BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Kamp Bitti… Peki kim gelişti?

Ata Yetişken

Abone OlGoogle News
27 Temmuz 2026 09:58

Türkiye Buz Pateni Federasyonu’nun 2026-2027 sezonu ilk kampı tamamlandı. 

Resmî açıklamalara bakılırsa sporcularımız bu süreçten “Maksimum kazanımı” elde etti denebilir. 

Bu ifade kulağa oldukça güçlü geliyor. Ancak sporun doğası gereği bu tür cümlelerin gerçek karşılığı sahada, buz üstünde ve en önemlisi uluslararası yarış sonuçlarında ortaya çıkar.

Bu kampın dikkat çeken en önemli yönlerinden biri, yabancı sporcularla birlikte gerçekleştirilmiş olmasıdır. 

Özellikle Polonya başta olmak üzere farklı ülkelerden geniş katılımlı bir sporcu grubunun yer aldığı bu organizasyonda, bizim tarafta yalnızca olimpik kadronun yer alabilmiş olması ise ayrı bir tartışma konusudur. 

Zira diğer ülkeler, bu tür kampları sadece elit sporcular için değil, tüm kategorilerdeki gelişim sürecinin bir parçası olarak değerlendirmektedir.

Tam da bu yerde sorulması gereken kritik bir soru, “Bu kampta gerçekten bizim sporcularımız mı gelişti, yoksa bizim sporcularımız mı gelen yabancı sporcuların gelişimine katkı sağladı?”

Çünkü kampın yapısına baktığımızda yaklaşık 5 Türk sporcunun yanında, sayıca oldukça fazla olan Polonya ve diğer ülke sporcularının bulunduğu, toplamda 20’nin üzerinde geniş bir grubun yer aldığını görüyoruz. 

Bu ölçekte bir organizasyonun teknik planlamasının ağırlıklı olarak yabancı teknik ekip tarafından yapılmış olması kuvvetle muhtemeldir. 

Bu da doğal olarak kampın önceliklerinin kimler üzerine kurulduğu sorusunu beraberinde getirir.
Elbette uluslararası kamplar, sporcuların gelişimi için son derece değerlidir. 

Farklı stiller görmek, rekabet ortamında bulunmak ve yeni antrenman yaklaşımlarıyla tanışmak önemli kazanımlardır. 
Ancak burada asıl mesele, bu kazanımların kimin adına ve ne ölçüde gerçekleştiğidir.

 

EYOF’UN ANLAMI

Benim kişisel olarak en çok önem verdiğim konu ise EYOF (Avrupa Gençlik Olimpik Festivali) sporcularımızdır. 

Çünkü hepimizin bildiği gibi, Furkan Akar’ın ilk çıkışı da EYOF sahnesinde olmuş ve bu başarı onun olimpiyat yolculuğunun başlangıcı olmuştur. 

EYOF, sadece bir gençlik organizasyonu değil geleceğin olimpik sporcularının kendini gösterdiği, potansiyelin somutlaştığı çok önemli bir vitrin niteliğindedir.

Bu nedenle Polonya’dan gelen ve aralarında EYOF seviyesindeki sporcuların da bulunduğu grubun performansı benim için ayrıca dikkat çekicidir. 

Kamp süresince yapılan ortak çalışmaların, onların gelişimine katkı sağladığına inanıyorum. Ancak aynı imkânların, aynı planlamanın ve aynı önceliğin bizim EYOF sporcularımıza ne ölçüde sunulduğu ciddi bir soru işaretidir.

Eğer biz bu kampları sadece mevcut olimpik sporcuların rutin hazırlık süreci olarak görürsek, geleceği kaçırırız. Oysa asıl hedef, 2027 Şubat ayında düzenlenecek EYOF’ta madalya kovalayacak sporcuları bugünden doğru sistemle hazırlamaktır.

 

BAŞKALARININ SİSTEMİNE KATKI SAĞLANAN YAPI

Bu anlamda idari yapıya da, teknik heyetlere de açık bir sorumluluk düşmektedir.
Planlama kimin için yapılıyor? Öncelik kimde? En önemlisi, elde edilen veriler gerçekten bizim sporcularımızın gelişimini mi gösteriyor?

Yaklaşan Short Track Dünya Turu yarışları, bu soruların cevabını net bir şekilde ortaya koyacak. Çünkü buz üstünde sonuçlar yalan söylemez. Eğer biz kendi sporcularımızı geliştiren bir sistem kuramazsak, başkalarının sistemine katkı sağlayan bir yapı olmaktan öteye gidemeyiz.

Sporun en acı gerçeği Geliştirdiğiniz sporcu sizin değilse, elde edilen başarı da sizin değildir.
Kamp çalışmalarını tamamlayan bütün sporcularımıza iyi dinlenmeler ve tatiller diliyorum.

 

 
 
 
Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Ata Yetişken

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları