BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Asar-ı gönül... Yolun sonu görünüyor - 2

Ahmet Çelik

Abone OlGoogle News
08 Nisan 2026 18:01

1980’li yılların sonlarına doğru lisede felsefe dersimize giren çok sempatik bir hocamın türkü ve şarkılarla ilgili şu sözleri kulağıma küpe olmuştu. O zaman: “Çocuklar, ben bir türkü veya şarkıyı kimin, nasıl, ne şekilde söylediğine veya hangi makamda okuduğuna bakmam. Sözlerini dinler ve onunla ilgilenirim.” demişti ve o dönem çok popüler olan; “Ölümlü dünya, ölümlü insan; ha âlim olsan, ha zâlim olsan...” şarkısını örnek vermişti.

            Geçenlerde ekranda “Yolun Sonu Görünüyor” türküsünü dinlerken, bu türkünün sözlerine takıldım. İnsanın aklını başından alan ve nasihat isteyene ciltler dolusu kitap yazdırabilecek bu sözler için kısa bir araştırma yaptım. Türkünün öyle anlı şanlı şâirlere âit olmadığını; Ordu’nun Fatsa ilçesinden Dursun Ali AKINET adlı bir şoföre âit olduğunu öğrendim. Kendisi aynı zamanda “Halil İbrahim” adlı meşhur türkünün de söz yazarıdır.

            Lâkin asıl mühim olan, bu yanık türkünün ardındaki o hüzün dolu hikâyedir. Bâzen binlerce sayfalık nasihatin anlatamadığı hakîkati, bir annenin evlâdının elini tutarken kurduğu o son cümle anlatır. İşte, kulaklarda bir türkü nakaratı gibi asılı kalan ama aslında ömrün özetini sunan o sarsıcı vedâ şöyledir:

            Dursun Ali’nin, yaşı doksanlara dayanan ve o zamana kadar hiç hastaneye yolu düşmeyen annesi bir gün rahatsızlanır. Annesini Ankara Hacettepe Hastanesine götürür. Annesi hastaneye yatırılır ve tahliller istenir. Doktorlar durumun hiçte iç açıcı olmadığını söylerler. İyice bunalan Dursun Ali, bir süre sonra tahlil sonuçlarını almak bahânesiyle odadan çıkacakken annesi oğluna seslenir:

— Nereye Dursun Ali?” der. Oğlu:

— Tahlil sonuçlarını almaya gidiyorum anne,” der. Annesi oğlunu yanına çağırır, elini tutar ve der ki:

— Gerek yok oğlum, yolun sonu görünüyor...” dediğinde Dursun Ali’nin kelimeler boğazına tıkanır, içi yanar; güçlükle:

— Olur mu anneciğim? Çok iyisin maşallah!” der ve gözyaşları içerisinde odadan çıkar. Sonuçları alıp odaya döndüğünde ne yazık ki annesi son nefesini vermiştir.

            Dursun Ali, annesinin cenâzesini alır ve o zorlu yola koyulur. Fatsa yolunda, cenâze arabasındaki o derin ölüm sessizliği kelimelere dökülür; dillerden kâğıda şu mısralar süzülür:

            “Bana ne yazdan bahardan,

            Bana ne borandan kardan,

            Aşağıdan yukarıdan,

            Yolun sonu görünüyor.”

            İşte her şey kocaman bir HİÇ... Ne yaparsak yapalım, hepimiz için yolun sonu görünüyor. Bir gün hepimiz:

            “Geçtim dünya üzerinden,

            Ömür bir nefes derinden,

            Bak feleğin çemberinden,

            Yolun sonu görünüyor.” diyeceğiz...

            Gencim, güzelim, makam sâhibiyim, zenginim demeye fırsat kalmadan;

            “Azrâil’in gelir kendi,

            Ne ağa der ne efendi,

            Sayılı günler tükendi,

            Yolun sonu görünüyor.” gerçeğini göreceğiz...

            Dünyadaki her şey bize ölümü hatırlatırken biz dünyaya kazık çakmaya çalışıyoruz; ama şunu hiç aklımıza getirmiyoruz:

            “Bu dünyanın direği yok,

            Merhameti yüreği yok,

            Kılavuzun gereği yok,

            Yolun sonu görünüyor.”

            Dünya hayatı, kısacık bir fasıldır. Hiç kimse burada kalıcı değildir. Tûl-i emel (insanın dünyada ebedî yaşayacakmış gibi planlar yapıp uzun emeller beslemesi) peşinde koşanlar, Üstâd Necip Fâzıl’ın şu sözlerine iyi kulak vermeli:

            “Ufka bakarlar; ölüm uzakta mı, uzakta...

            Ve tabut bekler, suya inmek için kızakta...”

            Bu kısacık devre-mülkte yapılacak en hayırlı iş; Allah için birbirini seven kardeşler olmak, geçim ehli ve kendisiyle hoş geçinilen örnek bir Müslüman kalabilmektir. Gönüller fethedip hayır duâlar almak, kimseye bâr (yük) olmayıp herkese yâr olmak ve mü’minlerden bir “hüsn-i hâl” kâğıdı alarak Hakk’ın huzûruna çıkmaktır. Yunus Emre’nin dediği gibi:

            “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım,

            Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz!”

            Bu nedenle kabirde ve âhirette pişman olunacak davranışlardan; fânî ve gelgeç menfaatler uğruna kalp kırmaktan, gönül yıkmaktan sakınmak îcap eder. Bilâkis İslâm kardeşliğinin huzurunu yaşayıp yaşatmak gerekir. Zîrâ bu birlik; nice hayırların celbine, nice şerlerin def’ine vesîledir. Mevlânâ: “İnsanlarla dost ol. Çünkü kervan ne kadar kalabalık olursa, yol kesenlerin beli o kadar kırılır.” der.

            Bu vesileyle, başta türküye konu olan şâirimizin annesi olmak üzere terk-i diyâr eden tüm geçmişlerimizin ruhları şâd, makamları âli, mekânları cennet olsun... Evet, hepimiz biliyoruz: “YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR…”

            Âsâr-ı Gönül de der ki:

            “Zaman, sandığımız gibi tükenen bir şey değil; aslında biriktirdiğimizdir. Her an, ya kalbimize ya da hesâbımıza yazılır.

            Yolun sonu dediğimiz o çizgi, kimine göre bir vedâ; kimine göre ise hakîkate açılan bir kapıdır.

            İnsan, ne kadar yaşadığından çok; nasıl yaşadığıyla anılır.

            Kırdığı kalplerle değil, dokunduğu gönüllerle hatırlanır.    

            Unutma…

            Bir gün herkes susar; ama yaptıkları konuşmaya devam eder.

            Öyleyse;

            Gönül yap, yük olma…

            İz bırak, iz sürme…

            Ve giderken arkanda öyle bir duâ bırak ki, yolun gerçekten aydınlık olsun……”

            Elbette anlayana, anlamak isteyene…

            Hâsıl-ı Kelâm!

“Ölenler Ölümü Bilmez, Ölüm Kalanların Hikâyesidir. Yol Elif İse, Yön Bellidir... Herkes Kendi Tercihiyle, Kendi Hayatını Yaşar Ama Kişi Yaşadığı Kadar Müslüman, Yansıttığı Kadar İnsandır; Zîrâ Hakîkat Dilde Değil, Hâldedir. Söz Meclise, Kıssa Herkese… Söz Uzar, Kesmek Gerektir Vesselâm!”

            Âsâr-ı Gönül’den selâm ve duâ ile...

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Ahmet Çelik

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları