Bu kimin sesi ?
Adil Tarık Özkurt
Merhaba değerli okurlar,
Telefon kullanırken bazen birbirimize ses kaydı göndeririz.
Bazen yazmaya üşenir ve onu tercih ederiz.
O ses kaydını gönderdikten sonra kendinizi dinlediğiniz oluyor mu?
“Ya benim sesim böyle mi?” diye illaki soruyorsunuzdur.
Ama normal konuşurken sesiniz o kayıttaki gibi kulağınıza gelmiyor dimi?
Çevrenizdeki insanların duyduğu ses aslında tam olarak bu.
Çünkü biz kendi sesimizi, başkalarının duyduğu şekilde duymuyoruz.
Bu aslında çok değişik bir durum, haydi bugün de bundan bahsedelim.
Konuşmak aslında oldukça karmaşık bir fiziksel süreç.
Akciğerlerimizden çıkan hava, soluk borusundan geçerek gırtlağa ulaşıyor.
Gırtlağın içinde bulunan ve günlük hayatta ses telleri olarak adlandırdığımız “vokal kordlar”, havanın etkisiyle titreşmeye başlıyor.
Bu titreşim, havada ilerleyen bir ses dalgası oluşturuyor.
Ancak ses telleri tek başına konuştuğumuz sesi oluşturmuyor.
Üretilen ses daha sonra boğaz, ağız ve burun boşluklarından geçerken şekilleniyor.
Konuştuğumuzda ses tellerimiz titreşiyor ve ortaya çıkan ses havada ilerleyerek kulağımıza ulaşıyor.
Dudaklarımızı, dilimizi ve çenemizi hareket ettirdiğimizde ise bu ses dalgasını farklı biçimlerde şekillendirerek kelimelere dönüştürüyoruz.
Fakat aynı anda kafatasımızdaki kemikler de bu titreşimlerden etkileniyor.
Ses, kemikler üzerinden iç kulağımıza kadar ulaşabiliyor.
Bu kemiklerden iletilme, kendi sesimizi algılamamızda önemli bir rol oynuyor.
Özellikle daha düşük frekanslı titreşimler kemikler üzerinden kulağımıza farklı şekilde ulaştığı için kendi sesimizi dışarıdan duyulan sesten daha tok ve dolgun algılıyoruz.
Sonra bir gün telefonun kayıt tuşuna basıyoruz.
İşte bütün büyü bozuluyor.
Kayıtta kafatasımızın içinden gelen o ek titreşimler yok. Mikrofon, çevrede yayılan sesi kaydediyor. Biz de ilk kez sesimizi, başkalarının duyduğuna çok daha yakın bir biçimde işitiyoruz.
Beynimiz ise alıştığı sesi arıyor.
Bulamayınca da birkaç saniyelik o meşhur şaşkınlık ortaya çıkıyor:
“Gerçekten böyle mi çıkıyor sesim?” sorusu ortaya çıkıyor.
Aslında telefon bize yabancı bir ses göstermiyor. Bize, başkalarının yıllardır duyduğu sesi gösteriyor.
Belki de bu yüzden kendi sesimizi kayıttan dinlemek, aynada kendimizi görmekten daha tuhaf geliyor.
Aynadaki yüzümüze her gün alışığız.
Ama sesimizin dışarıdan nasıl duyulduğuna hiçbir zaman doğrudan erişemiyoruz.
Üstelik işin içinde yalnızca fizik de yok.
Beynimiz kendi sesimizi, kendimize ait önemli bir işaret olarak tanıyor.
Konuşurken çıkmasını beklediğimiz ses ile kulağımıza gelen ses arasında bir uyuşmazlık olduğunda, ortaya o garip yabancılık hissi çıkıyor.
Yani telefon kaydını dinlediğimizde aslında sesimiz değişmiyor.
Değişen şey, onu nasıl duyduğumuz.
Ve belki de insanın kendisine dair en ilginç yanı burada saklı: Bazen yıllardır taşıdığımız bir şeyi bile dışarıdan duyduğumuzda ilk kez gerçekten tanıyoruz.
Sağlıklı, mutlu ve huzurlu haftalar dilerim.

