BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Sâhibuhul mecâzi!

Ahmet Çelik

Abone OlGoogle News
15 Haziran 2026 11:02

İnsan emânetçidir.

Din, hayat, eş, çocuk, beden, zaman, aldığımız her nefes hepsi insana emânettir.

İnsan, bu emâneti verenin merhametini ancak “emânet” olduğunu bilirse hissedebilir. Emânet olduğunu bilmediğin anda o rahmeti hissedemezsin.

Rabbimiz “Mâliki yevmiddîn” âyetinde bize neyi öğretiyor? Emânetçi olduğumuzu. “Mâliki yevmiddîn”... Bir tek mâlik var, ondan başka mâlik yoktur.

Vatandaş Arapça yazmış binânın üzerine: “el-Mülk’ü Lillâh” (Mülk Allâh’ındır). Altına da not düşmüş: “Sâhibinden satılıktır.” Bâri oraya yazma değil mi?

Oysa hakîkat bellidir: “Göklerin ve yerin mülkü Allâh’ındır.” (Nûr, 42) İşte bu hakîkat, insanın sâhiplik vehmini yerle bir eder; ona kul olduğunu hatırlatır.

Öğrencinin biri aldığı kitaplara hep “Bu kitap filancınındır” diye yazar, tarih atar. Bir gün hocası görür ve sorar:

— Bu kitap senin mi evlâdım?” Öğrenci:

— Benim Efendim!” der. Hoca:

— İyi o zaman,” der ve kendi kitabını verir, “Bundan oku” diye. Öğrenci kitabın baş sayfasını açar. Hocasının da ismini yazdığını zannederken kapağı kaldırınca şu ibâreyi görür: “Sahibuhul mecâzi”. Ne demek? “Mecâzi sâhibi...” Yâni; “Hakîki sâhibi ben değilim, sâdece bir süreliğine bende duruyor.”

Eskimezler, yanında çocuğu olan birine “Abi, çocuk senin mi?” diye sorduklarında ne derlerdi? “Emânet, bana emânet veya bizim emânet” derlerdi. Zîrâ bilirlerdi ki; evlat bile insanın mülkü değil, kalbine bırakılmış bir cevherdir. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) buyurur: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden sorumlusunuz.

İnsanlık olarak bir sâhiplenme hastalığımız var. Her şeyi sâhipleniyoruz. Beden benim, eş benim, evlât benim, mal benim, hayat benim, ev benim, araba benim... Yapmayın! Biz kimiz? Her gün okuduğumuz Fâtiha Sûresi’nde Allah bize edep öğretiyor.

“Mâliki yevmiddîn”; Allah din gününün, hesap gününün, borç ödeme gününün sâhibidir. Sen borçlusun! Senin olan bir şey yok. Senin varlığın bile bu dünyaya emânettir. Dünya sana emânet, sen dünyaya emânetsin. “Şüphesiz biz emâneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler… Onu insan yüklendi.” (Ahzâb, 72)

İnsan bu dünyada hem emânetçi hem de yolcudur! Bahânesi ne olursa olsun; hem yaşadıklarından hem de yaşattıklarından sorumludur.

“Dünya bir gölgeliktir; biraz dinlenir, sonra oradan ayrılırsın.” (Hadîs-i Şerîf) İnsan hırslarını bir yana bırakıp anlamalı ki; toprağa sâhip olunmaz, günün birinde ancak toprak insana sâhip olur! Bir berceste beyit ne güzel söyler

“Dünya bir misâfirhânedir, mülk ise bir emânet;

Sâhiplik dâvâsı güden, eder kendine hıyânet.”

Bâzen hayat; yolunun ne kadar doğru olduğunu göstermek için seni yolundan çıkmış insanlarla karşılaştırır. Nasıl bir insan olduğunu gör diye kesiştirir yollarını...

Aldığın terbiyenin, savunduğun değerlerin ve sâhip olduğun kişiliğin kıymetini bil diye; insanlığına ve kulluğuna sırtını dönmüşlerle sayısız kere imtihan eder seni.

“İnsanlar, ‘inandık’ demekle bırakılıvereceklerini ve imtihan edilmeyeceklerini mi sandılar?” (Ankebût, 2)

Allah bize “Mâliki yevmiddîn” ile emânetçi olduğumuzu hatırlatıyor. Emânetçi olduğunu bilmeyen bir insanın gönül kapıları açılmaz.

Vücudunun, aldığı nefesin emânet olduğunu idrak etmeyen kalbe ne namaz ne Kur’ân tam mânasıyla inmez. O kapıların açılması için bu şifreleri çözmemiz gerekiyor.

“Emânet bilmeyen, nîmetin kıymetini de bilemez; Kıymet bilmeyen de, şükür kapısından giremez.”

Âsâr-ı Gönül de der ki

“Emâneti idrâk eden, sâhiplik iddiasından vazgeçer; kalbini yüklerden arındırır, Rabbine yaklaşır. Zîrâ insan, elinde tuttuklarının değil; uğruna vazgeçtiklerinin hakîkatiyle ölçülür...”

Elbette anlayana, anlamak isteyene…

Hâsıl-ı Kelâm!

“Ölenler Ölümü Bilmez, Ölüm Kalanların Hikâyesidir. Yol Elif İse, Yön Bellidir... Herkes Kendi Tercihiyle, Kendi Hayatını Yaşar Ama Kişi Yaşadığı Kadar Müslüman, Yansıttığı Kadar İnsandır; Zîrâ Hakîkat Dilde Değil, Hâldedir. Söz Meclise, Kıssa Herkese… Söz Uzar, Kesmek Gerektir Vesselâm!”

Âsâr-ı Gönül’den selâm ve duâ ile...

 

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Ahmet Çelik

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları