BIST14.641,56%0.45
USD48.2387%0,23
EURO55,8944 %-0.4
ALTIN6.908,74 %-3.0

Yağmurda koşun, koşun!

Adil Tarık Özkurt

Abone OlGoogle News
08 Eylül 2026 17:38

Üst üste 2. Kez Avrupa Şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımımızı gönülden kutluyorum!

Merhaba değerli okurlar,

Yağmur yağıyor, seller akıyor, arap kızı camdan bakıyor…

Çocukken hepimizin bildiği bir tekerlemeydi.

Ülkemizde neden bir arap kızının camdan baktığını o zaman da anlamıyordum hala da anlamış değilim.

Yoksa o zamanlardan da mı belliydi bazı şeyler.

Bunlar tabi hep şaka.

Konuya hızlıca girelim.

Yağmur başladığında hepimizin ortak bir davranışı vardır.

Başımızı öne eğer, omuzlarımızı düşürür ve mümkün olduğunca hızlı koşmaya başlarız.

Sanki koşarsak yağmurda daha az ıslanırız gibi düşünürüz.

Peki gerçekten doğru olan bu mudur?

Yağmurda koşarsak mı daha az ıslanırız, yoksa yürümek daha mı mantıklıdır?

Cevap, tahmin ettiğimizden biraz daha fiziksel.

Yağmur altında yürürken üzerimize düşen damlaların önemli bir kısmı başımıza ve omuzlarımıza yukarıdan gelir.

Bir de hareket ettiğimiz için vücudumuzun ön kısmıyla yeni yağmur damlaları karşılaşır.

Burada ilginç bir denge ortaya çıkar.

Yavaş yürürsek yağmurun altında daha uzun süre kalırız ve başımıza daha fazla damla düşer.

Hızımızı artırdığımızda ise yağmur altında geçirdiğimiz süre azalır.

Fakat bu kez de hareketimiz nedeniyle önümüzdeki damlalarla daha fazla karşılaşırız.

Yani bir tarafta “yağmurun altında kalma süresi”, diğer tarafta ise “hareket ederken karşılaşılan damlalar” vardır.

Rüzgârın yönü ve şiddeti de bütün hesabı değiştirir.

Yağmur dikey yağıyorsa başka, kuvvetli bir rüzgârla yatay geliyorsa başka bir durum ortaya çıkar.

Özellikle yağmurun büyük ölçüde yukarıdan geldiği durumlarda, daha hızlı hareket etmek genellikle toplam ıslanmayı azaltır.

Çünkü yağmurun altında geçirdiğimiz süre ciddi biçimde kısalır.

Peki neden yağmur başlayınca istemsizce başımızı öne eğip koşuyoruz?

İşte burada fizik ile insan davranışı birbirine karışıyor.

Hatta bazen bu davranışın çok eski atalarımızdan, yağmurdan korunmak için mağaralara koştuğumuz dönemlerden kalma bir “evrimsel miras” olduğu söylenir.

Kulağa hoş gelen bir hikâye olsa da bunun bilimsel olarak kanıtlanmış bir açıklama olduğunu söylemek mümkün değil.

İnsan davranışlarının evrimsel kökenlerini açıklamak için çok daha güçlü kanıtlara ihtiyaç var.

Mantıklı olursak; başımızı öne eğmek, yüzümüzün doğrudan yağmura maruz kalmasını azaltabilir.

Ayrıca koşarken vücudumuzu öne doğru eğmek zaten daha doğal bir hareket haline gelir.

Ama şu kesin:

Yağmurdan kaçarken yaptığımız hareket, farkında olmadan küçük bir fizik problemine dönüşüyor.

Hızımız artıyor, yağmur damlalarının bize göre hareketi değişiyor, vücudumuzun farklı bölgelerinin yağmura maruz kalma miktarı değişiyor ve bütün bunların sonucunda ne kadar ıslanacağımız ortaya çıkıyor.

Yani yağmurdan kaçarken aslında yalnızca yağmurdan kaçmıyoruz.

Newton’un hareket yasalarıyla da yarışıyoruz.

Belki de yağmur başladığında yapılacak en doğru şey şudur:

Başımızı çok fazla eğmeden, şemsiyemizi açıp mümkün olduğunca hızlı bir şekilde kuru bir yere ulaşmak.

Basit düşünelim ve ıslanmamaya bakalım.

İster koşarak, ister yürüyerek. Ama siz yine de hava durumuna bakıp ona göre şemsiyenizi yanınıza alın…

Sağlıklı, mutlu ve huzurlu haftalar dilerim.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Adil Tarık Özkurt

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları