BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Bağımsızlığın ekonomik bedeli

Erol Çağlayan

Abone OlGoogle News
15 Temmuz 2026 12:06

Bağımsızlık denildiğinde aklımıza ilk olarak bayrak, vatan, millî irade ve egemenlik gelir.

Oysa bağımsızlık yalnızca sınırları korumakla veya siyasi kararları özgürce alabilmekle sınırlı değildir.

Bir ülkenin gerçek anlamda bağımsız olabilmesi için ekonomisinin de güçlü, üretken ve dış baskılara karşı dayanıklı olması gerekir.

Çünkü ekonomik bakımdan başkalarına aşırı ölçüde bağımlı olan ülkelerin siyasi kararlarını tamamen özgürce alabilmeleri kolay değildir.

15 Temmuz 2016 gecesi milletimiz, demokratik iradesine ve devletine yönelen darbe girişimine karşı büyük bir mücadele verdi. İnsanlarımız canlarını ortaya koyarak bağımsızlığın kolay kazanılmadığını ve korunmasının da bir bedeli bulunduğunu gösterdi.

Bugün 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nü anarken bağımsızlığın ekonomik yönü üzerinde de düşünmek zorundayız.

Ekonomik bağımsızlık, her şeyi ülke içinde üretmek anlamına gelmez. Günümüz dünyasında hiçbir ülkenin dış ticaretten tamamen kopması mümkün değildir. Asıl önemli olan, başka ülkelere karşı tek taraflı ve kırılgan bir bağımlılığın oluşmamasıdır.

Enerjisini büyük ölçüde dışarıdan alan, teknolojik ürünlerini ithal eden, üretimde kullandığı ara mallarında yabancı kaynaklara bağımlı kalan bir ekonomi, küresel gelişmelerden doğrudan etkilenir.

Döviz kurlarındaki yükseliş, enerji fiyatlarındaki artış veya uluslararası ticarette yaşanan bir gerilim kısa süre içinde üretim maliyetlerine ve vatandaşın cebine yansır.

Bu nedenle bağımsızlığın ekonomik bedeli; daha fazla üretmek, daha çok çalışmak, tasarruf etmek, araştırmaya kaynak ayırmak ve uzun vadeli düşünmektir.

Türkiye ekonomisinin önünde bu bakımdan önemli bir görev bulunmaktadır. Haziran 2026 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 32,11 düzeyindedir.

Mayıs ayında sanayi üretimi yıllık bazda değişmezken bir önceki aya göre yüzde 2,9 gerilemiştir. Aynı ayda cari işlemler hesabı 1 milyar 459 milyon dolar açık vermiştir.

Altın ve enerji dışarıda bırakıldığında ise cari işlemler hesabının 3 milyar 626 milyon dolar fazla vermesi, enerji bağımlılığının ekonomi üzerindeki etkisini açık biçimde göstermektedir.

Bu rakamlar bize ekonomik bağımsızlık yolunda öncelikle üretim gücümüzü artırmamız gerektiğini söylüyor.

Sanayi üretiminin büyümesi yalnızca fabrikaların daha fazla mal üretmesi değildir. Sanayinin büyümesi, daha fazla insanın iş bulması, ihracatın artması, vergi gelirlerinin yükselmesi ve ülkenin döviz ihtiyacının azalması anlamına gelir.

Özellikle yüksek teknolojiye dayalı, katma değeri yüksek ürünlerin üretimi ekonomik bağımsızlığın en önemli şartlarından biridir.

Tonlarca ham madde ihraç edip birkaç kilogramlık teknolojik ürünü çok daha yüksek bedelle ithal eden bir ekonomi, ne kadar çalışırsa çalışsın arzu edilen refah seviyesine kolay ulaşamaz.

Bu nedenle yalnızca üretim miktarını değil, ürettiğimiz malın değerini de artırmalıyız.

Ekonomik bağımsızlığın bir başka şartı enerji alanında atılacak adımlardır. Yenilenebilir enerji yatırımları, yerli enerji kaynakları ve enerji verimliliği yalnızca çevre politikası olarak görülmemelidir. Bunlar aynı zamanda ekonomik güvenlik politikasıdır.

Güneşten, rüzgârdan ve diğer yerli kaynaklardan üretilen her birim enerji, dışarıya ödenecek dövizin ülkede kalmasına katkı sağlar. Enerji ithalatındaki azalma; cari açığın düşmesi, döviz ihtiyacının azalması ve fiyat istikrarının güçlenmesi anlamına gelir.

Tarım da bağımsızlığın vazgeçilmez bir unsurudur. Gıdada dışa bağımlı hâle gelen bir ülkenin ekonomik güvenliğinden söz etmek mümkün değildir.

Çiftçinin üretimde kalması, tarımsal girdilerin erişilebilir olması ve verimli tarım politikalarının uygulanması yalnızca çiftçiyi ilgilendiren konular değildir. Bunlar doğrudan millî güvenlik konusudur.

Ekonomik bağımsızlığın bedeli yalnızca vatandaşın fedakârlık yapması olarak da anlaşılmamalıdır. Kamu yönetiminin de aynı sorumluluğu taşıması gerekir.

Kamu kaynaklarının verimli kullanılması, gereksiz harcamaların azaltılması, kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmesi ve vergide adaletin sağlanması zorunludur.

Vatandaştan tasarruf beklenirken kamunun israftan kaçınması, ekonomik programlara duyulan güveni artırır.

Vergi sistemi de ekonomik bağımsızlığın önemli araçlarından biridir. Vergi yükünün belirli kesimlerin üzerinde yoğunlaşması, dürüst mükellefin sürekli daha fazla vergi ödemek zorunda kalması ve kayıt dışı faaliyetlerin yeterince önlenememesi toplumsal adalet duygusunu zedeler.

Güçlü bir ekonomi için yalnızca daha fazla vergi toplamak değil, vergiyi adaletli toplamak gerekir. Çok kazanandan daha fazla, az kazanandan ödeme gücüne uygun vergi alınması; üretimin, yatırımın ve istihdamın teşvik edilmesi gerekir.

Bağımsızlığın ekonomik bedeli bazen bugünkü tüketimden vazgeçerek geleceğe yatırım yapmaktır. Eğitime, bilime, teknolojiye ve nitelikli insan gücüne ayrılan kaynakların sonucu kısa sürede görülmeyebilir.

Ancak ülkelerin geleceğini günlük kazançlar değil, uzun vadeli yatırımlar belirler.

Bir ülke savunma sanayisinde, enerjide, tarımda, sağlıkta ve teknolojide kendi imkânlarını geliştirdikçe dışarıdan gelebilecek baskılara karşı daha dirençli hâle gelir.

Ekonomisi güçlü olan devletler kriz zamanlarında vatandaşlarını daha iyi korur, kararlarını daha özgür alır ve uluslararası alanda daha etkili olur.

15 Temmuz bize millet iradesinin ve toplumsal dayanışmanın önemini gösterdi. Bu dayanışmanın ekonomi alanındaki karşılığı ise üretmek, tasarruf etmek, adaletli paylaşmak ve ülkenin kaynaklarını doğru kullanmaktır.

Bağımsızlık yalnızca geçmişte kazanılmış bir hak değildir. Her neslin yeniden koruması gereken büyük bir sorumluluktur.

Bu sorumluluğun ekonomik bedeli ağır olabilir. Ancak üretmeyen, teknolojisini geliştirmeyen, kaynaklarını verimli kullanmayan ve sürekli dış finansmana ihtiyaç duyan bir ülkenin ödeyeceği bedel çok daha ağırdır.

Gerçek bağımsızlık; güçlü bir demokrasi, sağlam bir hukuk düzeni ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomiyle mümkündür.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Erol Çağlayan

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları