BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Neden hep aynı adamlar/kadınlar beni buluyor?

Konuk yazarımız Uzman Psikolog Derya Akcan’ın yazısı sizlerle…

Güncelleme Tarihi: 31 Temmuz 2026 15:16
Abone OlGoogle News

İlişki sorunlarından söz edildiğinde en sık duyduğum cümlelerden biri şudur: "Neden hep sorunlu insanlar beni buluyor?"

Çoğu kişi bu durumu "kader", "şanssızlık" ya da "tesadüf" olarak açıklar. Oysa psikoloji penceresinden baktığımızda, tablo çoğu zaman bundan çok daha karmaşıktır. Tekrarlayan ilişki deneyimleri yalnızca şansla açıklanabilecek kadar basit değildir.

Belki de asıl sormamız gereken sorular şunlardır: Gerçekten aradığımız insanları mı buluyoruz, yoksa eksik kaldığımız yanlarımızı tamamlayacağını düşündüğümüz kişilere mi yöneliyoruz?

Yaşadıklarımız tesadüf mü, yoksa farkında olmadan tekrar ettiğimiz bir ilişki örüntüsü mü?

Psikolojik açıdan bu tekrar eden döngülerin tek bir nedeni yoktur. Çocukluk yaşantılarımızdan bağlanma biçimimize, kendimizle ilgili inançlarımızdan ilişkilere yüklediğimiz anlamlara kadar birçok etken partner seçimimizi etkiler. Çocukken yaşadığımız her ilişki, bize insanlar ve kendimiz hakkında bir şey öğretir. Eğer sevildiğinizi hissettiren, ihtiyaçlarınızın görüldüğü bir ortamda büyüdüyseniz, yetişkinlikte de ilişkilerde kendinizi değerli hissetmeniz daha kolay olur. Ancak bunun tam tersi bir ortamda büyüdüyseniz, sık eleştirildiyseniz, ihmal edildiyseniz, sevginin koşullu olduğunu öğrendiyseniz ya da sürekli terk edilme korkusuyla yaşadıysanız, zamanla bunları hayatın doğal bir parçası sanmaya başlayabilirsiniz.

İşte psikolojide bu derin ve yerleşmiş inançlara şema adı verilir. Şemalar, çocuklukta oluşan ve çoğu zaman farkında olmadan hayatımızı yönlendiren bir tür "ilişki haritası" gibidir. "Ben sevilmeye layık değilim.", "İnsanlara güvenilmez.", "Nasıl olsa terk edilirim." gibi inançlar, yetişkinlikte kurduğumuz ilişkileri sessizce etkileyebilir. Örneğin çocukken hata yaptığınızda sürekli eleştirildiyseniz, yetişkinlikte sizi sürekli eleştiren bir partneri "normal" bulabilirsiniz.

Çoğu zaman bunun farkında bile olmayız. Hatta yaşadığımız ilişkinin bize iyi gelmediğini biliriz ama neden yine benzer insanlara yöneldiğimizi açıklayamayız. Çünkü çoğu seçimimizi yalnızca mantığımız değil, yıllar önce oluşmuş bu görünmez ilişki haritası da etkiler.

İnsan zihninin ilginç bir özelliği vardır: Her zaman sağlıklı olana değil, tanıdık olana yönelme eğilimindedir. Çocuklukta sevgiyle birlikte eleştiri, ihmal, belirsizlik ya da reddedilme deneyimlenmişse, yetişkinlikte benzer duygular garip bir şekilde tanıdık ve güvenli gelebilir. Bunun nedeni o ilişkinin iyi olması değildir; beynin o duyguyu tanıyor olmasıdır. Bu yüzden kimi zaman bize değer veren biri "fazla sıradan" gelirken, ulaşılması zor veya tutarsız davranan biri çok

 

daha güçlü bir çekim yaratabilir. Aslında kişi mutlu olduğu ilişkiyi değil, bildiği ilişkiyi seçiyor olabilir.

Şemaların en önemli kaynaklarından biri de ebeveynlerle kurduğumuz ilişkidir. Çocuklukta yeterince sevgi, ilgi ve duygusal güven göremeyen; anne babasının tutarsız davranışlarına maruz kalan kişiler, yetişkinlikte de benzer özelliklere sahip insanlara yönelebilirler. Kendilerini görmeyen, değer vermeyen ya da duygusal olarak ulaşılmaz kişilere karşı güçlü bir çekim hissedebilirler.

Bu bilinçli yapılan bir seçim değildir. İnsan, çoğu zaman alıştığı ilişki biçimini sürdürme eğilimindedir. Örneğin çocukken anne ya da babasının sevgisini kazanabilmek için sürekli kendini kanıtlamak zorunda kalan, uslu olmaya çalışan ya da hep başkalarının ihtiyaçlarını önceleyen bir çocuk, yetişkin olduğunda da sevgiyi hak etmek için sürekli fedakarlık yaptığı ilişkilerin içinde bulabilir kendini. Karşısındaki kişi onu görmese bile daha çok çabalarsa sevileceğine inanabilir.

Bir başka önemli neden ise duyguların bastırılmasıdır. Duygularını ifade etmek yerine sürekli bastırarak yaşamayı öğrenen kişiler, zamanla kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını ve rahatsızlıklarını fark etmekte zorlanabilirler. Bu nedenle kendilerine yoğun acı, hayal kırıklığı veya kaygı yaşatan ilişkilerde gereğinden uzun süre kalabilirler.

Çünkü duygular, insanın kendisiyle kurduğu en önemli bağlardan biridir. Duygularını uzun süre bastıran biri, ancak çok yoğun yaşantılar sırasında kendini hissedebiliyor olabilir. Bu nedenle iniş çıkışların yoğun olduğu, belirsizlik ve kaygının hâkim olduğu ilişkiler, sağlıksız olmalarına rağmen daha "canlı" hissettirebilir. Oysa yoğun duygular yaşamak, sağlıklı bir ilişki yaşandığı anlamına gelmez.

Belki de bu nedenle doğru soru, "Neden hep aynı adamlar ya da kadınlar beni buluyor?" değildir. Asıl soru, "Neden ben hep aynı insanlara yöneliyorum?" olabilir.

Bu soruyu kendimize sormak suçluluk duymak için değil, kendi ilişki örüntülerimizi anlamak için önemlidir. Çünkü fark edilmeyen örüntüler tekrar eder; fark edilen örüntüler ise değişebilir.

Geçmiş yaşantılarımız bugün kurduğumuz ilişkileri etkileyebilir. Ancak onları değiştirmek de mümkündür. Psikoterapi, yalnızca geçmişi konuşmak değil; geçmişin bugünü yönetmesine izin vermemeyi öğrenmektir. Kendinizi tanıdık acıya mahkûm etmek zorunda değilsiniz. Geçmiş sizi şekillendirmiş olabilir, ancak kaderinizi yazmak zorunda değildir.

- Uzman Psikolog Derya Akcan

Haber Merkezi
Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar