BIST14.641,56%0.45
USD48.2387%0,23
EURO55,8944 %-0.4
ALTIN6.908,74 %-3.0

Eski İzmit kabadayısı Deli Kenan’ın çizgi romanı (33)

Kentimizin karikatüristlerinden ve şairleri arasında yer alan Nevzat Ayav’ın hazırlayıp çizdiği, “Deli Kenan” isimli çizgi romanı sizlerle…

Güncelleme Tarihi: 20 Ekim 2026 14:52
Abone OlGoogle News

Ali'nin bileğinde, Zeynep'in oğlunun bileğinde gördüğü ipin aynısıydı. Zeynep öldüğünde Ali daha 3 yaşındaydı, mahallelinin elinde büyümüştü. Geçen hafta "Balık tutmaya gidiyorum" deyip kaybolmuştu.

“Mert," dedi Kenan sesini alçaltarak. "Şimdi beni iyi dinle.

Geri dönüyorsun. Kör Remzi'ye git, benim kahvenin altındaki o eski demir kasayı açsın. İçinde sarı bir zarf var.

Onu alıp doğruca Karakol Meydanı'na, Komiser Rıfat'a götür. Kimseye görünmeden."

"Abi seni burada bırakmam."

"Sana ne diyorsam onu yap Mert. Eğer sabaha kadar dönmezsem, o zarfı açsın. İçindekiler bu limandaki bütün paslı vinçleri yerinden sökecek kadar ağır."

  

Mert, istemeye istemeye karanlığın içinde kayboldu.

Kenan yalnız kalmıştı. Pardösülü adamın onu izlediğini hissediyordu ama istifini bozmadı. Çünkü Deli Kenan'ın bir raconu daha vardı: Avlandığını anladığın an, avcı rolü yapmayı bırakırsın. Yem olursun. Yem, en keskin kancadır.

 

Deli Kenan yavaşça ayağa kalktı, ellerini cebine koydu ve deponun önüne doğru yürümeye başladı. Kapıdaki nöbetçi irkildi.

 “Selamünaleyküm," dedi Kenan. "Çocuğu almaya geldim."

Nöbetçi silahına davrandı. "Kimsin lan sen!"

“Ben," dedi Kenan, o meşhur kehribar tespihini cebinden çıkarıp şakırdatarak, "bu mahallenin bekçisiyim.

O içerideki çocuklar da bu mahallenin emaneti. Emanete hıyanet olmaz diye duymadın mı hiç?"

Tam o sırada telsiz cızırtıyla konuştu: "Bırakın gelsin..."

Kapı gıcırdayarak açıldı. İçerisi kesif bir rutubet ve çöp kokuyordu. Yerde, eski balık kasalarının üzerinde uyuya kalmış 4-5 çocuk vardı. Hepsinin bileğinde aynı kırmızı ip.

  

Köşede, Ali... Gözleri şiş, ama ayakta.

Ali Kenan'ı görünce "Kenan Abi!" diye fırladı.

Kenan diz çöktü, Ali'yi kucağına aldı. "Korkma aslanım, buradayım."

İçeriden uzun pardösülü adam çıktı. Gümüş gözlüklü Müfettiş'in ta kendisiydi.

"Çok iyi bir tiyatrocusun Kenan," dedi Müfettiş alkışlayarak.

"Ama bu sefer yanlış dosyayı açtın. Bu çocuklar, o yukarıdaki zincirin en değerli halkaları. Yurtdışına... İşçiye ihtiyaç var."

Kenan Ali'yi yavaşça arkasına itti.

"Müfettiş Bey," dedi. "Sen beni hâlâ anlamadın.

Ben bu çocukları kurtarmaya gelmedim. Ben seni, o karanlık koridorlarından çıkarıp, bu pisliğin içinde yüzleşmeye getirdim."

"Ne diyorsun?"

 

Kenan cebindeki küçük not defterini çıkarıp yere attı.

Defterin son sayfasında, Müfettiş'in telsiz frekansı, plaka numaraları ve liman mührünün fotoğrafı vardı.

"Az önce Mert'i gönderdim," dedi Kenan gülümseyerek.

"O zarf boş değildi. İçinde senin bu depoyu kiraladığın o sahte derneğin belgeleri vardı. Şu an Komiser Rıfat, bütün limanı sarmış durumda. Senin o telsizle konuştuğun 'Patron'un da dinleniyor."

 

Haber Merkezi
Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar