BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

A, B ve 0 Nereden Çıktı?

Adil Tarık Özkurt

Abone OlGoogle News
25 Ağustos 2026 18:15

Merhaba değerli okurlar,

Daha önceden sizlerle bu köşede “parmak izlerinin” öneminden bahsetmiştik.

Bu hafta da kayınvalidemin sorusu üzerine aklımda araştırma isteği oluşturan bir konuyu tartışmak istedim.

Sizlerin de ilgisini çekeceğini düşünüyorum.

Damarlarımızda akan kanın rengi hepimizde aynı. Kırmızı.

Fakat aynı görünen bu sıvının, insanları birbirinden ayıran görünmez bir kimliği var: “kan grubu.”

Bugün çoğumuz A+, B−, 0+ veya AB− gibi ifadeleri biliyoruz.

Peki hiç düşündünüz mü; “A nereden çıktı, B nereden çıktı? 0 neden var? Ve insanlık kan gruplarının farklı olduğunu nasıl keşfetti?”

Hikâye bundan yaklaşık 125 yıl önce, Viyana'da başlıyor.

Avusturyalı doktor ve patolog Karl Landsteiner, 1900 yılında insan kanları üzerinde çalışırken çok basit ama son derece önemli bir gözlem yaptı.

Farklı insanların kanlarının sıvı kısmını, yani serumlarını, başka insanların kırmızı kan hücreleriyle karıştırdı.

Sonuç şaşırtıcıydı.

Bazı karışımlarda kırmızı kan hücreleri normal şekilde dururken, bazı karışımlarda hücreler birbirlerine yapışarak küçük kümeler oluşturuyordu.

Landsteiner bunun basit bir fiziksel olay olmadığını fark etti. İnsan kanları birbirinin aynısı değildi.

Üstelik bu keşfin arkasında çok önemli bir problem vardı ki o da; Kan nakilleri.

O dönemde bir insandan diğerine kan verilmesi deneniyordu.

Ancak bazı hastalar kan naklinden sonra ağır reaksiyonlar geçiriyor, hatta hayatını kaybediyordu.

Landsteiner, bu ölümcül reaksiyonların nedenlerinden birinin insanların kanlarının birbirleriyle uyumsuz olması olabileceğini ortaya koydu.

Bu uyumsuzluğun sebebi o zamanlar bilinemiyordu.

Bununla birlikte de 1901 yılında yaptığı çalışmalar sonucunda insan kanlarını üç gruba ayırdı. Bunlara “ A, B ve C” adını verdi.

Daha sonra C grubunun adı  “O” değiştirildi.

O grubunda A ve B özellikleri bulunmadığı için bu isimlendirme “olmayan” anlamındaki Almanca *ohne* kelimesiyle ilişkilendirildi.

Bir yıl sonra, 1902'de Alfred von Decastello ve Adriano Sturli, hem A hem B özelliklerini taşıyan dördüncü grubu keşfetti: “AB.” Böylece bugün bildiğimiz ABO sisteminin dört temel grubu ortaya çıktı.

Kırmızı kan hücrelerinin yüzeyinde “antijen” adı verilen moleküler işaretler bulunuyor.

Kanın sıvı kısmında, yani plazmada ise bu antijenleri yabancı olarak tanıyabilen “antikorlar” bulunuyor.

Örneğin A kan grubunda kırmızı kan hücrelerinin yüzeyinde A antijeni, plazmada ise B'ye karşı antikorlar bulunuyor.

B grubunda bunun tam tersi var.

AB grubunda hem A hem B antijeni bulunurken, 0 grubunda A ve B antijenleri bulunmuyor.

İşte uyumsuz iki kan karşılaştığında problem başlıyor.

Örneğin A grubu bir kişiye B grubu kan verildiğini düşünelim.

A grubundaki kişinin plazmasında bulunan anti-B antikorları, verilen B grubu kırmızı kan hücrelerinin üzerindeki B antijenlerine bağlanıyor.

Bir antikor tek bir hücreye bağlanmakla kalmayıp başka hücrelere de bağlanabildiği için kırmızı kan hücreleri adeta birbirine zincirleniyor.

Buna “aglütinasyon”, yani kan hücrelerinin kümelenmesi deniyor.

Bu yalnızca mikroskop altında görülen ilginç bir olay değil.

Uyumsuz kan naklinde kırmızı kan hücreleri parçalanabilir; damar içinde ciddi bir bağışıklık reaksiyonu, hemoliz, dolaşım bozukluğu ve ağır durumlarda şok gelişebilir.

Bu nedenle yanlış kan nakli hayati tehlike yaratabilir.

Eğer verilen kan ile hastanın kanı uyumluysa, hastanın antikorları bağışlanan kırmızı kan hücrelerini yabancı olarak görüp birbirine bağlamıyor.

Dolayısıyla kırmızı kan hücreleri normal şekilde dolaşımda görevlerini sürdürebiliyor.

Bugün hastanede yapılan kan grubu testlerinin mantığı da aslında bunun üzerine kurulu.

Bir damla kan, A, B ve Rh faktörüne karşı özel antikorlar içeren reaktiflerle ayrı ayrı karıştırılıyor.

Hangi karışımda hücrelerin kümelendiğine bakılarak kanın üzerinde hangi antijenlerin bulunduğu anlaşılıyor.

Böylece kan grubumuz kartımıza yazılıyor ve tüm sistemlerde kayıt altına alınıyor.

Sağlıklı, mutlu ve huzurlu haftalar dilerim.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Adil Tarık Özkurt

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları