BIST14.641,56%0.45
USD48.2387%0,23
EURO55,8944 %-0.4
ALTIN6.908,74 %-3.0

Öğretmenim, yerini yapay zekâ mı alacak?

Enis Ünal

Abone OlGoogle News
10 Eylül 2026 16:15

Bir zamanlar öğrencinin anlamadığı bir konu olduğunda iki seçeneği vardı: Kitabını açmak ya da öğretmenine sormak.

Şimdi üçüncü ve oldukça güçlü bir seçenek var: Yapay zekâ.

Çocuklarımız birkaç saniye içerisinde matematik sorusunu çözdürüyor, İngilizce metin hazırlatıyor, ödev yaptırıyor, hatta anlamadığı bir konuyu istediği kadar tekrar anlattırabiliyor. Üstelik karşısındaki ne yoruluyor ne de “Bunu daha önce anlatmıştım.” diyor.

Peki böyle bir dünyada öğretmene hâlâ ihtiyaç var mı?

Uzun yıllardır eğitimin içinde olan biri olarak cevabım net:

Var. Hem de belki hiç olmadığı kadar.

Çünkü öğretmenlik hiçbir zaman sadece bilgi vermek olmadı. Eğer mesele yalnızca bilgiye ulaşmak olsaydı, internet hayatımıza girdiğinde öğretmenlik mesleğinin çoktan ortadan kalkması gerekirdi.

Bir çocuk yapay zekâya yüzlerce soru sorabilir ve yüzlerce cevap alabilir. Ama bazen sınıfın kapısından giren öğrencinin yüzüne bakıp “Bugün bir şeyler yolunda değil.” diyebilmek için algoritmadan fazlasına ihtiyaç vardır.

Bazen çocuk matematik problemini çözemediği için değil, kendisine güvenmediği için başarısız olur.

Bazen ihtiyacı yeni bir konu anlatımı değil, öğretmeninden duyacağı birkaç kelimedir:

“Ben sana güveniyorum. Bir daha dene.”

İşte öğretmenlik biraz da burada başlar.

Ancak biz eğitimcilerin de kabul etmesi gereken bir gerçek var. Yapay zekâyı yasaklayarak, görmezden gelerek veya ondan korkarak çocuklarımızı geleceğe hazırlayamayız.

Bugün “Ödevini yapay zekâya yaptırma.” dediğimiz çocuk, yarın iş hayatında yapay zekâyı doğru kullanamadığı için belki de bir adım geride kalacak.

Bu nedenle artık tartışmamız gereken konu “Yapay zekâyı eğitimden nasıl uzak tutarız?” değil; “Çocuklarımıza yapay zekâyı doğru kullanmayı nasıl öğretiriz?” olmalı.

Belki gelecekte iyi öğretmenin tanımı da değişecek.

Her şeyi bilen öğretmen değil; doğru soruyu sorduran öğretmen…

Bilgiyi ezberleten değil; bilgiyi sorgulatan öğretmen…

Teknolojiden kaçan değil; teknolojiyi öğrencisinin gelişimi için kullanan öğretmen…

Ve bütün bunların ötesinde, öğrencisinin hayatına dokunabilen öğretmen.

Yapay zekâ dünyanın bütün kitaplarını okuyabilir.

Milyonlarca soruya saniyeler içinde cevap verebilir.

Ama yıllar sonra bir öğrencinin öğretmenini arayıp,

“Öğretmenim, yıllar önce bana söylediğiniz bir sözü hiç unutmadım.”

demesinin karşılığını verecek bir algoritma henüz yazılmadı.

Belki de hiç yazılmayacak.

Çünkü eğitim bilgiyle başlar ama insanla anlam kazanır.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Enis Ünal

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları