BIST14.641,56%0.45
USD48.2387%0,23
EURO55,8944 %-0.4
ALTIN6.908,74 %-3.0

Doğal afet

Adil Tarık Özkurt

Abone OlGoogle News
21 Ekim 2026 16:59

Geçtiğimiz hafta İstanbul ve Kocaeli’de yaşanan sel felaketiyle karşı karşıya kaldı.

Şiddetli yağışlar neden kısa sürede can ve mal kaybına yol açan afetlere dönüşüyor?

Yanıt yalnızca yağan yağmurun miktarında değil.

Suyun zemine nasıl sızdığı, derelerin nasıl şekillendirildiği ve şehirlerin hangi bilimsel ilkelerle planlandığı da bu tablonun bir parçası.

Toprak, suyu emdikçe her zaman daha sağlam hâle gelmez.

Özellikle eğimli arazilerde yoğun yağış, toprağın gözeneklerindeki su basıncını artırabilir.

Bu durum, toprak tanelerini bir arada tutan etkili kuvvetleri ve zeminin kaymaya karşı direncini azaltabilir.

Yerçekiminin etkisiyle dengesi bozulan toprak kütlesi kayarak heyelana dönüşebilir.

Derelerde ise başka bir mekanizma devreye girer.

Hızlı akan su, dere tabanını ve kıyılarını aşındırabilir; zeminin altını oyarak kıyıdaki yapıların temel desteğini ortadan kaldırabilir.

Böylece yalnızca su baskını değil, zemin çökmesi ve yapı yıkılması da meydana gelebilir.

Burada bir kavramı da doğru kullanalım: “Sıvılaşma, yağmurdan sonra gerçekleşen her toprak kaymasının adı değildir.”

Genellikle deprem sarsıntısı sırasında, suya doygun ve gevşek zeminlerin dayanımını kaybetmesiyle ortaya çıkar.

Yağış kaynaklı heyelan ve dere aşınması ise farklı süreçlerdir.

Ancak hepsi, zeminin özelliklerini ve suyun davranışını anlamanın ne kadar önemli olduğunu gösterir.

Dereler yalnızca sürekli su taşıyan kanallar değildir.

Şiddetli yağışlarda çevrelerinden gelen suyu taşıyan doğal sistemlerdir.

Dere yataklarının daraltılması, taşkın alanlarına yapı yapılması ve suyun akış güzergâhlarının engellenmesi, yükselen suyun başka alanlara yönelmesine neden olabilir.

Beton ve asfaltla kaplanan yüzeyler de yağmurun toprağa sızmasını zorlaştırır.

Böylece daha fazla su, daha kısa sürede sokaklara ve yağmur suyu hatlarına ulaşır.

Yağışın oluşturduğu akış, altyapının kapasitesini aştığında su birikmeye başlar.

Üstelik suyun hızı arttıkça taşıdığı malzemeleri sürükleme ve zemini aşındırma gücü de artar.

Bu nedenle dere kenarındaki bir yapının güvenliği yalnızca binanın sağlamlığına değil, zemine, suyun akışına ve çevredeki yapılaşmaya da bağlıdır.

Çözüm, yalnızca daha büyük kanallar yapmak veya sel sonrasında hasarları onarmak değildir.

Taşkın alanlarının bilimsel verilerle belirlenmesi, dere koridorlarının korunması, yağmur suyu altyapısının güçlendirilmesi ve zeminin mühendislik özelliklerinin yapılaşma öncesinde incelenmesi gerekir.

Geçirgen kaldırımlar, yeşil alanlar ve yağmur bahçeleri de suyun akışını yavaşlatarak altyapının yükünü azaltabilir.

Elbette hiçbir önlem bütün taşkınları önleyemez; ancak doğru planlama, afetlerin yıkıcı etkilerini azaltabilir.

Bir şehrin gerçek dayanıklılığı, güneşli günlerde ne kadar güzel göründüğüyle değil, yağmur başladığında suya nasıl bir yol bıraktığıyla ölçülür.

Sağlıklı, mutlu ve huzurlu haftalar dilerim.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Adil Tarık Özkurt

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları