BIST14.641,56%0.45
USD48.2387%0,23
EURO55,8944 %-0.4
ALTIN6.908,74 %-3.0

Mazeretimiz olsun!

Ahmet Çelik

Abone OlGoogle News
20 Eylül 2026 14:02

Zamanın amansız çarkları arasında kaybolurken, ruhumuzu teskin edecek derin bir nefese ne kadar da muhtacız. Habeşistan’a hicret hazırlığı yapılırken, o zaman henüz müşrik olan Ömer b. Hattab’ın Müslüman bir akrabasıyla bir diyalog yaşadığı anlatılır. Müslüman olan zat Ömer’le konuşmasını evde eşine anlatıp:

—  Sanki Ömer’de yumuşama alametleri var!” der. Eşi ise ön yargının ve ümitsizliğin o soğuk duvarına çarparcasına:

—  Ömer’in eşeği Müslüman olsa da ondan bir şey olmaz!” şeklinde mukabele eder.

Oysa kaderin üstünde bir kader, kalplerin üzerinde ise mutlak bir tasarruf sahibi vardır. Yıllar geçer, Ömer Müslüman olur… Hz. Ömer olur… Ömer radıyallahu anh olur… Ömer denilince akla adâlet, adâlet denilince de akla Ömer gelir… Halife olur;

—  Yanlışımı görürseniz beni kılıçlarınızla düzeltin!” der.

İşte bu muazzam dönüşüm, bizlerin insanlara bakışındaki o peşin hükümleri yıkan bir ibret aynasıdır. Bizler ise fâni dünyada ne kadar kolay pes ediyor ne kadar çabuk hüküm veriyoruz: “Ondan bir şey olmaz…”, “Ne anlatırsan anlat, ona fayda vermez…”, “Boş yere yorulma…” Ve benzeri cümleleri hem söyleriz hem işitiriz. Ümidimizin tükendiği olur. Gâyemizi unuttuğumuz, dünyada niçin bulunduğumuzu ihmal ettiğimiz anlarımız olur. Şartları ileri sürdüğümüz, yılgınlık gösterdiğimiz zamanlar olur. “Bizim vazifemiz seferdir, zafer Allah’ın takdirindedir!” prensibini görmezden geldiğimiz olur. Kazmayla, çekiçle bile zor kırılabilen buzların bir gün esen bir lodosla yumuşacık olduğunu görüp de düşünmediğimiz olur.

Halbuki kulun vazifesi, neticeyi bilmek değil, o yolda erimek ve tükenmektir. Şâirin dediği gibi:

“Tohum saç, bitmezse toprak utansın!

Hedefe varmayan ok utansın!

Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!

Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!”

Rabbimize takdim edebileceğimiz ya bir gayretimiz ya da bir mâzeretimiz olmalı. Hz. Nuh’un (a.s) dediği gibi; “Ya Rabbi, ben onları gece çağırdım gündüz çağırdım; açık çağırdım gizli çağırdım. Benim çağrım onları daha da uzaklaştırdı.” (Nuh, 5-10) Mazeret beyanından sonra; “Yeryüzünde bir tane kafir bırakma!” diye duâ edince tek bir münkir kalmayıncaya kadar sular yükselmişti…

İçimizdeki mücadele ve öğrenme aşkı asla sönmemeli. Bıkkınlık olmamalı… Yılgınlık olmamalı… Nitekim Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurarak mü’minin tükenmez ümidini perçinler: “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.”

İsrailoğulları’ndan cumartesi yasağını ihlal edip günaha dalanları uyaran ıslah ehlini ve “bana ne”; “adam sende…” diyen nemelazımcı tâifeyi şöyle anlatır Rabbimiz: “İçlerinden bir topluluk, ‘Allah’ın helak edeceği yahut şiddetli bir azap ile cezalandıracağı kimselere ne diye öğüt veriyorsunuz sanki!’ deyince onlar (ıslah etmeye çalışanlar) ‘Rabbimiz katında bir mazeretimiz olsun diye; bir de sakınıp çekinirler ümidiyle’ şeklinde cevap verdiler.” (Araf, 164)

Rabbimiz katında bir mazeretimiz olsun diye… Ben gittim onlar gelmedi… Ben söyledim onlar dinlemedi… Ben çağırdım onlar icabet etmedi… Hani biz “Çıkmamış candan ümit kesilmez” deriz ya! Belki de sakınırlar… Dinlerler… İcabet ederler… Kalplere hükmeden Allah’tır. Kur'an-ı Kerim'de buyrulduğu üzere:

“Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin; fakat Allah, dilediğini doğru yola iletir.” (Kasas, 56)

Âsâr-ı Gönül de der ki:

“Merhamet rüzgarlarını estirip, kalpleri yumuşatmaya gücü yeten Allah’tır… Bizim kendi hesabımıza ya bir şahit yahut bir mazeretimiz olmalı. Yukarıdaki ibretlik hadiseye bakarak biz de kendimizi bir tartalım mı?”

Elbette anlayana, kalbini bu ilâhî ahenkle arındırmak isteyene…

Hâsıl-ı Kelâm!

“Ölenler Ölümü Bilmez, Ölüm Kalanların Hikâyesidir. Yol Elif İse, Yön Bellidir... Herkes Kendi Tercihiyle, Kendi Hayatını Yaşar Ama Kişi Yaşadığı Kadar Müslüman, Yansıttığı Kadar İnsandır; Zîrâ Hakîkat Dilde Değil, Hâldedir. Söz Meclise, Kıssa Herkese… Söz Uzar, Kesmek Gerektir Vesselâm!”

 Âsâr-ı Gönül’den selâm ve duâ ile...

 

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Ahmet Çelik

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları