Stopaj kimin vergisidir?
Stopaj, ödeme yapılan kişinin gelirinden kesilerek onun adına vergi dairesine yatırılan vergidir. Bu nedenle stopaj kural olarak işletmenin kendi vergisi değildir.
Örneğin gerçek kişiden kiralanan işyerinin brüt kirası 100 bin TL ise işletme:
80 bin TL’yi işyeri sahibine,
20 bin TL’yi vergi dairesine
öder.
Toplam maliyet 100 bin TL’dir. Ancak sözleşmede işyeri sahibine net 100 bin TL ödeneceği yazılmışsa brüt kira 125 bin TL’ye çıkar. Bu durumda işletme mal sahibine 100 bin TL, vergi dairesine 25 bin TL öder.
Benzer şekilde:
İşyeri kiralarında yüzde 20,
Serbest meslek ödemelerinde yüzde 20,
Genel nitelikteki yıllara yayılan inşaat hakedişlerinde yüzde 5,
Gerçek kişiye yapılan kâr dağıtımında yüzde 15
oranında stopaj uygulanmaktadır.
Bu nedenle sözleşmelerde ücretin net mi yoksa brüt mü olduğu mutlaka belirtilmelidir.
Çalışana ödenen ücretin gerçek maliyeti
Bir çalışana 100 bin TL brüt ücret ödenmesi halinde, çalışanın yılın ilk vergi diliminde bulunduğunu kabul edersek eline yaklaşık 75 bin 953 TL geçer.
İşverenin 2 puanlık SGK prim indiriminden yararlandığını varsayarsak toplam işveren maliyeti yaklaşık 121 bin 750 TL olur.
Bu durumda:
İşverenin toplam maliyeti 121.750 TL,
Çalışana kalan tutar 75.953 TL,
Vergi ve primlerin toplamı yaklaşık 45.797 TL’dir.
Çalışanın gelir vergisi dilimi yükseldikçe eline geçen net ücret daha da azalabilir.
Kâr dağıtımında vergi yükü
Bir şirketin 100 bin TL vergi öncesi kazancı üzerinden önce yüzde 25 kurumlar vergisi hesaplanır.
Kurumlar vergisi: 25.000 TL
Dağıtılabilir kazanç: 75.000 TL
Kâr payı stopajı: 11.250 TL
Ortağa kalan tutar: 63.750 TL
Böylece şirketin 100 bin TL vergi öncesi kazancının 36 bin 250 TL’si kurumlar vergisi ve kâr payı stopajı olarak ödenir. Ortağın eline 63 bin 750 TL geçer.
Ortağın yıllık gelir vergisi beyannamesi vermesi gereken durumlarda nihai vergi yükü değişebilir.
Sonuç: Ciro ile kasada kalan para aynı değildir
Bir işletme yaptığı satıştan KDV, bazı mallarda ÖTV, kazancından gelir veya kurumlar vergisi, çalışanından gelir vergisi ve SGK primi, bazı ödemelerinden ise stopaj ve KDV tevkifatı hesaplamak zorundadır.
Bu nedenle yüksek ciro, yüksek kazanç anlamına gelmez. Yüksek kazanç da bu paranın tamamının işletmede kalacağı anlamına gelmez.
İşletmeler her ödeme öncesinde şu soruları sormalıdır:
Ödeme net mi, brüt mü? Stopaj var mı? KDV tevkifatı uygulanacak mı? KDV indirilebilecek mi? SGK primi doğacak mı? Yapılan gider vergi matrahından düşülebilecek mi?
Doğru vergi planlaması, vergiyi gizlemek değil; işletmenin karşılaşacağı vergi ve prim yükünü önceden hesaplamaktır. Çünkü önemli olan yalnızca ne kadar satış yapıldığı değil, bütün vergiler ödendikten sonra kasada ne kadar para kaldığıdır.

