İzmit’in markası Tatlı Güven’in 41 yıllık lezzet hikayesi
Safranbolu’dan başlayıp İzmit’e uzanan bir başarı hikayesi yazan “Tatlı Güven”in kurucusu İhsan Güven’in öğrettikleriyle çalışmaya devam eden Metin ve Mesut kardeşler kentimiz adına “Sütlü Nuriye” tatlısıyla çok önemli bir marka ürettiler. Ünü ülkemiz sınırlarına taşan bu markanın oluşumunda yaşananları aktaran Metin Güven, “Sistemli bir çalışma içindeyiz. Kaliteden ödün vermiyoruz ve buna devam edeceğiz” dedi.

İŞ YERİNDE BULUŞTUK
Mavi Kocaeli Gazetesi olarak röportaj serimize devam ediyoruz. 2026 yılının ilk konuğu Tatlı Güven’in sahiplerinden Metin Güven oldu. Röportajı ekibimiz gazetemizin sorumlu yazı işleri müdürü Orhan Balcı, idari müdürümüz ve köşe yazarımız Tuğrul Kırankaya, muhabirimiz Oğuzhan Hafızoğlu ile köşe yazarımız ve foto muhabirimiz Ziya Ulaş Metin Güven ile önce İzmit merkezindeki iş yerinde bir araya geldi. Ardından Yakup Reis’te söyleşi gerçekleştirdik. Güven Sütlü Nuriye’nin hikayesi ve ticari yaşantısını anlattı. 1985 yılından bu yana Kocaeli’de hizmet veren ve “Sütlü Nuriye” tatlısıyla Türkiye genelinde tanınan Tatlı Güven’in sahibi Metin Güven birçok sorumuza yanıt verdi.
SAFRANBOLU’DAN İZMİT’E
Metin Güven, 1967 yılında Safranbolu’da dünyaya geldiğini belirterek sözlerine başladı. Babası İhsan Güven’in çok küçük yaşlarda İzmit’e geldiğini söyleyen Güven, aile hikayesini şu sözlerle anlattı. “Babam o dönem İzmit’te çalışmaya başlıyor. Biz de belli bir yaşa gelince, okul çağına gelmeden İzmit’e taşındık. Safranbolu’da dedem inşaat ustasıydı. Safranbolu evlerini temelden çatısına kadar yapabilecek kadar taş ve ağaç ustasıydı. Biz de küçükken ona yardım ederdik.”
BABADAN OĞULA UZANAN MESLEK
Babası İhsan Güven’in meslek hayatının kendisi için büyük bir örnek olduğunu ifade eden Metin Güven, süreci şöyle anlattı: “Babam askerden geldikten sonra 1972’de Mehmet Usta’dan ayrılıp Hoşgör’e geçti. 1983’te Hoşgör’den emekli oldu. O sırada ben sanaat okulunda 3. sınıftaydım. 1984’te okulu bitirdim. İlk sene üniversite sınavına girmedim, yaz aylarında çalışıyordum.” 1985 yılına gelindiğinde hayatının dönüm noktalarından birini yaşadığını söyleyen Güven, Bakırcılar Çarşısı’ndaki dükkanın boşalmasıyla Tatlı Güven’in temellerinin atıldığını söyledi: “O zamanlara göre zor bir açılış oldu. Sermaye sıkıntısı vardı. Dükkan açılınca üniversite hayalim de ertelendi.”
Ağabeyinin askere gitmesiyle 1987 yılında tüm sorumluluğun kendisine kaldığını belirten Metin Güven, üniversite sınavını kazandığını ancak bir tercih yapmak zorunda kaldığını anlattı: “Yüzde 5’lik dilime girdim ama üniversiteye gitsem dükkan ne olacaktı diye düşünüyordum. Açık öğretim dersleri sabah 10.00–12.00 arası televizyonda yayınlanıyordu. Dükkana televizyon koydum. Bu durum çarşıda bir ilkti. Çok konuşuldu ama ben kendimden hep emin oldum. Kim ne der diye yaşamadım.”
ASKERLİK VE AİLE
Askerlik dönemine gelindiğinde dükkanı kardeşi Mesut’a emanet ettiğini anlatan Güven, özel hayatına da değindi: “Askerlik döneminde eşimle tanıştım. Askerden geldim, 1998’de evlendik. 2002’de oğlum Oytun doğdu. Şu anda Yeditepe Üniversitesi İngilizce İç Mimarlık son sınıf öğrencisi.”
KIRILMA NOKTASI
Ticaretin zorluklarına da değinen Metin Güven, özellikle 2001 krizinin kendileri için çok ağır geçtiğini söyledi: “Bir ara batma noktasına geldik. İstanbul’da 16 şubeye kadar çıktık ama bazı tercihler uyuşmadı.” 2002 Dünya Kupası’na gönderilen tatlıların ise hayatındaki kırılma noktası olduğunu anlatan Güven, “O dönem Güney Kore’deki milli takıma tatlı gönderdik. Manşetlere çıktık. Bu bizim kırılma noktamızdı. Gece gündüz çalışıyorduk.” dedi. Bu süreçte kurumsal kimlik oluşturma fikrinin doğduğunu belirten Güven, Fransız ve Hollandalı kaynaklardan ilham alarak markanın görsel dilini oluşturduklarını ifade etti.
“KENDİ YEMEDİĞİNİ MÜŞTERİNİN ÖNÜNE KOYMAYACAKSIN”
Gıdada taviz vermediğinin altını çizen Metin Güven, mısır şekerinin dükkanlarına hiç girmediğini özellikle söyledi. Güven, “Babamın bir sözü vardır: ‘Kendi yemediğini müşterinin önüne koymayacaksın.’ Bizim desturumuz bu.” diye konuştu. Kabak tatlısından püre kabağa, fıstıklı şekerpareye kadar birçok ürünün tamamen deneme ve üretme kültürüyle ortaya çıktığını söyleyen Güven, bu ürünlerin bugün özel müşterileri olduğunu ifade etti.
GIDA GÜVENLİĞİ
2004 yılında Çenesuyu’nda kurdukları imalathaneyi büyük bir titizlikle planladıklarını anlatan Metin Güven, “İmalathaneyi mükemmel bir şekilde hazırladık. Personel hiçbir şekilde direkt imalathaneye girmiyor. İkinci katın ön tarafının bir bölümü ofis arka tarafı personeller için kabinler, yemekhaneleri var. Hepsini planlayarak yaptık. İlk başta denetlemeye gelenler, ‘Kiralık bir yere bu kadar yatırım yapılır mı?’ demişlerdi. İmalathanede buzdolapları dışında kapalı hiçbir alan yok. Kapalı alan bizde tehlikelidir.” dedi.
SÜTLÜ NURİYE KAÇ GÜNDE TÜKETİLMELİ?
Tatlıların tüketilme günü ve denetimler hakkında da konuşan Güven, “Sütlü Nuriye için biz 24 saat içerisinde tüketilmesini tavsiye ediyoruz ama bu lezzet için. 30 güne kadar testini yaptık en ufak bir bakteri sıkıntı yok.” dedi. Geçtiğimiz aylarda Tarım Bakanlığı’ndan denetime geldiklerini anlatan Güven, “Sütlü nuriyenin altına soğutucu istemişler. Ben bu işi 40 senedir yapıyorum ve bu dolaba girmemesi gereken bir ürün diye veriyorum. Oradaki memurlar içinde süt olduğu için öyle genelge verildiğini söylemişler. Süt şekerle karıştığı zaman şerbet oluyor. Biz de şerbetli tatlı satıyoruz. Tahlilleri yaptırdık. TÜBİTAK’tan falan fiyatlar aldık. Rakamlar çok uçuk. Bunu bizim değil yetkililerin yapması lazım. Yetkililer geldi muayeneyi aldı. Aldıkları muayeneden bir şey bulamadılar. Sonra bir daha geldiler imalathaneden muayene aldılar. Yine bir şey çıkmadı.” ifadelerini kullandı.
GERİ BİLDİRİMLE GELİŞEN LEZZET
Online satışa geçiş sürecinin iki yıl sürdüğünü anlatan Metin Güven, müşteri geri bildirimlerinin kendileri için çok kıymetli olduğunu söyledi: “Ürünümüzü yolladık sonrasında gittiği zamandaki haline baktık. Fıstık ve cevizin üstüne atılmaması gerektiğini gördük. Ayrı bir şekilde paketledik. Ankara’daki müşterime yolladım. O da kargo ulaştığında 3 gün şehir dışında olması lazımmış. 4. gün yiyebildi. Biraz şekerinin fazla olduğunu söyledi. Onu araştırdım. Vakumluyken salınan sıcak hava ürünü biraz yoğunlaştırıyor. İnternet ürünlerinin şerbetinin biraz daha hafif verilmesine karar verdim. Bunları karşı geri dönüşler sayesinde yaptık.”
Mevcut duruma dair de bilgi veren Güven, şu anda dört şube ile hizmet verdiklerini ve dokuz kişilik bir ekiple çalıştıklarını söyledi. Günlük satışların dönemsel olarak değiştiğini belirten Güven, merkez şubede normal günlerde en az 10 tepsi sütlü nuriye ve onun kadar da diğer tatlıların satıldığını, Ramazan ayında ise bu rakamların 6–7 katına çıktığını ifade etti.
GÜVEN DUYGUSU
MasterChef, TRT Belgesel, A Spor ve birçok ünlü isimle yaşadığı anıları paylaşan Güven, özellikle güven duygusunun kendisi için her şeyden önemli olduğunu anlattı: “Mustafa Çulcu A Spor’da program yaparken sütlü nuriyeden bahsetmiş. Ben televizyonu çok fazla seyreden biri değilim. Ertesi gün Mustafa Hoca aradı beni. ‘Akşam canlı yayında kulaklarını çınlattım.’ dedi. Sonraki hafta yine program varmış. Bizden tatlı alıp götürdü. Mustafa Hoca tatlıyı güvenerek alıp gidiyor çünkü mahcup olmayacağını biliyor. Bunun keyfi bambaşka.”
41. YIL, KOCAELİSPOR VE VEFA
Bu yıl 41. yıllarını kutladıklarını belirten Metin Güven, Kocaelispor sponsorluğunun kendisi için çok özel olduğunu ifade etti. Güven, “Ben sponsorluk anlaşması zamanı Başkan Recep Durul’la konuştuğumda, ‘Bizim bu sene 41. senemiz. Ben bu sene her hafta 5 tepsi ile Kocaelispor'un resmi sponsoru olmak istiyorum.’ dedim. Sponsorluğumuzu imzaladık. Bu konu benim için çok önemliydi. Çünkü vefa ödemek olarak görüyordum. Babam biz küçükken ‘Takım tutacaksanız Kocaelispor’u tutacaksınız. Şehrin takımı. Her anlamda şehre değer katacaktır.’ dedi. Bu dediğini de bire bir yaşadık. Biz milli takımla tanışmamızın yanı sıra üç büyük kulüple de çalıştığımız dönemler oldu. Gecenin bir yarısı Tuncay Şanlı telefonla aramıştı. ‘Ağabey rahatsız ettim. Arda tatlı istiyor nasıl yaparız?’ dedi. Arda İspanya’da oynarken oraya bile tatlı gidiyordu. 1-2 sene önce Colin Kazım geldi. Sapanca’ya gelmişler. Gelmişken de aynı zamanda tatlı yemek istemiş.”
METİN GÜVEN’İN BİR GÜNÜ
Metin Güven sıradan bir gününü ise şöyle özetledi: “Dükkanı 10.00’da açarım. Kahvaltımı çarşıda yaparım. Öğlen yemeğim 15.00–15.30 arasıdır. Akşamları bazen eve giderim bazen arkadaşlarla buluşurum. Tekne merakım var. Yemek yapmayı severim. Güveç ve fırında köfteyi iyi yaparım.”
Hatice Hünerel














