BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Sanal alem! - 08

Ahmet Çelik

Abone OlGoogle News
18 Mayıs 2026 11:35

Dostlar! Gönül ehli, zamanın aynasında hâl’i seyreder, Hakîkat’i arar ve niyetlerin muhâsebesini yapar.

Ecdadımızın bıraktığı o kâmil edep ve incelik mîrası, sâdece pazar filelerini kapatmakta değil, samîmiyetin kalbini korumakta gizliydi.

Onlar, mahremiyeti îmânın bir şubesi sayar, göz hakkını ve gönül sızısını derin bir rikkatle düşünürler.

Çıkmaz sokaklarda eşinin önüne geçmek, sâdece korkunun değil, hürmetin ve korunmanın bir remziydir.

Eşinin elini tutmaktan imtina etmek ise, kaba bir töre değil, yüreği yaralı insanların, yetimlerin, dul kalmışların hüznüne saygıdır. Ne nahif, ne âlicenap bir düşünce!

Fakat bugün, o kâmil edep ağacının gölgesinden ayrılan bizler, sanal âlem denilen bu dipsiz kuyuya mahremiyetimizi, hayâ ve nezâketimizi, hülâsa en aziz lütuflarımızı bırakıyoruz.

Birinin dedesinin yataktaki ölüm hâlini, teneşirdeki rahmetliyi, yediği yemeği, fakire yaptığı yardımı, en mahrem dertlerini, tık ve beğeni uğruna paylaşması, İslâm ahlâkı üzere kâmil bir îmânın duruşuna yakışır mı?

Sanal ortam, ersiz er meydanı değildir; orası da bizim için, meleklerin kayda geçtiği, Allâh’ın her an şâhit olduğu bir imtihan alanıdır.

Hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: “Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi kişinin İslâm’ının güzelliğindendir.”

Böyle bir muhabbet ortamının sıcak ikliminde birlikte çay yudumlarken Şâir Hakkı ŞENER kardeşim daha masadan kalkmadan düşünüp de ifâde edemediklerimi aynı anda;

SANAL ÂLEM DESTANI

Ersiz er meydanı sanal âlemde!

Aklıma geleni paylaşıyorum.

Nice sırdaşım var hazda elemde,

Ağlayıp güleni paylaşıyorum.

Saniyede devrediyor dört mevsim,

Yedi iklim her köşeden bir resim,

Çetele tutarım hep isim isim,

Düğünü şöleni paylaşıyorum.

Bâzen bir bilgenin hikmet sözünü,

Piknikte mangalın yanan közünü,

Teneşirde rahmetlinin yüzünü,

Doğanı öleni paylaşıyorum.

Geçmiş bilgileri, profilimi,

Üzgün, kızgın, mutlu türlü hâlimi,

İlişki durumu, tüm sevgilimi,

Gönlüme dolanı paylaşıyorum.

Her ne içiyorsam kasası ile,

Yediğim yemeği masası ile,

Meyveyi özüyle posası ile,

Geriye kalanı paylaşıyorum.

Mekânımı adresimi yurdumu,

Korkuları, endişemi derdimi,

Fakire yaptığım küçük yardımı,

Vereni alanı paylaşıyorum.

Hoşuma gideni hemen tıklarım,

Bir sözün altına beş söz eklerim,

Dostlardan beğeni yorum beklerim,

Gerçeği yalanı paylaşıyorum.

Kalmadı çoğunda hayâ ve edep,

Fayda sağlamıyor medrese mektep,

Kul Hakkı dertlidir bu hâller sebep,

Şu bize olanı paylaşıyorum.” şeklinde dile getirdiği gibi bizler, aklımıza eseni, önümüze geleni, yalanı, gerçeği, hazda elemde nice sırdaşımızı, her köşeden bir resmî, düğünü şöleni, bilgenin hikmet sözünü, piknikte mangalın közünü, yani ne varsa, gönlümüze dolanı hemen tıklıyor, çetele tutar gibi isim isim paylaşıyoruz.

“Acaba nasıl vakit bulabiliyorlar?” diye sormaktan kendimizi alamıyoruz. Mâlumat yarıştırıp ego tatmin etmek, boş tartışmalarla zaman öldürmek, bizi ateşe koşarak giden bir yüreğe dokunmak için harcamamız gereken emekten, ciddi ve emek mahsulü eserlere yoğunlaşmamızın zâruretinden alıkoyuyor.

100 yıl sonra, bizden geriye kalan bu kayıtlar, sanal âlemdeki anlamsız tartışmalar, gösterişler ve ego tatmin çabaları mı olacak, yoksa ciddi ve emek mahsulü eserler mi?

İki şey söylemeye çalışıyorum: Zaman öldürmek yerine, ciddi eserlere yoğunlaşmalı ve anlamsız tartışmalardan kaçınmalıyız. İkinci olarak; hepimizi en iyi bilen Allah’tır.

Kendimizi temize çıkarıp övme çabalarımız boşunadır. Yaprak rüzgârla, insan sabırla sınanır. Rabbimizin katındaki yerimiz değişmez. Yüce Rabbimiz buyuruyor ki: “...Sizi topraktan yarattığında da annenizin karnında ceninler iken de en iyi bilen Allah’tır. Bunun için kendinizi temize çıkarıp durmayın. O muttâki olanları en iyi bilendir.” (Necm, 32).

Hâsılı dostlar: Müslüman şahsiyeti, iffeti, hayâ ve sorumluluğundan ödün vermemektir. Sanal ortamda doğru olmayan şeylerin bulunduğunu çocuklarımıza öğretmeliyiz.

Haramlardan uzak kalmak için Allâh’a duâ ve ibâdet edilmeli, daha faydalı işlerle meşgul olunmalı ve arkadaş çevresi buna göre oluşturulmalıdır.

“Edep bir tâc imiş nûr-î Hûdâ’dan,

Giy ol tacı emin ol her belâdan”

            Âsâr-ı Gönül de der ki:

            “Dünyanın en güzel çiçeği gibi açsanız da sizi bâzen çiçek sevmeyenlere denk getirir hayat. Oysa bilemezsin; seni açtıranda, seni sınayan da aynı kudrettir. Mâdemki Allâh’ın haberi var, üzülmeye değecek bir şey yoktur. Yeter ki sabret... O’na güven..

            Her fitneye karşı uyanık ol, çünkü hakîkati gören gözler, sinsi tuzaklara düşmez.

            Zîrâ göz, sâdece bakmakla değil; basîretle görmekle anlam kazanır.

            Gönül, sâdece çarpmakla değil; hakîkate çarpınca uyanır.

            Akıl ve kalp bir araya gelmeden, gönül huzur bulamaz...”

            Elbette anlayana, anlamak isteyene…

            Hâsıl-ı Kelâm!

“Ölenler Ölümü Bilmez, Ölüm Kalanların Hikâyesidir. Yol Elif İse, Yön Bellidir... Herkes Kendi Tercihiyle, Kendi Hayatını Yaşar Ama Kişi Yaşadığı Kadar Müslüman, Yansıttığı Kadar İnsandır; Zîrâ Hakîkat Dilde Değil, Hâldedir. Söz Meclise, Kıssa Herkese… Söz Uzar, Kesmek Gerektir Vesselâm!”

                Âsâr-ı Gönül’den selâm ve duâ ile...

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Ahmet Çelik

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları