BIST14.641,56%0.45
USD48.2387%0,23
EURO55,8944 %-0.4
ALTIN6.908,74 %-3.0

Aklın yolu bir! Bırakmalısınız!  

Cevdet Saral

Abone OlGoogle News
05 Ekim 2026 17:07

Merhaba Mavi Kocaeli okurları… 

Ülke gündemi oldukça yoğun.  

Borsa ve fon olayları gündemin önemli başlıklarından biri.  

Ortaya çıkan tabloya baktığımızda insanın gerçekten “Bu kadar da olmaz” diyesi geliyor.  

Üstelik daha çok ismin bu olayların içerisinde çıkabileceğini düşünüyorum. 

Devletin bankalarının kaynaklarının kötüye kullanılması, vatandaşın cebindeki paranın çeşitli yöntemlerle alınması, sponsor ve reklamlarla insanların kandırılması kabul edilebilir değil.  

Reklamlarda ve sponsorluklarda yer alan ünlü isimler ile spor kulüplerinin de bu süreçte nasıl bir sorumluluk taşıdığı ayrıca tartışılmalı.  

Örneğin Tera’nın Beşiktaş ile ve Papara’nın da Trabzonspor ile sponsorluk anlaşmaları yapması ve reklamlarda boy gösteren ünlü isimlerin insanlarımızın güvenini etkilemesi de aşikar! 

Son yaşanan fon olaylarında konuşulan rakamların büyüklüğü inanılır gibi değil.  

Para o kadar büyük meblağ ki aya yol olur, çift şerit.  

Ama sonuçta olan yine dar gelirliye, yani toplumun alt kesimlerine oluyor. 

Teknoloji çağında yaşıyoruz.  

Bu nedenle bu tür olayların daha hızlı ve etkin şekilde tespit edilebilmesi için daha fazla mali müfettişe, denetim ekibine ve uzman personele ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. 

SADECE BUNLAR MI? 

Devletin hazine arazilerinin üzerine birkaç ağaç dikerek ya da çeşitli yöntemlerle kendisine menfaat sağlamaya çalışanlar da var.  

Buna, yaşadığım bir olay üzerinden örnek bile verebilirim. 

Sendikamızın genel başkanı vardı.  

Sendikanın parasını birkaç sendika yöneticisiyle birlikte kendi zimmetine geçirdiği ile ilgili açılan dava sonunda hapis cezası aldı.  

Olayı ortaya çıkaran ise şube başkanıydı.  

Ancak 2000 yılında çıkarılan 4616 sayılı kanun ve kamuoyunda “Rahşan Affı” olarak bilinen düzenleme nedeniyle ceza infaz edilmedi. 

Bugün gelinen yerde ise o kişi halâ sendikanın başkanı.  

Üstelik hakkında yürütülen süreçte, kendisini ortaya çıkaran ve suçunu gündeme getiren şube başkanıyla daha sonra aynı yönetimde birlikte görev yaptılar! 

İşte bu yüzden biz “Edep” diyoruz.  

İnsan, geçmişte yaşananları ve yapılanları unutmamalı.  

Makamlar ve koltuklar gelip geçicidir; önemli olan insanın geride bıraktığı izdir. 

MİLLİ TAKIM BİZİ MEMLEKETTEN SOĞUTACAK NEREDEYSE 

Malum, milli takım arası nedeniyle şehrimizde de hareketli günler yaşandı. Milli takımımızı ve Fransa’yı ağırladık. Her iki takım da Başiskele’de konakladı. 

Çocuklar ve gençler, otellerin önünde polis koruması altında ünlü oyuncuları görebilmek için saatlerce bekledi. Takımlar geldiğinde sevgi gösterileri yapıldı. Zidane, kendisine gösterilen sevgiye karşılık verdi. 

Ancak milli takım kafilesi otele yanaştığında, büyük bir heyecanla bağıran ve futbolcuları görmek isteyen çocuklara bir el sallamak bile çok görüldü.  

Oysa çocukların milli takım sevgisini artıracak küçücük bir jest bile onlar için unutulmaz bir anı olabilirdi. 

MAÇLARA GEÇELİM 

Kocaeli Stadı’na kendi aracınla gitmek tam anlamıyla çileye dönüştü.  

Başiskele tarafında yoğun trafik oluştu.  

D-100’den içeri girerek Yuvacık ve Kullar tarafına gitmek isteyen araçlara polis izin vermedi.  

İnsanlar maçın ardından evlerine gitmekte bile zorlandı, birçok vatandaş uzun süre trafikte kaldı. 

Stadyum girişlerinde de yoğunluk had safhadaydı.  

Karşılaşmaya ilgi oldukça fazlaydı.  

Taraftar, adeta film seyreder gibi mücadeleyi izledi.  

Tribün organizasyon konusunda ciddi eksiklikler vardı. 

Bunun nedeni de Hodri Meydan’a bilet verilmemesiydi.  

Hem ülkemizden hem de yurt dışından çok sayıda seyirci gelmişti.  

Ne yazık ki Hodri Meydan taraftarları olmayınca tribün havaya giremedi.  

Fransa milli takımımızın iyi mücadele ettiğini ve puan alabileceğimiz bir karşılaşma oynadığımızı düşünüyorum. Ancak mücadeleyi 1-0 kaybettik. 

BURSA’DA GİTMEMİŞ GİBİYDİK 

İkinci maçımızda Bursa’da İtalya’yı konuk ettik.  

Yoğun yağış altında oynanan karşılaşmada milli takımımız yine alışılmışın dışında bir kadroyla sahaya çıktı. 

İlk 27 dakikada 3-0 geriye düştük.  

Maç zaten o dakika bitti.  

İlk yarıda savunma zaafları ve bireysel hatalar ön plana çıktı.  

İkinci yarıya değişikliklerle başladık.  

Barış Alper Yılmaz ile bir gol bulduk.  

Ancak takım olarak yaptığımız bir başka saçma sapan hata sonucunda kalemizde dördüncü golü gördük. 

Ağır bir yenilgi aldık.  

Karşılaşmada TFF yönetimine ve Teknik Direktör Vincenzo Montella’ya yönelik tepkiler arttı, istifa çağrıları yapıldı.  

Teknik heyet ve yönetim, yapılan eleştirileri dikkate almalı.  

Doğru eleştiri, herkesin cebine koyması veya kulağına küpe etmesi gereken bir uyarıdır. 

TERCİHLER 

Kalemizde görev yapan Altay Bayındır’ın son beş sezonda yalnızca 21 maçta forma giymesi de ayrıca tartışılması gereken bir konu.  

Yine kadromuzda bulunan Samet Akaydın, Deniz Gül, İrfan Can Kahveci, Eren Elmalı ve yeni katılan bazı oyuncuların kulüplerinde doğrudan forma giyen, düzenli süre alan oyuncular olmadığını görüyoruz. 

Hepimiz biliyoruz ki bir futbolcunun düzenli süre alması, hem takımına katkı sağlaması hem de kendisini geliştirmesi açısından çok önemli.  

Milli takım seviyesinde ise bu durum daha da büyük önem taşıyor. 

Bu işler duygusallıkla olmaz. O süreçte en formda kim varsa onu alıp oynatacaksın. 

Elbette milli takımımızın genel performansına baktığımızda başarılı dönemleri de oldu.  

Kadromuzda çok önemli ve yetenekli oyuncular bulunuyor.  

Ancak kötü giden şeyleri de görmezden gelmemek gerekiyor.  

Yanlışta ısrar edilmez. 

BELÇİKA YÜRÜYE YÜRÜYE YENDİ 

Belçika maçı da tam bir hüsrandı.  

Bu karşılaşmadan puan ya da puanlar çıkarmamız gerekiyordu. 

Barış Alper başta olmak üzere, Arda Güler hariç herkes sınıfta kaldı.  

Belçika istediğini o kadar güzel yaptı ki. 

Topu bize verdi, kazandıkları ile merkezi yürüye yürüye geçti ve 3 gollü bir galibiyet elde etti.  

İnanın insan çok üzülüyor.  

Milli Takım bizim her şeyimiz, onurumuz, gururumuz.  

Bizim gururumuzu ayaklar altına almaya kimsenin hakkı yoktur.  

Bu nedenle görev başındakiler gereğini yapmalı ve hem yönetim hem de Montella bırakmalıdır.  

İtalyan hoca şunu bilsin ki, 3 yıldır Bizim Çocuklar sayesinde tutunmuştur.  

Hayatı boyunca böyle bir jenerasyonu rüyasında görse bulamaz! 

Yoksa hem A Ligi’nde olmamız hem de Dünya Kupası’na katılmamız Montella’nın başardığı bir şey değildir! 

 

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Cevdet Saral

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları